Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/13370 K: 2015/10988

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Bunların yanında hüküm sonucunda harcın kimlerden hangi oranda alınacağının ve satışın genel açık artırma suretiyle yapılacağının belirtilmesi gerekirken bu hususların belirtilmemesi de doğru görülmemiş, belirtilen tüm bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2012/14388 K: 2012/16753

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

TMK’nın 644 maddesi gereğince elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesine kara verilirken paydaşlar, kök miras bırakanın mirasçılık belgesine, miras bırakandan sonra vefat eden mirasçılar var ise bunlara ait mirasçılık belgeleri ve TMK’nun 677, maddesi gereğince yapılan pay temliklerin göre tespit edilmeli, oluşan duruma göre sahip oldukları hisse miktarları dikkate alınarak, paylı mülkiyet payları hesap edilerek hüküm kurulmalıdır, Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2013/702 K: 2013/4486 T: 14.3.2013

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Ortaklığın giderilmesi davasında taraf teşkili sağlanmaksızın yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilirken, paydaşlara ait payların hüküm fıkrasında ayrı ayrı yazılması gerekirken mirasçılık belgesindeki paylara atıf yapılarak hüküm kurulması doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2018/9287 K: 2018/11519

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/6136 K: 2016/10817 T: 22.12.2016

Aralık 5, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davasının davalısı önalım hakkına dair taşınmazdaki payı satın almadan önce o taşınmazda paydaş ise bu paydaş hakkında önalım hakkı kullanılamaz. Çünkü, TMK’nın 732. maddesiyle bir paydaşın payını üçüncü şahsa satması halinde önalım hakkının kullanılabileceği kabul edilmiştir. Paydaş üçüncü kişi sayılamayacağından paydaşın paydaş aleyhine önalım hakkını kullanması söz konusu olamaz. Dava hakkına dair bu hususun davanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/14908 K: 2014/727 T: 16.1.2014

Aralık 5, 2024 Suat Şimşek 0

Satış dışındaki temliklerde önalım hakkının kullanılması mümkün değildir. Davacı da tapuda trampa şeklinde yapılan temlikin aslında satış olduğunu iddia ederek muvazaa iddiasında bulunmuştur. Tapudaki işlemin tarafı olmayan davacının bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlaması mümkündür. Trampaya konu edilen taşınmazlar arasında değer farkı olması tek başına işlemin trampa olmadığını kanıtlamaya yeterli olmadığı gibi resmi senette aradaki bedel farkının alındığı da yazılıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/6-109 K: 2013/1476 T: 23.10.2013

Aralık 5, 2024 Suat Şimşek 0

Gerçekte satış olan işlemin sırf diğer paydaşların önalım haklarını kullanmalarının engellenilmesi için trampa olarak gösterilmesi halinde kanunun dolanılması söz konusu olur ki, bu hususu kanun korumaz. Öyle ise, yerel mahkeme direnme kararı gerekçesinde de belirtildiği üzere, davalı tarafından, taşınmazda trampa yolu ile pay edinimi muvazaalı olup, gerçekte satış işlemi ile pay edindiği ve davacı yan yönünden önalım hakkının var olduğu kabul edilmelidir. Yerel mahkemenin direnme kararı yerindedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2011/8819 K: 2011/9214 T: 20.9.2011

Aralık 5, 2024 Suat Şimşek 0

Yapılan ihalenin kesinleşmesiyle satış sözleşmesi tamamlanmış olduğundan davacının bu pay satışına yönelik olarak önalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Zira satın alınan payın alıcı davalı adına tapuda tescil edilmesi edinilen ayni hakkın üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi açısından önem arz eder. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/822 K: 2014/5766 T: 5.5.2014

Aralık 5, 2024 Suat Şimşek 0

Davacı usulüne uygun olarak diğer davacının açtığı önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasına asli müdahil olarak katıldığından davasının esastan incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

Dava konu taşınmazdaki payın satışı işlemine karşı satıcının eski eşi tarafından tasarrufun iptali davası açılmıştır. Önalım hakkı gerçek satışlarda kabul edileceğinden satışın iptali halinde önalım hakkından bahsedilemez. Mahkemece ilgili tasarrufun iptali davasının sonucunun beklenmesi gerekirken bu husus üzerinde durulmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2014/824 K: 2014/8190 T: 26.5.2014

Aralık 5, 2024 Suat Şimşek 0

Davacı, şufa davasının yargılaması sırasında dava konusu yeri 2002 yılında satın aldığını ancak tapu devrinin 2010 yılında gerçekleştiğini, dava konusu taşınmazı 9 yıldır ekip biçtiğini, üzerine ağaçlar diktiğini beyan etmiştir. Hal böyle olunca mahkemece; önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile alıcı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisinin kurulmuş olduğu nazara alınarak, taraflarca bildirilen tüm delillerin usulünce toplanması, davacının talebinin sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde değerlendirilerek hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/13397 K: 2014/1359 T: 4.2.2014

Aralık 5, 2024 Suat Şimşek 0

Asli müdahale talebinde bulunanın davaya konu taşınmazda paydaş olması sebebiyle yasal önalım hakkı bulunmaktadır. Asli müdahilin satıcı paydaşın oğlu olması önalım hakkını kullanmasında kötü niyetli olduğunu göstermez. Ayrıca, TMK’nın 733/3 maddesi uyarınca 8.8.2011 tarihinde yapılan pay satışı ile ilgili asli müdahile yapılmış bir noter bildirimi bulunmamaktadır. Bu durumda dava 2 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/18958 K: 2016/5114 T: 26.4.2016

Aralık 5, 2024 Suat Şimşek 0

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na dayanarak önalım hakkının kullanılması ile ilgili olarak da TMK’nın 732 vd maddelerinin esas alınması düzenlendiğine göre, davalı davaya konu taşınmazı edinmesinden sonra davacıyı satın almasına dair TMK’nın 733/3 maddesi uyarınca noter bildirimi ile bilgilendirmemiştir. Davacının davalının edinimini noter bildirimi dışında bir yolla öğrenmesinin hak düşürücü sürenin işlemesine bir etkisi bulunmamaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/6-494 K: 2014/153 T: 26.2.2014

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Davacı ve davalıya pay satan dava dışı kişiler arasında 16.10.2009 tarihinde düzenlenen miras taksim sözleşmesinde yer verilen, “işbu miras taksim sözleşmesindeki mirasçı taraflar kendi hisselerine düşen payı bir başkasına satmak isterse iyi niyet gereği öncelikle diğer mirasçılara satın alma teklifini yapmakla yükümlüdür ifadesiyle sözleşmeye dayalı önalım hakkı düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 213/3 maddesi hükmü gereği yazılı şekilde yapılmış bu önalım sözleşmesi geçerli olup, tarafları bağlar Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2009/6-32 K: 2009/69 T: 11.02.2009

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdikten sonra; TMK.m.733’de diğer paydaşlara noter bildirim yükümlülüğü getirilmiş ve satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle önalım hakkının düşeceği esası getirilmiştir. TMK.734.maddesi uyarınca da dava değerinin tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderleri olduğu kabul edilmiştir. Böylece davaların kısa sürede açılıp, sonuçlandırılması amaçlanmıştır. Bu nedenle de tapuda gösterilen satış bedelinin esas alınması gerekmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2009/5193 K: 2009/6020 T: 23.06.2009

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2009/4009 K: 2009/9055 T: 27.10.2009

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Her ne kadar mahkemece taşınmazda fiili bir taksim bulunmadığı, tüm paydaşların belli ve muayyen bir yeri olmadığı görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu değerlendirme yukarıda belirtilen esaslara uygun düşmemektedir. Zira eylemli kullanma durumu, taşınmaz üzerinde paydaşlarca taksim edilerek kullanılagelen bir durumun varlığı ve bu kullanma biçimine değer verilmesi, önalım hakkına konu paya tekabül eden yerin de davalıya satıldığının davacı tarafından bilinip bilinmemesi önem kazanmaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2005/6968 K: 2005/8098 T: 13.09.2005

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

İsteğe baglı acık artırma suretiyle yapılan satışlarda diğer paydaşlar yönünden Borçlar Kanunu’nun 225/2. maddesi hükmü gereği satış sözleşmesi açık artırma yapılmakla gerçekleşmiş olacağından açık artırma tarihi itibariyle doğan önalım hakkının alıcıya karşı kullanılması gerekir. Dava ise payını satan paydaşa karşı açıldığından Maliye Hazinesi’nin bu davada davalı sıfatı bulunmamaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2002/942 K: 2002/2526 T: 09.04.2002

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Şufalı pay 4.11.1999 tarihinde yapılan ihtiyarı ihale ile davalıya satılmıştır. Bu satış resmi memur huzurunda yapılan satış akdi yerine geçer ve Borçlar Kanununun 225.maddesinin 2.fıkrası uyarınca bu ihale ile satış akdi tamamlanmış olur. Bundan sonra mülkiyetin geçmesi için gerekli tescil işlemi, satış akdinin tamamlanmasının bir unsuru değildir. Şufa hakkının ihale tarihi dikkate alınmak suretiyle kullanılması gerekir. Satışın ihale yolu ile yapılmış olması, davacının mutlaka bu satıştan haberdar olduğu anlamına gelmez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2003/6964 K: 2003/8020

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Tapudaki pay satışı ile birlikte doğan önalım hakkının özel hukuktan doğan bir hak olması sebebiyle kullanılması hak sahibinin iradesine bağlıdır. Haktan feragat, niteliği itibariyle hukuki sonuç doğuran tek taraflı bir hukuki muameledir. Medeni Kanunun bu konuya ilişkin 733.maddesindeki düzenlemeye göre belirli bir satışta önalım hakkını kullanmaktan vazgeçme yazılı şekle tabidir ve satıştan önce veya sonra yapılabilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/4628 K: 2014/8878 T: 2.7.2014

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Dosya arasındaki tedavüllü tapu kayıtları ve akit tablosuna göre davaya konu taşınmaz üzerindeki muhdesatın (dava konusu avlulu kargir evin) önce paylı maliklerden Ş. S.’ye ait olduğu sabittir. Önalım davasına konu 1/2 Ş. S. payının davalı D. Ç.’e muhdesatla birlikte satıldığının ve davacının D. Ç.’e karşı açmış olduğu şuf’a davasının kabulüyle de muhdesatın artık davacı N.’e döndüğünün kabulü gerekir. Bu sebeple davacının davalılardan şerh lehtarı D. Ç. aleyhine açmış olduğu şerhin terkini davasının kabulü gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/4011 K: 2014/9348 T: 11.7.2014

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Davalı her ne kadar tapuda satış olarak gösterilen işlemin kooperatife üye olması için peşin ödemesi gereken aidat bedeline mahsuben devralındığını savunmuş, gerçek bir satış olmadığından önalım hakkı doğmadığını bildirmiş ise de tapudaki resmi işlemin tarafı olup üçüncü kişi konumundaki davacıya karşı kendi muvazaasına dayanamaz. Öte yandan, payın şirkete ayni sermaye olarak konulduğu da kanıtlanamamıştır. Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2018/2136 K: 2018/9207

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davasında, mahkeme ilamı satış akdi yerini almaktadır. Tescile ilişkin kararın kesinleşme tarihine göre de dava süresi dikkate alınır. Davalı şuf’alı payı cebri tescil davası sonucu iktisap etmiştir. Mülkiyet hakkı cebri tescil ilamının kesinleşmesi tarihinde davalıya geçeceğinden şuf’a hakkı da bu tarihten itibaren doğacaktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2011/3325 K: 2011/6125 T: 10.5.2011

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaza ilişkin şufa sözleşmesininyazılı şekilde yapılması yeterlidir. Bu durumda şufa akdinin oluşmadığını ileri sürmek usulsüzdür. Kimse sicilde var olan bir kaydı ve bu kaydın bağlı olduğu evrakı müsbiteyi incelemediği hususunda iyiniyet iddia edemez. Tapu sicil müdürlüğüne gelip taşınmazı satın alan ve bu taşınmaz üzerinde kira akdi şerhini gören davalın kira akdini incelemediği iddiası iyi iyiniyetli kabul edilemez. Bedelde muvazzaya ilişkin iddiası ise akdin tarafalarının bedelde muvazza iddiaları dinlenemeyeceğinden davanın kabulü gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2012/6-371 K: 2012/563 T: 12.9.2012

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Davalı Belediye maliki olduğu parseldeki çekişmeye konu payını, 2981 sayılı kanun uyarınca, gecekondusu bulunan davalıya gecekondusunun yolda kalması nedeniyle yasa gereği tahsisen temlik etmiştir. Her ne kadar tahsis karşılığında bir bedel alınmışsa da, işlemin niteliği gözetildiğinde gerçek bir satım aktinden söz etmek mümkün değildir. 2981 sayılı yasanın kapsadığı hükümler kamu düzenine ilişkin olduğundan, tahsisi veya tescili daha evvel yapılmış paydaşın, sonradan tahsis yapılan kişi aleyhine şufa davası açması doğru olmayacaktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/15910 K: 2014/2430 T: 25.2.2014

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davasına konu payın dair bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir 3. şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış sebebiyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/3127 K: 2013/4971 T: 1.4.2013

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Davalı tanıklarından davalıya pay satan şahıs dışındaki tanıklar fiili taksime ilişkin görgüye dayalı bilgileri olmadığını beyanla davalıdan duydukları şeklinde beyanda bulunmuşlar. Davalı tanığı taksimin hisse satışından önce yapıldığını beyan etmiş ise de, keşif tutanağından ve keşif sonrası düzenlenen rapor ve krokilerden taşınmazın fiilen taksim edildiği anlaşılamamaktadır. Yerel bilirkişi, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve diğer bilgi ve belgelerden davalının fiili paylaşım savunmasını kanıtlayamadığı anlaşıldığından, mahkemece işin esası incelenerek davacıya önalım bedelini yatırması için süre verilmesi, daha sonra sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/8491 K: 2014/9115 T: 8.7.2014

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Bir taşınmazda fiili taksim sebebiyle önalım hakkının kullanılamaması için, taşınmazın paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilmesi ve önalım hakkını kullanan (davacı) ile pay satışı yapan paydaşların paylarına denk gelen bölümü kullanıyor olmaları ve de pay satanların bu payı kullandığı sırada önalım hakkını kullanan paydaşın çekişme konusu paya denk gelen yerde hak iddia etmemiş olması gerekir. Somut olayda, davaya konu taşınmazda davacının kullandığı pay bulunmadığından fiili taksimden söz edilemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/2740 K: 2014/6664

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Somut olayda, davalı tarafından, cevap dilekçesinde önalım hakkına konu olan payın bulunduğu taşınmaz üzerinde uzun yıllara dayalı fiili taksim bulunduğu bildirilmiştir. Mahkemece davalının bu savunması üzerinde durularak davalının delillerinin ve davacının karşı delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yargılama aşamasında dava konusu önalıma konu payın bulunduğu taşınmazın başında keşif yapılmadan, dava konusu taşınmazda fiili taksimin olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/6398 K: 2014/11139

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşları tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Eylemli kullanma durumu, taşınmaz üzerinde paydaşlarca taksim edilerek kullanılagelen bir durumun varlığı ve bu kullanma biçimine değer verilmesi, önalım hakkına konu paya tekabül eden yerin de davalıya satıldığının davacı tarafından bilinip bilinmemesi önem kazanmaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/16536 K: 2014/3688 T: 18.3.2014

Aralık 3, 2024 Suat Şimşek 0

Yapılan 2. keşifte özellikle davalı tanığı M. Y.’ün fiili kullanıma dair tutarlı ve ayrıntılı beyanına uygun olarak düzenlenen 12.6.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda davaya konu payın bulunduğu taşınmazın krokide A harfli kısmının davalıya pay satan G. K., D harfli kısmının da davacı M. K: tarafından kullanıldığı ve davacının önceki paydaş zamanında bu kullanıma karşı çıkmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacının önalım hakkının kullanılması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/14-1343 K: 2016/1036 T: 9.11.2016

Aralık 2, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşları tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Davacının kullandığı veya davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/15281 K: 2017/6845 T: 26.9.2017

Aralık 2, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/18920 K: 2017/8814 T: 27.11.2017

Aralık 2, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 tarihli ve 3/2 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Davaya muvafakat, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/17524 K: 2016/3546 T: 23.3.2016

Aralık 2, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davasında davaya konu payın satış bedeli ile ödenmesi zorunlu harç ve masrafların toplamından ibaret olan önalım bedelinin 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 734/2. maddesi gereğince hükümden önce mahkemece belirlenecek uygun bir zaman içinde depo edilmesi için davacıya süre verilmesi gerekir. Davacıya verilen bu sürenin kesin olduğuna da mahkemece karar verilebilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/17145 K: 2017/8527 T: 16.11.2017

Aralık 2, 2024 Suat Şimşek 0

Satış tarihi ile karar tarihi arasında 18 yıl gibi uzunca bir sürenin geçmiş olması gözönüne alındığında bu durumun davacıyı amacı dışında zenginleştirmemesi davalıyı da fakirleştirmemesi gerekir; bir tarafın diğer taraf zararına azımsanamayacak derecede oransız bir çıkar sağlaması M.K’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olacaktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/4874 K: 2018/1459 T: 27.2.2018

Aralık 2, 2024 Suat Şimşek 0

Satış tarihinden itibaren geçen uzunca bir süre sonra, taşınmazın değerinde meydana gelen objektif ve enflasyon artışlarının, önalım bedeline dahil edilmesi yorumu, yasaya ve hukukun genel prensiplerine de ters düşmeyecektir, aksine bir uygulamanın hukukun amacı olan adaletin somutlaştırılmasını önleyeceği ve çıkarlar dengesini bozacağı açıktır, aksi halde; önalım hakkı sahibi sebepsiz zenginleşirken alıcı olan davalı fakirleşecektir, aradan geçen sürede ortaya çıkan değer artırıcı unsurların dikkate alınarak önalım bedelinin yeniden belirlenmesi hakkaniyete uygun olacaktır, Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/9101 K: 2018/1671 T: 5.3.2018

Aralık 2, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde tüm paydaşları tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişilerin kullandığı ayrı ayrı bölümler var ise satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeni ile önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı kabul edilmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/6458 K: 2019/5034

Aralık 2, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemece, 29.12.2015 tarihli ön inceleme celsesinde, taraf vekillerinin beyanları doğrultusunda 1 No’lu ara kararı ile tahkikata geçilmesine karar verildiği halde taraf vekillerinin beyanları alınmaksızın 3 No’lu ara karar ile önalım bedelini depo etmek üzere davacı vekiline kesin süre verildiği, ne var ki ön inceleme tamamlanmadan ve gerekli kararlar alınmadan tahkikata geçilemeyeceği ve tahkikat aşamasında verilmesi lazım gelen kesin sürenin bu aşamada verilemeyeceğinin düşünülmemesi doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2011/13-173 K: 2011/291

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, menfi tespit istemlidir. Kural olarak, muvazaalı işlemin tarafları birbirine karşı kendi muvazaasına dayanarak talepte bulunabilir, üçüncü kişilere karşı bu durumu ileri süremezler ise de, somut olayda olduğu gibi tapuda bedelin düşük gösterilmesi suretiyle yapılan muvazaa taraflar arasındaki muvazaa niteliğinde olmadığından bu tür bir muvazaaya dayanılarak talepte bulunulması olanaklı değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2011/6-123 K: 2011/301

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Dava sırasında, davalı taşınmazı bir başkasına devrederse, davacı şu iki yoldan birini seçebilir: Davacı, ya davaya temellük edene (üçüncü kişiye) karşı devam edilmesini isteyebilir ya da davasını, müddeabihi temlik etmiş olan davalıya karşı tazminat davasına çevirebilir. Davalının, taşınmazı bir başkasına (üçüncü kişiye) temlik etmesi durumunda; davacı, dava konusu malın veya hakkın aynen kendisine verilmesini istiyorsa, davalı ile olan davasından vazgeçerek, müddeabihi devralmış olan üçüncü kişiye karşı aynı davaya devam edilmesini ister. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/17174 K: 2017/2116 T: 20.3.2017

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Dinlenen tanık beyanlarına göre, davaya konu 1494 ada 13 no’lu parselde portakal ağaçlarının bulunduğu yerin davacı tarafından kullanıldığı, davalıya satılan ve sebze ekilmek suretiyle kullanılan kısmın ise tel örgü ile çevrili haldeyken davalıya satıldığı anlaşıldığından fiili taksimin varlığı kabul edilmelidir. Bu durumda, davacının önalım hakkının kullanılması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/6-1754 K: 2015/1235

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Bilindiği üzere şuf’a (önalım) hakkı müşterek mülkiyet ilişkisi devam ettiği sürece mevcuttur. Yargılamanın devamı süresince davacının paydaşlığını koruması zorunludur. Davacı davanın açılmasından sonra herhangi bir şekilde payını yitirirse davacının paydaşlığından söz edilemeyeceğinden şuf’a hakkının kullanılması da mümkün olamaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/17495 K: 2017/2469 T: 28.3.2017

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşın önalım davası açmadan önce herhangi bir sebeple mülkiyet hakkını yitirmesi ya da taşınmazın paylı mülkiyete konu olma durumunun sona ermesi halinde önalım hakkı da sona erer. Dosyamızda davacıya ait payın dava tarihinden önce 29.01.2015 tarihinde davalı tarafından satın alındığı, davacının da duruşmadaki beyanından anlaşılmaktadır. Bu sebeple paydaş olmayan davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/10776 K: 2013/12665 T: 2.10.2013

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Davanın açılmasından sonra davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir:

a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.

b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/3904 K: 2017/8639 T: 21.11.2017

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Toplulaştırma sonucunda davaya konu taşınmazlarda bilirkişi raporuna göre pay ve paydaşlık durumu değişebileceğinden mahkemece davaya konu tüm parseller yönünden toplulaştırma sonucunda paydaşlık durumunun devam edip etmediği araştırılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/226 K: 2017/9160 T: 6.12.2017

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse önalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeli ile sorumludur. Davacının davayı yönelttiği kimsenin kötü niyetli olduğunu iddia etmesi halinde bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/15821 K: 2014/1753

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Davalı savunmasında önalım hakkına konu payın önceki paydaş Zihni aleyhine açılan boşanma davası nedeniyle bedelsiz olarak adına tescil edildiğini savunduğundan 27.03.1957 gün ve 1956/12 1957/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama olanağı da bulunmamaktadır. Bu nedenle, mülkiyetin nakli satış yoluyla olduğundan davalı ile pay devreden arasındaki ilişki önalım hakkını kullanılmasına engel oluşturmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/3048 K: 2017/9712 T: 26.12.2017

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının seçimlik hakkı olduğundan dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirir. Bu sebeple davacıya seçimlik hakkını kullanması için süre verilmelidir. Önalım hakkına dair payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan önalım hakkını kullanmasına engel değildir. Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse önalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeli ile sorumludur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/3167 K: 2016/5473 T: 4.5.2016

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkı müşterek mülkiyette pay satın alana karşı kullanılır, dava da onun aleyhine açılır. Satış tapuya tescil ile vaki olacağından tapu ile payı kim iktisap etmiş ise ona karşı önalım hakkı kullanılacaktır. Davadan önce bir çok satış olmuşsa önalım davası en son satın alana karşı açılacaktır. Çünkü dava, önalıma konu paya dair tapu kaydının iptalini de amaçladığından kayıt sahibi aleyhine açılması zorunludur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/14472 K: 2014/3638

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmazda davacı ve davalının ayrı ayrı kullanımında olan bağımsız bölümler bulunmakta olup, davalı tasarrufundaki bağımsız bölüm payını devraldığı önceki malikin kullandığı bağımsız bölümdür. Davalıya payını devreden satıcının kullanımında olan bağımsız bölümün davalı tarafından satış yoluyla edinilmiş olup, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/14767 K: 2014/542

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davasında davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunmuş ve bu iddiasını kanıtlamak için tanık deliline dayanmıştır. Bu nedenle mahkemece davacının gösterdiği tanıklar dinlenmeli, ayrıca varsa davacının ve davalının diğer delilleri toplanarak öncelikle muvazaa iddiasına ilişkin uyuşmazlık çözülmelidir. Önalım bedelinin belirlenmesinden sonra ise Harçlar Kanununun 30. maddesi uyarınca eksik harç var ise tamamlanması için davacıya süre verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/14713 K: 2015/1438

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Bedelde muvazaa iddiasının kanıtlanması halinde belirlenen bedel ile tapu satış harcı ve masrafları, aksi halde TMK’nın 734. maddesi uyarınca dava konusu payın satış bedeli ile ödenmesi zorunlu harç ve masrafın toplamından oluşan önalım bedelinin hükümden önce belirlenecek uygun bir zaman içinde depo edilmesi için davacıya süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/10752 K: 2015/9288

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Keşif ile belirlenen bedel tek başına bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli olmayıp, davacının diğer kanıtlarını doğrulamak bakımından önem taşımaktadır. Davacı tanıklarının davalı ile pay satanlar arasındaki ilişkiye dair herhangi bir bilgileri olmaması nedeniyle bedelde muvazaa iddiası kanıtlanamamıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/9695 K: 2017/1504 T: 28.2.2017

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Keşifle belirlenen bedel, bedelde muvazaa iddiasını tek başına kanıtlamaya yeterli olmayıp davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem taşımaktadır. Dolayısıyla, davacı bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle, mahkemece davaya konu payın satış bedeli ile ödenmesi zorunlu harç ve masrafın toplamından oluşan önalım bedelinin hükümden önce belirlenecek uygun bir zaman içinde depo edilmesi için davacıya süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/292 K: 2015/1544

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmazda 1/3 payı 14.01.2008 tarihinde tapuda 90.000,00TL satış bedeli göstererek satın alan davacının, aynı taşınmazda 1/3 payı 11.05.2011 tarihinde 27.000,00TL satış bedeli göstererek davalının satın alması durumunda davacının tapuda gösterilen 27.000,00TL satış bedeli üzerinden şufa hakkı kullanmak istemesinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilemeyeceği. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/356 K: 2016/491 T: 6.4.2016

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, önalım bedelinin belirlenmesinde tapudaki satış bedelinin mi yoksa temlik tarihi itibariyle hesaplanan (davalının ödediğini iddia ettiği) gerçek bedelin mi esas alınması gerektiği noktasında toplanmakta olup; Kurulda yapılan görüşmeler sonunda çoğunlukça, dosya içeriği ve toplanan deliller uyarınca TMK’nın 734.maddesinde düzenlendiği ve Özel Daire bozma kararında belirtildiği gibi önalım bedelinin belirlenmesinde esas alınacak satış bedelinin tapudaki satış bedeli olarak anlaşılması gerektiği kanaatine varılmıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2011/8560 K: 2011/13386

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamını önalım bedeli olarak depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delil ile kanıtlayabilir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Davacı satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2010/20143 K: 2011/2739

Aralık 1, 2024 Suat Şimşek 0

Davacı, şufa davasını 14.12.2007 tarihinde açmıştır. Şufa davası açılmakla aynı şartlarla taşınmazı satın almaya rıza göstermiş sayılmalıdır. Yani davacı 6.1.2007 ve 7.1.2007 tarihinde konan asfalt katılım payı şerhi konmuş taşınmazı bu haliyle almayı kabul etmiş sayılır. Bu durumda asfalt katılım payından davacı sorumludur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/12840 K: 2016/590 T: 20.1.2016

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

3194 Sayılı İmar Kanununun 16. maddesiyle belediye ve mücavir alan hudutları içindeki taşınmazların ifrazının Belediye Encümenlerince, bu alanların dışında bulunan taşınmazların ifrazlarının ise İl İdare Kurullarınca onaylanması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Aynı maddenin son fıkrasına göre belirlenen bu esasların paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davalarında da uygulanması gerekmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/16577 K: 2016/2891 T: 7.3.2016

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Aynen bölünerek paylaştırma (taksim) halinde teknik bilirkişiye ifraz (taksim) projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz Belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise Belediye Encümeninden karar alınmak suretiyle belediyeden, Belediye dışında ise İl İdare Kurulundan İmar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulur. İfraz projesinde kimlere nerelerin verileceği konusunda paydaşlar anlaşamazlar ise hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/1481 K: 2016/4627 T: 18.4.2016

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/9317 K: 2018/57 T: 15.1.2018

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Aynen taksim isteyen hissedarlara süre verilerek Kat Mülkiyeti Kanununun 12. maddesinde belirtilen eksikliklerin giderilmesi suretiyle paydaş ve bağımsız bölüm itibariyle herbir müşterek malike/paydaşa en az bir bağımsız bölüm verilerek kat mülkiyeti oluşturulması ve bağımsız bölüm ve daireler arasındaki değer farkının ise ivaz ilavesiyle denkleştirilmesi mümkün bulunmaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/1816 K: 2018/2164

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmazın bulunduğu alanın 6360 sayılı yasa gereği Büyükşehir Belediyesi olduğu, bu yasanın ilgili maddesi ile köylerin mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katıldıkları anlaşıldığından, dava konusu taşınmazda aynen taksimin mümkün olup olmadığının ilgili belediyeden sorularak, gelen cevabi yazı sonucuna göre hüküm verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/14-469 K: 2015/2492 T: 6.11.2015

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

6537 Sayılı Kanun’un 9. maddesiyle 3083 Sayılı Kanun’un 13. maddesinin son fıkrasının son cümlesinin yürürlükten kaldırıldığından toplulaştırma kapsamında olan davaya konu taşınmazlarda ortaklığın giderilmesine karar verilebilmesi mümkün hale gelmiştir. Hal böyle olunca bu son yasa değişikliği nedeni ile mahkemenin davacıların davaya konu taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi talebinin kabulüne dair direnme kararı usul ve yasaya uygundur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2007/3686 K: 2007/6261 T: 15.5.2007

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, Kamulaştırma Kanunu’nun 18. maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı karşılığının tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Arazi niteliğindeki taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde, taşınmazın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve boru hattı güzergahı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirtilmek suretiyle irtifak hakkı karşılığının tespit edilmesinde ve tespit edilen bedelin; dava konusu taşınmazın mülkiyeti ihtilaflı olduğundan, 2942 sayılı Kanunun 18/3. maddesi uyarınca mülkiyet ihtilafıyla ilgili davanın sonucunda belirlenecek hak sahibine ödenmek üzere bankaya 3’er ay vadeli hesaba yatırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2011/2983 K: 2011/9938 T: 6.6.2011

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metoduna göre değer biçilmesi yöntem bakımından doğrudur. Bu nedenle davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Münavebeye alınan silajlık mısır ve buğdayın üretim maliyetlerinin Tarım İlçe Müdürlüğünce gönderilen verilerde belirtilen; değişken masraflar faizi, genel idare giderleri ve arazi kirası dahil edilmeden hesaplanması için bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2013/5765 K: 2013/16006 T: 12.6.2013

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Kamulaştırma bedelinin artırılması için açılacak davalarda Avukatlık Kanununa göre özel hüküm niteliği taşıyan Kamulaştırma Kanunu’nun ilgili hükümleri öncelikle uygulanacaktır. Davalı, Avukatlık Kanunu’na göre nisbi ücret talep edemez. Kamulaştırma Kanunu gereğince kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında maktu vekalet ücretine hak kazanır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2006/4461 K: 2008/3352 T: 10.3.2008

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Avukatlık kanununa ve kamulaştırma kanununa göre kamulaştırma davalarında dava değerinin belli bir yüzdesinin ücret olarak kararlaştırılması B.K.nun 19. maddesi gereğince geçersizdir. Mahkemece hükmolunan değer üzerinden davacı avukatın hak ettiği ücretin belirlenmesi gerekir. Mahkemece, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2011/6-38 K: 2011/225 T: 27.4.2011

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Temlik işleminin tarafları arasında teyze-yeğen ilişkisi bulunması ve tarafların akraba olması karşısında Yerel Mahkemenin, “27.3.1957 tarih 1956/12 E: 1957/2 K: sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için temlik işleminin tarafları arasında akrabalık ilişkisi bulunmasının yeterli olduğu, doğrudan mirasçılık ilişkisinin aranması gerekmediğine” ilişkin direnme kararı yerindedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/4268 K: 2016/8478 T: 18.10.2016

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı bir kimsenin payını akrabasına satması hali ile ilgilidir. Davaya konu olayda satış tarihi itibariyle davalı ile payını devreden arasında akrabalık ilişkisi bulunmadığına göre davacıya tapu kaydında gösterilen satış bedeli ve tapu harç ve masrafları üzerinden önalım bedelini depo etmesi için uygun bir süre tanınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/6-324 K: 2015/2787

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Pay devrinin inşaat yapım sözleşmesi nedeniyle yapılması halinde önalım hakkı kullanılamayacaktır. Bu durumda dava konusu temliki işlem arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereğince yapılmış olduğundan ve gerçek bir satış niteliğinde bulunmadığından, davacının ön alım hakkını kullanması mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/5484 K: 2014/10703 T: 30.9.2014

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmaz tüm paydaşların katıldığı resmi şekilde düzenlenmiş bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmediğinden ifa kabiliyeti bulunmamaktadır. Dolayısıyla önalıma konu payın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği gerekçesiyle davalıya devredildiği yani gerçek bir satışın söz konusu olmadığından bahsedilemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/6-42 K: 2013/410 T: 27.3.2013

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, önalım hakkı nedeniyle tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. önalım hakkı sadece taşınmazda pay satın alan üçüncü kişilere karşı kullanılabilir, yani taşınmazda daha önceden paydaş olan kişiye karşı önalım hakkı kullanılamaz. Bağımsız bölümler fiilen de taksim edilip, yıllardır her paydaş kendi payını kullandığına ve davalının da davaya konu bağımsız bölümler üzerinde yıllardır herhangi bir hak talep etmediğine göre, artık bu bağımsız bölümlerde daha önceden paydaş olduğunu ve kendisine karşı önalım hakkının kullanılamayacağını ileri sürmesi TMK’nun 2.maddedeki iyiniyet kuralı ile bağdaşmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2008/10311 K: 2008/12681 T: 17.11.2008

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

BK’nın 225/2. maddesi hükmü gereğince ihtiyari açık artırma yoluyla yapılan satışlarda satış, ihale memurunun ihaleyi açıklamasıyla gerçekleşir ise de, aynı Yasa’nın 231 ve TMK’nın 705. maddeleri gereğince, mülkiyet ancak tapuya tescille geçer. Bu şekilde yapılan satış nedeniyle kullanılacak onalım hakkına ilişkin iki yıllık hak düşürücü sürenin tapuya tescil tarihinden itibaren başlaması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2009/7141 K: 2009/10701 T: 08.12.2009

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkının kullanılması için belirlenen üç aylık hak düşürücü, sürenin işlemeye başlaması için satışın onalım sahibine alıcı veya satışı tarafından noter kanalıyla bildirilmiş olması gerekir. Onalım sahibinin satışı kesin olarak başka bir şekilde öğrenmiş olması hak düşürücü sürenin işlemesine yol açmaz. Burada “Noter kanalıyla bildirim yapılması” koşulu emredici yasa hükmünden doğan mutlak bir koşuldur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1994/3927 K: 1994/4201 T: 11.04.1994

Kasım 30, 2024 Suat Şimşek 0

Şufalı payın ilişkin bulunduğu taşınmaz mal 2886 sayılı Yasanın 45. maddesi uyarınca, açık teklif sureti ile ihaleye çıkarıldığı ve yapılan ihale sonunda payın davalıda ihale suretiyle kaldığı anlaşılmaktadır. BK.nun 225. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, ihtiyarı ve aleni müzayedelerde satış akti, satıcının ihalesi ile vücut bulur. Bu suretle tamamlanan ihalenin de resmi memur huzurunda yapılan satış akti yerine kaim olması gerekir. Böylece, tekemmül eden satış aktine muttali olduğu tarihten bir ay içersinde şufa hakkını kullanma yetkisi doğar. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2015/2534 K: 2015/15563

Kasım 28, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmaz karışık meyve bahçesi niteliğinde kabul edilmesine rağmen, hakim olan meyve ağaçlarının cinsi bilirkişi raporunda belirtilmemiştir. Bu durumda; mahallinde bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak davaya konu taşınmaz üzerindeki meyve ağaçlarının cins ve adetlerinin ayrı ayrı belirtilmek suretiyle karışık meyve bahçesi veya kapama meyve bahçesi niteliği taşıyıp taşımadığının tespit edilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiği. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2012/2441 K: 2012/22006

Kasım 28, 2024 Suat Şimşek 0

Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinin son fıkrası gereğince; bu madde uyarınca ödenecek olan tazminatın tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez. Anılan yasal düzenlemelerde idare aleyhine takip yapılamayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamakta, sadece ödenecek tazminatın tahsili sebebi ile idarenin mal, alacak ve haklarının haczedilemeyeceği belirtilmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2010/22209 K: 2011/7974 T: 5.5.2011

Kasım 28, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, imar uygulaması sebebiyle bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın arttırılması istemine ilişkindir. 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun 31. maddesinde yasak işlemler sayılmış olup, belirtilen temlik işlemi, mahkemenin kabulün de olduğu gibi bu yasaklara girmekte ise de; müeyyidesi dava açamamak olmayıp aynı yasanın 33. maddesi uyarınca cezai sorumluluğu gerektirir. Bedel arttırım davasında işin esasına girilerek hüküm kurulması ve yasak işlemi yapan avukat hakkında da adli ve idari yönden suç duyurusunda bulunulması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/2574 K: 2004/2706 T: 13.4.2004

Kasım 25, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davalarında bedel, davalı ile satıcı paydaş arasında yapılan satım sebebiyle davalı tarafından ödenen satım bedeli ile tapu harç ve masrafı toplamından ibarettir. Satım tarihi ile dava tarihi arasında uzunca bir süre geçmişse payın dava tarihindeki değeri belirlenerek o miktarın şufa bedeli olarak kabul edilmesi icabeder. Bu süre dosya özelliği iktisadi hayattaki değişiklik dikkate alınarak belirlenir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2001/5821 K: 2001/6127 T. 10.9.2001

Kasım 25, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu pay 2.000.000.000.-TL bedelle davalı tarafından satın alınmış davacı da dava dilekçesinde satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek tutulduğunu, taşınmazın dönümünün aslında 150.000.000.-TL olduğunu iddia etmesine rağmen bu hususu kanıtlayamadığından ispat edilmeyen miktar üzerinden kendisini davada vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/65 K: 2017/8677 T: 21.11.2017

Kasım 25, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemece, tapuda gösterilen bedel üzerinden ve davalı vekilinin ön inceleme duruşmasından önce kabul beyanı dikkate alınarak önalım hakkının tanınmasına karar verilmiştir. Bu durumda, yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi ve dava açıldığında harcı yatırılan davaya esas değer üzerinden davacı yararına ve ön inceleme duruşmasından önce davalı vekilinin kabul beyanı dikkate alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi ve davalıdan harç tahsili gerekirken; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesi. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2010/1065 K: 2010/7382

Kasım 25, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davalarında dava sonunda verilecek karar mülkiyetin aktarılmasına ilişkin bir karar olduğundan İçtihadı Birleştirme Kararı’nda da belirtildiği üzere davanın sonunda nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. Medeni Kanun’un 734/1. maddesi hükmü gereği önalım hakkı ancak dava açılarak kullanılabileceğinden taşınmazda pay satın alan davalı, önalım hakkının kullanılması yönünden davanın açılmasına sebebiyet vermiş olmakla davanın kabulüne karar verilmesi halinde vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumludur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/2268 K: 2015/1437

Kasım 25, 2024 Suat Şimşek 0

Paylı mülkiyete tabi taşınmazda payı devralarak paydaş olan kişinin davalının eşinin dedesi olduğu ve davalının yeni doğan erkek bebeği nedeniyle doğum hediyesi olarak temlik işleminin yapıldığı, bu nedenle satış şeklinde yapılan temlik işleminin muvazaalı bulunduğu, tarafların gerçek amacının hibe olduğu ve hibe ile yapılan temlikte önalım hakkının kullanılamayacağı, 20.03.1957 tarih 1956/12 E: 1957/2 K: sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için temlik işleminin tarafları arasında akrabalık ilişkisi bulunmasının yeterli olduğu, doğrudan mirasçılık ilişkisinin aranması gerekmediği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/3048 K: 2017/9712 T: 26.12.2017

Kasım 25, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkına konu payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacı dilerse davayı yeni satın alan şahsa yöneltir, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettirir. Önalım hakkına dair payın satış yapan önceki paydaşa dönmesi davacının ilk satışla doğan önalım hakkını kullanmasına engel değildir. Bu gibi hallerde ilk satış bedeli ile ikinci satış bedeli farklı ise davacının hangi satış bedelinden sorumlu olacağı önem kazanır. Önalım davası açıldıktan sonra davaya konu payı satın alan kimse önalım davasının açıldığını bilerek kötü niyetle iktisap etmişse davacı daha düşük ise ilk satış sözleşmesindeki satış bedeli ile, aksi halde son satış bedeli ile sorumludur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2018/1059 K: 2018/4843

Kasım 25, 2024 Suat Şimşek 0

Her iki davalının davaya konu taşınmazda hissedar haline gelebilmek ve taşınmazda hissedar olan davacıların şufa hakkının engellenmek amacıyla muvazalı olarak takas yaptıkları anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2018/111 K: 2018/825 T. 12.2.2018

Kasım 24, 2024 Suat Şimşek 0

Mirasbırakanı tanıyan davalı tanıklarının; mirasbırakanın çekişme konusu taşınmazı davalıya sattığı, satış işleminin huzurlarında yapıldığı, davalının ayrıca mirasbırakanın Bağ-Kur primlerini yatırdığı ve eskiden beri davalının mirasbırakan ile ilgilendiğine dair beyanları ile mirasbırakandan değişik miktarlarda ve vasıflarda 20 parça taşınmaz kaldığı, mal kaçırma amacı taşıyan mirasbırakanın anılan taşınmazları da devredebileceği, ne var ki böyle bir yola başvurmadığı hususları hep birlikte gözetildiğinde temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu söylenemeyeceği gibi dosya kapsamındaki diğer deliller ile de davacıların iddiasını ispat ettiğinden bahsedilemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/5044 K: 2014/7189

Kasım 24, 2024 Suat Şimşek 0

Miras bırakanın kendisine intikal eden çekişme konusu taşınmazlardaki 1/4 payını vasiyetname yolu ile davalılara bıraktığı kayden sabittir. Bu işlem yönünden yukarıda açıklanan 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma yeri yoktur. Hal böyle olunca; murisin davalılara vasiyetname ile bıraktığı miras payları yönünden muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davanın reddine karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/4241 K: 2015/3267

Kasım 24, 2024 Suat Şimşek 0

Muris muvazaası davalarında ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/3953 K: 2015/3138 T: 3.3.2015

Kasım 24, 2024 Suat Şimşek 0

Yapılan araştırma ve uygulama sonucu çekişme konusu taşınmazların resmi akitte gösterilen değeri ile o tarihteki gerçek değerleri arasında açık nispetsizlik bulunduğu, murisin ekonomik sıkıntısı ve mal satma ihtiyacının olmadığı, aynı zamanda Bağ-Kurdan emekli olup sosyal güvencesinin de bulunduğu, dava konusu taşınmazlarını temlik etmesinin makul ve zorunlu bir sebebinin bulunduğunun tespit edilemediği, ölümünden sonrada terekesinde başka taşınmaz kaldığına dair bir delil bulunamadığı anlaşılmaktadır. O halde; taşınmazların mirasbırakan tarafından davalıya temlikinin bedelsiz, muvazaalı ve mirasçıdan mal kaçırma amaçlı olduğu, murisin bankadaki hesabına paranın yatırılması ve kısa sürede çekilmesinin muvazaalı işlemi gizlemeye ve yasal zemin hazırlamaya yönelik olduğu sonucuna varılmaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2011/4674 K: 2012/1582

Kasım 23, 2024 Suat Şimşek 0

Kamulaştırma işleminin tamamlanmasıyla taşınmazın mülkiyetinin kamulaştırmayı yapan idareye geçeceği ve idare adına tapuya tescil edileceği yasal zorunluluktur. Koşulları oluştuğu takdirde kamulaştırma kapsamında kalan taşınmaz bölümleri hakkında mülkiyetin tespitine karar verilmesi gerekir. Kuşkusuz hak sahiplerinin kamulaştırma bedeli için genel mahkemede dava açma hakları mahfuz bulunmaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2010/20060 K: 2011/5976 T: 5.4.2011

Kasım 23, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasıdır. Taşınmaza ilişkin geçerli bir kamulaştırma işlemi bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın bedel arttırım davası olarak kabul edilmesi doğru olmadığı gibi, davacı tarafından da dava, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası olarak nitelendirilmiş ve bu yönde talepte bulunulmuştur. Kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarında yargılamanın her aşamasında ıslah talebinde bulunulabileceği gözetilerek, davacının buna ilişkin istemi de değerlendirilmek suretiyle hüküm kurulması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2016/23867 K: 2017/13131

Kasım 23, 2024 Suat Şimşek 0

İrtifak hakkı sebebiyle değer düşüklüğü oranının taşınmazın tüm değerinin binde beşini geçemeyeceği, münavebeye esas alınan ürünlerin değerlendirme tarihi olan 2015 yılı Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü resmi verileri getirtilerek bilirkişi raporu denetlenip, sonuca göre karar verilmesi gerektiği. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2014/1739 K: 2014/3881

Kasım 23, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu irtifak hakkının tesis ve tescili sırasında taşınmaz malikine bir bedel ödenip ödenmediği araştırılmalı ve irtifak hakkı terkininin bedelsiz olarak yapılıp yapılamayacağı hususunda bir değerlendirme yapılmayarak, terkin işleminin bir bedel karşılığında yapılacak olması halinde bu bedelin miktarı noktasında konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmalı ve sonucu dairesinde bir hüküm tesis edilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2009/11210 K: 2010/5896 T: 13.04.2010

Kasım 23, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemelerin masrafların artmasına ve işlerin gecikmesine neden olabilecek uygulamalardan kaçınmaları gerekir. Mahkeme aşamasında yapılacak ilanen tebligatı, uzlaşma aşamasında yapmanın zaman, emek ve para kaybından başka bir işe yaramayacağı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Hal böyle olunca idarenin adresi bulunamayanlar yönünden uzlaşma girişimi söz konusu olamaz. Bu bakımdan araştırmalara rağmen adresi bulunamayan malikler yönünden pazarlık girişiminde bulunulmadan tespit ve tescil istemiyle dava açılması gerektiği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/6448 K: 2016/10863 T: 26.12.2016

Kasım 19, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkı pay satışından 11 yıl sonra kullanılmıştır. Aradan geçen zaman içinde taşınmazın değerinde meydana gelen objektif artışlarla enflasyon olgusunun önalım bedelinin belirlenmesine etkisi de kabul edilmelidir. Bu hakkın şu veya bu sebeple geç kullanılmasından (somut olayda satışından 11 yıl sonra ferağ verilmesi) dolayı davacıyı, amaç dışında zenginleştirecek ve alıcı davalıyı da fakirleştirecek yorum ve sonuçlardan kaçınılmalıdır Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/12388 K: 2017/9296 T: 12.12.2017

Kasım 19, 2024 Suat Şimşek 0

Satış tarihinden itibaren geçen uzunca bir süre sonra taşınmazın değerinde meydana gelen objektif olayların yarattığı kıymet değişikliklerinin, önalım davalarında davayı açan paydaşın ödeme borcuna yansıtılması gerekir. Özellikle, satış tarihinden uzunca bir süre geçtikten sonra açılan önalım davalarında, davacı paydaşın ekonomik ve objektif sebeplerle değişmiş yeni bedeli ödemeksizin, tapuda gösterilen bedelle payın tescilini istemesi Medeni Kanunun 2. maddesinde belirtilen objektif iyi niyet kuralı ile bağdaşmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2009/6-32 K: 2009/69

Kasım 19, 2024 Suat Şimşek 0

TMK. 734.maddesi uyarınca da dava değerinin tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderleri olduğu kabul edilmiştir. Böylece davaların kısa sürede açılıp, sonuçlandırılması amaçlanmıştır. Bu nedenle de tapuda gösterilen satış bedelinin esas alınması gerekmektedir. Ayrıca tapuda işlem yapan davalının kendi eyleminin geçersiz olduğuna dayanması mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/9716 K: 2017/388

Kasım 19, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkı payın satılması ile kullanılabilen bir hak olup satış, mülkiyetin tapu kütüğünde tescil edilmesi ile geçerlilik ve aleniyet kazanır. Bu nedenlerle, tescile ilişkin bildirim yapılmayan davacı, payın davalı adına tescilinden sonra iki yıl içinde dava açtığından hak düşürücü süre geçmemiştir. Dolayısıyla, davacıya çekişme konusu payın dava tarihindeki bedeli ile tapu harç ve masraflarından oluşan önalım bedelini depo etmesi için uygun bir süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/12388 K: 2017/9296

Kasım 19, 2024 Suat Şimşek 0

Özellikle TMK 705 maddesi gereğince mülkiyet tescille geçmiş olup tapuda 28.03.2012 tarihinde 2046 yevmiye no’lu işlemle mahkeme hükmü infaz edilmekle önalım süresi başlayacağından dava süresinde açılmıştır. Satış tarihinden itibaren geçen uzunca bir süre sonra taşınmazın değerinde meydana gelen objektif olayların yarattığı kıymet değişikliklerinin, önalım davalarında davayı açan paydaşın ödeme borcuna yansıtılması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2009/11467 K: 2009/13357

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Tenkis davalarında zamanaşımını düzenleyen Kanuni Medeninin 513.maddesinde iki ayrı ilkeye yer verilmiştir. Birincisi, öğrenme gününü esas alan bir yıllık süre, diğeri ise; vasiyetnameler için açıldıkları günden, tenkise tabi diğer bütün tasarruflar için de miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren beş yıllık süredir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/10113 K. 2015/10825

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Türk Medeni Kanunu’nun 571/1. maddesi ise “Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.” hükmünü amirdir. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup hakim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2013/18968 K: 2014/3622

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Tasarruf nisabı, terekenin vefat günündeki haline göre hesaplanır. Mahkemece yapılacak iş; terekenin ölüm günündeki değeri ve 11.11.1994 tarih ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı esas alınarak belirlenecek saklı pay ve sabit tenkis oranını, tercih tarihindeki değerle çarpmak ve hasıl olacak sonuç uyarınca; hükmü temyiz etmemiş olan davalılar yönünden davacı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek hüküm kurmaktan ibarettir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2017/1267 K:2017/1685

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Dinlenilen davacı tanıklarının mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacı ile temlikte bulunduğu konusunda beyanda bulunmamalarına ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılması için sözleşme anında temlikte bulunanın bakıma muhtaç olmasının şart olmamasına ve ekonomik durumunun bozuk olmasına göre mirasbırakanların saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacı ile temlikte bulunduğu kanıtlanamamıştır. Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/5017 K: 2013/11134

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/8617 K: 2014/15148

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Somut olayda belirlenen olgular yukarıda değinilen ilkeler ışığında değerlendirildiğinde, davacının mirasbırakanın ilk eşinden olma oğlu, davalının ise ikinci eşten olma kızı olduğu, murisin mal satmasını gerektirir bir ihtiyacı olmadığı gibi, davalının da alım gücünün bulunmadığı, taşınmazın akitte gösterilen değeri ile temlik tarihindeki gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu, murisin iktisap ettiği çekişmeli bölümü 4 gün gibi kısa bir süre sonra satış yoluyla davalıya devrettiği, satış bedelinin ödendiğinin kanıtlanamadığı dosya kapsamı ile sabittir. O halde; mirasbırakanın temliki işlemdeki gerçek iradesinin satış değil mirasçıdan mal kaçırma amaçlı bağış olduğu sonucuna varılmaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2019/3186 K: 2020/4622 T: 7.9.2020

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz mal mülkiyetinin kanundan kaynaklanan daraltımlarından biri olan önalım hakkıyla ilgili yorumların ve değerlendirmelerin, mülkiyet hakkının özüne zarar verecek şekilde önalım hakkı sahibi lehine genişletilmesi doğru değildir. Bu nedenle, dava açılmadan önce gerçekleşen satış ve düzeltme işlemlerinin, bir bütün halinde ve hepsine eşit değer vererek mevcut durumun değerlendirilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2015/1635 K: 2015/3655

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Muris yaşadığı yerin zenginlerinden olup, satış ihtiyacının bulunmadığı, satış bedelleri ile gerçek bedeller arasında fahiş fark olduğu, davalıların savunması ve tanık beyanları ile taşınmazların temliklerinin bedelsiz olduğu, murisin tüm mirasçıları arasında hak dengesini gözetir, kabul edilebilir bir paylaştırma yapma iradesi ile hareket ettiğinden de söz edilemeyeceği açıktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2015/8387 K: 2015/8613

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Mirasbırakanın sağlar arası tasarruflarından ölümünden önceki bir sene içinde yaptığı bağışlamalar kast aramaksızın mutlak tenkise tabidir. Bir yıldan daha önceki bağışlamalar ise, saklı pay kuralarını etkisiz kılmak kastıyla yapılmış oldukları takdirde tenkis edilebilir. Davacılar, temlikin saklı payı zedeleme kastı ile yapıldığını ileri sürerek eldeki davayı açtıklarına göre bu iddialarını kanıtlamakla yükümlüdürler. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2001/5021 K: 2001/6543

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Miras bırakan tarafından ölümü halinde ödenmek üzere kendi adına veya başkası lehine akdedilen veya kendi namına akdedilip de sağlığında ya da ölüme bağlı bir tasarruf ile başkasına devir olunan veya ölenin sağlığında karşılıksız olarak başkasına temlik edilen sigortalar, satın alma değerleri oranında tenkise tabidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2015/10272 K: 2015/13864

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Türk Medeni Kanunu’nun 559.maddesine göre; vasiyetnamenin iptali davasında 1 yıllık hak düşürücü süre davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlar. Gene aynı kanunun 571.maddesinde ise, dava açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin üzerinden 10 yıl geçmekle düşer. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2015/18257 K: 2016/374

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Gerek iptal, gerekse tenkis davasının incelenebilmesi için öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı konusunda araştırma yapılmalıdır. Vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespit edilmesinin amacı, mirasçıları ve lehine kazandırma yapılan kişileri bilgilendirme ve yasal haklarını kullanmayı temine yönelik bir işlemdir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/10332 K: 2013/12170

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Yasanın 571/1 maddesinde ”Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.” hükmü yer almakta olup, yasa maddesindeki süreler hak düşürücü süre niteliğindedir, bu niteliği uyarınca da taraflarca ileri sürülmese dahi hakim tarafından resen gözetilmesi gerekmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2015/4865 K: 2015/5531

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Türk Medeni Kanununun 571. maddesi uyarınca tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde, açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bu süre, hak düşürücü nitelikte olup, hakim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/1687 K: 2015/6049

Kasım 15, 2024 Suat Şimşek 0

Mirastan çıkarma sebebi gösterilmemişse veya davalılarca ispatlanamamışsa, çıkarılan mirasçı saklı payının tenkisini isteyebilir. Bu durumda dahi, çıkarılan mirasçı saklı payı aşan miktarı isteyemez ve çıkarma işlemi saklı pay dışında yerine getirilir. Çıkarma sebebi hakkında açık yanılma yapılmışsa, çıkarma tamamen iptal edilir ve hiç çıkarma yapılmamış gibi değerlendirilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/10115 K: 2018/886 T: 8.2.2018

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Geçit hakkında bedelin saptanmasından sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucu doğacak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/10030 K: 2018/1829 T: 12.3.2018

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemece yapılması gereken; mahallinde yerel bilirkişiler, tanıklar ve uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılıp, öncelikle su ve elektrik hattı yönünden mecra irtifakının tesis edilip edilemeyeceğinin saptanması, davacının taşınmazlarının su ihtiyacının varlığı ve bu ihtiyacın kendi imkanları ile başka yoldan ( örneğin davacının kendi taşınmazları içinde sondaj kuyusu vurulmak suretiyle ) karşılanma olanağının olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/11426 K: 2019/3864

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/6161 K: 2017/6886 T. 27.9.2017

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Mecra irtifakı kurulması istemine dair davalar, özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alması sebebiyle yapılacak araştırma ve incelemede, öncelikle davacının mecra ihtiyacının bulunup bulunmadığı saptanmalıdır. İhtiyacın saptanması halinde de, çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığı incelenip, hukukun genel bir ilkesi olan “fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesi” uyarınca taraf yararları da gözetilerek en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinden mecra irtifakının bağlanacağı su, elektrik, gaz ve benzerine ait yol ya da kaynak ile yararına mecra hakkı kurulan taşınmaz arasında kesintisiz bağlantı sağlayacak şekilde kurulmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/10030 K: 2018/1829 T: 12.3.2018

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemece yapılması gereken; mahallinde yerel bilirkişiler, tanıklar ve uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılıp, öncelikle su ve elektrik hattı yönünden mecra irtifakının tesis edilip edilemeyeceğinin saptanması, davacının taşınmazlarının su ihtiyacının varlığı ve bu ihtiyacın kendi imkanları ile başka yoldan ( örneğin davacının kendi taşınmazları içinde sondaj kuyusu vurulmak suretiyle ) karşılanma olanağının olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2012/8230 K: 2012/9168 T: 3.7.2012

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Geçit hakkı, bir kamu hizmetine tahsis edilmeyen kamuya ait tapulu taşınmazlar üzerinden kurulabilir. Geçit hakkı kurulan yer kamu malı niteliğinde ise kamu yararı ile kişi yararının çatışması durumunda kamu yararına üstünlük tanınması gerekeceğinden bu nitelikteki bir yer üzerinden geçit hakkı kurulmasına olanak yoktur. Özetle; orman niteliğindeki bir yerden kişi yararına geçit tesisi mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/9351 K: 2019/2601

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Benimsenen geçit güzergahının, davalı Hazineye ait 128 ada 6 parsel sayılı taşınmazı orta kısmından iki parçaya bölerek, bu parselin kullanma ve ekonomik bütünlüğünü bozduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda tespit edilen diğer güzergahlar göz önünde bulundurularak, taşınmaz sınırlarından geçecek şekilde en uygun yerden geçit tesisi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/24 K: 2015/2306

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Geçit hakkı davasında, tapu kaydı ile mirasçılık belgesi arasında çelişki bulunduğundan bu çelişki giderilerek gerçek tapu malikinin davada yer almasının sağlanması gerekir. Bu durumda, tapuda kimlik bilgilerinin idari ya da dava yolu ile düzeltilmesi için davacı vekiline yetki ve süre verilerek sonucuna göre taraf teşkili sağlandıktan sonra gerçek tapu malikinin kendisinin ölü ise mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkili tamamlandıktan sonra bir karar vermek gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/13566 K: 2015/6842

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Davaya konu olayda bir parseli ikiye bölecek şekilde geçit kurulduğu görülmektedir. Bu şekilde aleyhine geçit kurulan bu parsellerin ekonomik kullanım bütünlüğünü bozacağından mahkemece öncelikle aleyhine geçit kurulacak parseller bölünmeksizin başka seçeneklerden mümkün olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/7684 K: 2015/7201

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Geçit hakkı davasında parsel malikleri davaya dahil edildikten sonra uzman bilirkişiler marifetiyle mahallinde keşif yapılarak bilirkişi rapor ve krokisinde 2. alternatif olarak belirlenen daha kısa ve maliyeti daha az olan güzergahtan geçit hakkı kurulması hususu değerlendirilip geçit tesis edilecek yerdeki zeytin ağaçlarının gerçek değeri tespit edilerek yukarıdaki ilkeler ışığında bir karar verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/11449 K: 2015/2307

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/6987 K: 2015/7375

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yüzölçümü daha büyük olan taşınmazlar üzerinden geçit kurulması tercih edilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/10151 K: 2015/10212

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemece, bilirkişi raporlarına göre geçit kurulacak en uygun seçenek belirlenerek lehine geçit kurulmak istenen taşınmazın malikine, bu yerden geçit kurulmasının uygun olduğu bildirilerek taraf teşkilinin sağlanması için süre verilmesi halinde, davacının en uygun güzergah yerine başka yerden geçit kurulmasını isteyerek açıkça taraf teşkilini sağlamayacağını belirtmesi halinde davanın reddine karar verilebilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/10635 K: 2017/1830 T: 9.3.2017

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/6448 K: 2019/1030

Kasım 10, 2024 Suat Şimşek 0

Geçit hakkının, taşınmaz leh ve aleyhine tesis edilip kesintisizlik ilkesi gereği genel yola bağlantısının sağlanması gereklidir. O halde, mahkemece; dava konusu taşınmaza ilişkin ve etrafındaki yolları gösterir geniş pafta dosya arasına alınmalı, yeniden yapılacak keşif ile tüm güzergahlar kesintisizlik ilkesine uygun şekilde en uygun geçit yeri belirlenmeli, daha sonra davanın esasına girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2016/20008 K: 2018/8967

Kasım 9, 2024 Suat Şimşek 0

Hukuk Genel Kurulunun 13.03.1996 günlü ve 1996/2-6 Esas 1996/154 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, vasiyetnamenin iptali davasında ayna taalluk eden bir ihtilaf mevcut değildir. Bu nedenle de belirlenmesi gereken yön, dayanılan kişisel hakkın bulunup bulunmadığı ve vasiyetnamenin geçerli olup olmadığının tespitinden ibarettir. Buna bağlı olarak da, yalnızca vasiyetnamenin geçerliliğinin tespiti istemine yönelik olarak açılan davada, verilecek kararın eda isteğini içermediği gözetilerek maktu harca tabi olduğunun kabulü icap eder. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2009/6-221 K: 2009/265 T: 17.06.2009

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

4721 sayılı Kanun’un 734. maddesine göre önalım hakkı sahibi, adına payın tesciline karar verilmeden önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hakim tarafından belirlenen süre içinde hakimin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür. Maddede, önalım hakkı sahibinin satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini nakden yatırmakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Dvalı tarafın açıkça muvafakat etmesi halinde, bu yükümlülüğün teminat mektubu sunulmak suretiyle de yerine getirilmesinin mümkün bulunduğu yönünde oluşmuştur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/4778 K: 2024/397 T: 23.1.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemece, konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli şekilde rapor alınarak resmi senette yazılı satış bedeli ile tapu masrafı toplamının ön inceleme tarihinden bilirkişi incelemesi yapılan tarihe kadar nemalandırılması halinde ulaşacağı değer belirlenmeli, belirlenen bu miktardan depo edilen (nemalı veya nemasız) miktar ile nemalandırılmış ise nema miktarı çıkarıldıktan sonra aradaki farkın da depo edilmesine karar verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/5435 K: 2024/491 T: 25.1.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

İlk Derece Mahkemesince davacının diğer hissedar malik davalıya ön alım hakkını kullanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davalı yararına tarifenin üçüncü kısmına göre harçlandırılan tutar üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2024/202 K: 2024/876 T: 15.2.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Ön alım davasının açıldığı tarih ile ön alım bedelinin depo edildiği tarih arasında uzunca bir zamanın geçtiği; bu süre gözönüne alındığında, ön alım bedelini zamanında depo etmeyerek kullanması nedeniyle davacının amacı dışında zenginleştirildiği, nemalandırılmayan satış tarihindeki miktarın depo edilmesi nedeniyle faiz getirisinden mahrum kalınması oranında davalının da fakirleştiği, bir tarafın diğer taraf zararına azımsanamayacak derecede oransız bir çıkar sağladığı, bu durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olacağı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2024/270 K: 2024/1190 T: 28.2.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2024/421 K: 2024/1598 T: 18.3.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Kural olarak ön alım bedelin dava açılırken hazır edilmesi ve mahkemece makul süre içinde mahkeme veznesine depo edilmesiyle birlikte vadeli bir hesapta değerlendirilmesi gereklidir. Bu kapsamda mahkemeler, dava açıldıktan sonraki makul bir süre içinde ön alım bedelinin, vadeli bir mevduat hesabına yatırılmasını sağlayarak yargı sürecinin taraflar üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri asgari seviyeye indirgeyerek mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüğü gerçekleştirmiş olacaklardır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2024/903 K: 2024/1746 T: 25.3.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

İmar uygulaması sonrası dava konusu edilen kısımda davacıların paydaşlık durumunun oluştuğu, keşif sırasında alınan tanık beyanlarına göre imar uygulaması öncesinde zeminde bulunan fabrika binasının olduğu alanın satıcı paydaş tarafından kullanıldığı, boş arsa olarak davalıya satışının gerçekleştirildiği, bilirkişi raporunda yapılan açıklama ve önceki yıllara dayalı hava fotoğrafları ekli rapor içeriğine göre fiili taksim durumunun bulunduğu belirtilmekle pay satan paydaşın payına karşılık olan bölümü kullanmaları sırasında davacının bu bölümde hak iddia etmediği, bu durumda ön alım talebinde bulunulamayacağı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/3493 K: 2024/86 T: 9.1.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Davacının satış öncesi pazarlık işlemlerinde dava konusu taşınmazda davaya konu payın davalıya satışına onay verdiği, başka bir ifadeyle satıcının hissesi üzerinde hak iddia etmediği, olayların oluş şekli nazara alındığında davacının ön alım hakkının kullanmasında paydaşlar arasına yabancı bir kişinin girişini engellemek amacı olduğunun söylenemeyeceği gibi; davacının protokolle metre karesi 800,00 TL bedelle satmayı vadettiği taşınmazı, metre karesi yaklaşık 107,00 TL bedelle iki yıllık hak düşürücü sürenin son günü ön alım hakkını kullanarak almak istemesi 4721 sayılı Kanun’un 2 inci maddesinde yer alan dürüstlük ilkesi ile bağdaşmaz. Taşınmaz mal mülkiyetinin kanundan kaynaklanan sınırlandırmalarından biri olan ön alım hakkıyla ilgili yorumların ve değerlendirmelerin, mülkiyet hakkının özüne zarar verecek derecede ön alım hakkı sahibi lehine genişletilmesi doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/3469 K: 2024/2686 T: 16.5.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz satış bedelleri ile davalı tarafından ödenen tapu masrafları toplamının davacı tarafından mahkeme veznesine depo edildiği, davacının bedelde muvazaa iddiasına dayandığı ancak iddiasını ispata elverişli delilin dosyaya ibraz olunmadığı, çek basım tarihinden önceki bir tarihte çekin keşide edildiğine yönelik davacı tarafın iddiasının bedelde muvazaa yapıldığı ve satış değerinin daha düşük olduğu iddialarının ispatı sayılamayacağı, yemin deliline dayanan davacının hakkını kullanması sonucu davalı şirketin yetkilisi tarafından yemin eda olunduğundan dava değerinin tapudaki satış bedeli olarak kabul edilmesi gerektiği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/2964 K: 2023/4446 T: 4.10.2023

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

İhtiyari müzayede ile satışa çıkarılan bir gayrimenkulün şayi hissesini satın almak için o gayrimenkulün şayi hissedarının müzayedeye iştirak ederek pey sürmesi ve bilahare müzayededen çekilmesi şufa hakkından feragati tazammun etmeyip bu hissedarın şayi hisseyi müzayede neticesinde yapılan ihale ile satın alan üçüncü şahsa karşı şufa hakkını kullanabileceği, ihtiyari ihaleye katılıp pey süren ve sonradan ihaleden çekilen paydaş, ihaleden sonra önalım hakkını kullanabileceği gibi, önalım hakkını kullanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu söylenemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/1566 K: 2024/1225 T: 29.2.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Ön alım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle ön alım hakkını kullanması dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/1563 K: 2023/3547 T: 22.6.2023

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Resmi senette yazılı satış bedeli ile tapu masrafı toplamı olan 308.623,45 TL bedelin ön inceleme duruşmasının yapıldığı tarihten itibaren bedelin depo edilmesine karar verilen tarihlere kadar geçen süre içinde vadeli bir mevduat hesabına yatırılması halinde getireceği nemanın bilirkişiye hesaplattırılarak tespit edilecek bedel depo edildikten sonra işin esası hakkında bir hüküm kurulması gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/1562 K: 2024/1204 T: 29.2.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Her ne kadar bir kısım davacı tanıkları taşınmazın taksim edilmediği ve taşınmazın farklı dönemlerde farklı paydaşlarca kiraya verildiği, kira paralarının paylaşıldığı yönünde beyanlarda bulunmuş ise de; dinlenen davalı tanıklarının beyanları, mahkeme hakiminin gözlemi, bilirkişi raporu ve ekli krokisi ile geçmiş yıllardaki kullanım durumunu gösteren uydu görüntüleri birlikte değerlendirildiğinde taşınmazın davalı tanıklarının beyanlarında belirtildiği üzere fiilen taksim edilerek kullanıldığı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/659 K: 2023/1981 T: 5.4.2023

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkının kullanılmasında davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu ise tüm ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerlerinin muvafakat etmesi gerekir. Çünkü bu gibi hallerde 11.10.1982 gün 3/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın tereke adına açıldığının kabulü gerekir. Muvafakat duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunmakla veya imzası noterce onaylı muvafakat belgesi ibraz edilmesi suretiyle yahut davacı adına davayı takip eden avukata vekalet verilmesi ile sağlanabilir. Bu yolda ortakların tümünün muvafakatı sağlanamazsa 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 640. maddesi hükmü uyarınca miras bırakanın terekesine görevli mahkemede temsilci atanması için davacıya süre verilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/535 K: 2024/841 T: 14.2.2024

Kasım 5, 2024 Suat Şimşek 0

Davacının sınırdaş parsellerde bulunan taşınmazlarda 3/44 hisse pay sahibi olup taşınmazlarda tam malik değil, sadece paydaş olduğu, ön alım hakkının tarım arazisinin davalıya satıldığı tarihte doğduğu ve kullanılabilir duruma geldiği, tam malik olmayan davacının ön alım hakkını kullanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle Mahkemece davanın, davacının tam malik olmaması nedeniyle aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/356 K: 2023/1036 T: 22.2.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemece davalılar ile davalılara pay devredenler arasındaki pay bedellerine ilişkin görgüye dayalı bir anlatımda bulunmayan ve bilirkişi raporu ile de çelişen tanık beyanları esas alınmak suretiyle karar verilmesi doğru değildir. Zira, soyut tanık beyanları davacının bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir. Davacı bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır. Ne var ki, davalılar vekili, bilirkişi heyeti raporuyla belirlenen bedel itibariyle depo kararı verilmesini talep ettiğine göre bu beyanın gözetilmesi gerektiği de açıktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/308 K: 2023/1760 T: 27.3.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmazın riskli yapı olarak belirlenmesi nedeniyle her iki tarafın tasarrufu dışında ihale işlemi yapıldığı, ihalede davalıların hissesinin davacı tarafça alındığı, davanın konusuz kalma sebebine göre her iki tarafa da sorumluluk yüklenemeyeceği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esasa ilişkin karar verilmesine yer olmadığına, her iki tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/273 K: 2023/824 T: 14.2.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davasının davalısı önalım hakkına ilişkin taşınmazdaki payı satın almadan önce o taşınmazda paydaş ise bu paydaş hakkında önalım hakkı kullanılamaz. Çünkü, Türk Medeni Kanunu’nun 732 inci maddesi ile bir paydaşın payını üçüncü şahsa satması halinde önalım hakkının kullanılabileceği kabul edilmiştir. Paydaş üçüncü kişi sayılamayacağından paydaşın paydaş aleyhine önalım hakkını kullanması söz konusu olamaz. Dava hakkına ilişkin bu hususun davanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurulması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/264 K: 2023/1600 T: 20.3.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemece yapılan tahkikat ve keşifte dava konusu taşınmazın fiili olarak iki parça halinde kullanıldığı davacıların davalıya pay devirlerinden önce taşınmazda fiilen kullandıkları yerin bulunduğu, diğer bölümlerin ise davalıya pay satanlar tarafından kullanıldığı ve davacıların murisinin bu fili kullanıma itirazlarının bulunmayışı göz önüne alındığında; fiili taksimin varlığı mevcut bulunduğu davacıların gerçekleşen taşınmaz pay devrine yönelik önalım davası açmalarının, 4721 sayılı TMK’nın 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/129 K: 2024/455 T: 24.1.2024

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Pay satışının gerçekte kat karşılığı inşaat sözleşmesi nedeniyle yükleniciye düşen bağımsız bölümlerin karşılığı olduğu, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve eklerini imzalamak suretiyle hem bu fiili paylaşımı öğrendiği, hem de bu paylaşıma itiraz etmemesi nedeniyle önalım hakkını kullanmak istemesinin iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, birleştirilen davada ise; davalıların pay değil doğrudan bağımsız bölümlerin tam hisselerini aldıkları, pay satışı olmadığından önalım hakkı kullanılmasının mümkün olmadığı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/98 K: 2024/592 T: 5.2.2024

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Davacının bedelde muvazaa iddiasını ispatlayamadığı ancak ön alım talebinin yerinde olduğu, ön alım davalarında davacı bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığında iddia ettiği bedel ile tapudaki satış bedeli arasındaki fark üzerinden davalı lehine, kalan kısım üzerinden ise davacı lehine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/85 K: 2024/514 T: 25.1.2024

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu payın satışına ilişkin hukuki işlemin tarafı olan davalı, üçüncü kişi durumundaki davacıya karşı bedelde muvazaa iddiasında bulunamaz ise de; davacı önalım hakkına engel olmak amacıyla satış bedelinin resmî satış senedinde yüksek gösterildiğini iddia edebilir ve bu iddiasını tanık dahil her türlü delil ile ispat edebilir. Öte yandan; keşif sonrasında alınan bilirkişi raporu, tek başına muvazaa iddiasını ispatlanması için yeterli olmayıp bunun için rapordaki verilerin davacının dayandığı herhangi bir delille desteklenmesi gerekmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/5476 K: 2022/7689 T: 13.12.2022

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Her ne kadar mahkemece, dava konusu taşınmazda yapılan toplulaştırma işlemi neticesinde oluşan taşınmazların bir kısmında davacının bir kısmında ise davalının payı kalmadığından davanın reddine karar verilmesi yerinde ise de, davanın açıldığı tarihte davacının önalım hakkı bulunduğundan davacı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/4491 K: 2023/5756 T: 28.11.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Aradan geçen zaman içinde taşınmazın değerinde meydana gelen objektif artışlar ve enflasyon olgusu nedeniyle kurda meydana gelen değişikliklerin ön alım bedelinin belirlenmesine etkisi olduğu kabul edilmelidir. Resmi satış sözleşmesindeki ön alım bedeline davacı tarafından muvazaa nedeniyle itiraz edilmesi, bu nedenle yargılamanın uzaması, ön alım bedelinin makul süre içerisinde depo edilmemesi ve vadeli bir mevduat hesabında değerlendirilmemesi nedeniyle davacıyı, amaç dışında zenginleştirecek ve alıcı davalıyı da fakirleştirecek yorum ve sonuçlardan kaçınılmalıdır. Hakkın kullanılması hiçbir zaman davalının zararına olmamalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/2574 K: 2023/3435 T: 15.6.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmedeki gibi bir satım ilişkisinin kurulmuş olacağı, bu nedenle taşınmazda sonradan meydana gelen değer artışlarının dikkate alınamayacağı, davacının yapmış olduğu zorunlu masrafların bu davada tartışılamayacağı. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/2411 K: 2023/3417 T: 15.6.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz, paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması 4721 sayılı TMK’nın 2 nci maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2019/4002 K: 2020/80 T: 14.01.2020

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Vasiyetin iptali davasında bir yıllık hak düşürücü süre, vasiyetnamenin iptali davalarında; mirasçının (davacının) tasarrufu (vasiyetnameyi), iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren, tenkis davalarında ise; saklı paylı mirasçının (davacının), bu payının zedelendiğini öğrendiği tarihten başlar. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/2379 K: 2022/7860 T: 20.12.2022

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Uygulama Talimatının (b) maddesindeki ifadeye göre; en az bir noktada birbirleriyle ortak sınırı bulunan tarım arazileri sınırdaş olarak kabul edildiğine göre davalıya ait taşınmazın dava konusu taşınmazla köşe noktasından sınırı bulunduğu tespitine rağmen mahkemece, davalıya ait taşınmazla dava konusu taşınmazın tarımsal bütünlük arz etmediği değerlendirmesi ile sınırdaş olarak kabul edilemeyeceği gerekçesi doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/201 K: 2023/1610 T: 20.3.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım bedeli tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Ancak davacı, tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilir. Resmi senetteki satış bedeli ile keşif ile belirlenen bedel arasındaki fark tek başına bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2021/8745 K: 2023/1125 T: 27.2.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Önalım davalarında fiili taksime değer verilmesi için, taksimin yazılı olarak yapılması ya da taşınmazın çok sayıda paydaşının bulunması halinde, tüm paydaşlar tarafından fiilen kullanılan bölümlerin olması gerekmez. Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz, paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2021/8670 K: 2023/3286 T: 12.6.2023

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmazların toplulaştırma işlemi gördüğü, toplulaştırma işlemi nedeniyle tapu kayıtlarının ve hisse durumlarının değiştiği anlaşıldığından, güncel tapu kayıtları ve tarafların yeni pay durumları gözetilerek inceleme yapılıp işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1994/859 K: 1995/77

Kasım 3, 2024 Suat Şimşek 0

Hakikati yansıtmayan sicildeki düşük satış bedelinin kabul edilmesi, şufa hakkının kullanıldığı tarih ile satış günü arasındaki geçen sürede taşınmazın değerinde, enflasyon ve diğer objektif nedenlerle meydana gelen artışların gözetilmemesi, hukukun amacı olan adaletin somutlaşmasını önlediği ve çıkarlar dengesini bozduğu tartışılmayacak kadar açık bir olgudur. Devamını Oku