Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2010/29 K: 2010/66

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Davada dayanılan ve noterde düzenlenen “muvafakatname” başlıklı belge davacının davalı malikin rızasıyla taşınmazına yapı yaptığını, yani yapıya mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla başladığını gösterir. Görülüyor ki yapının kıymeti, arsa değerinden fazladır. Kısaca somut uyuşmazlıkta davanın kabulü için aranan sübjektif ve objektif koşullar gerçekleşmiştir. Ancak davacı, taşınmazı davalıdan haricen satın aldığını ve bu işlem sırasında bedel ödediğini kanıtlayamamıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2010/8 K: 2010/62

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Davacı resmi şekilde yapılmamış olan taşınmaz satış sözleşmesinden yararlanamayacağı gibi malzeme sahibine mülkiyeti isteme yetkisi veren Türk Medeni Kanununun 724. maddesinden de yararlanamaz. Çünkü davacının mevcut binasını restore ederek iyileştirmesi, yasanın aradığı kendi malzemesi ile başkasının arazisi üzerine iyi niyetle inşaat yapmak anlamına gelmez. Dolayısı ile burada, davacının Türk Medeni Kanununun 724. maddesinden yararlanması olanağı da yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2010/395 K: 2010/1433

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde öngörülen “haksız” inşaattan kaynaklanan temliken tescil isteğinin savunma yoluyla dinlenilmesine olanak yoksa da, Türk Medeni Kanununun 725. maddesi gereğince taşkın inşaat nedeniyle temliken tescil isteğinin ayrı bir davaya konu edilebileceği gibi, taşınmaz maliki tarafından açılan elatmanın önlenmesi davasında savunma yolu ile de istenilmesine yasal bir mani bulunmamaktadır. Esasen, uygulama ve bilimsel görüşlerde aynı yöndedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2010/4379 K: 2010/7458

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Uygun bedel genellikle yapı için gerekli olan arsa miktarının dava tarihindeki gerçek değeri olarak kabul edilmekte ise de, büyük bir taşınmazın bir kısmının devri gerektiğinde geri kalan kısmın bedelinde noksanlıklar meydana gelecekse, bunlar taşınmaza bağlı öteki zararlar da göz önünde bulundurularak hak ve yarar dengesi kurulması suretiyle hesaplattırılmalı, iptale konu zemin bedeli arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar ödenecek bedelden mahsup edilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2010/13438 K: 2011/1740

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Türk Medeni Kanununun 723. maddesinden kaynaklanan tazminat tutarı malzeme malikinin iyiniyetli veya kötüniyetli olmasına göre değişir. Özellikle de bu tazminatın kapsamına arazi ile bütünleşen onun ayrılmaz bir parçası haline gelen, ayrılması halinde bütün özelliğini kaybedecek yapıların değeri girer. Yoksa Türk Medeni Kanununun 684. maddesinde tanımı yapılan mütemmim cüz kapsamı dışında olan, sökülüp götürülebilecek şeyler için arazi malikinin bir tazminat ödemesi gerekmez. Zira bunlar sökülüp götürüldüğü zaman özelliğini koruyacak arazi maliki için bir değer ifade etmeyecek malzemelerdir. Davacı malzeme malikinin iyiniyetle yapı yaptığı davalının da kabulündedir. O halde arazi maliki olan davalı davacıya muhik bir tazminat ödemelidir. Ödenecek tazminatın tutarını ise Türk Medeni Kanununun 4. maddesi uyarınca olayın özelliğine, malzemenin dava tarihindeki değerine, diğer taraftan arsa sahibinin malzemenin kendisi yönünden taşıdığı en az değeri itibariyle takdir edecek olan hakimdir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/915 K: 2011/2698

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Bir kimsenin başkasına ait olan kadastral çap kapsamına haksız yapılanması o kişinin iyiniyetli olarak kabul edilmesine engeldir. Gayrimenkul satış vaadi ile pay edinilmeden taşınmazda yapılanma hukuken korunmaz. Davalının taşınmazda sonradan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile pay satın almış olması da başlangıçta varolmayan iyiniyet unsurunu sonradan geçerli hale getirmez. Ayni veya kişisel hakkın bulunduğu kadastral parsel üzerine inşa edilen binanın üzerinde bulunduğu zeminin, bina ile birlikte imar uygulaması sonunda başkasına özgülenmesi ve onun adına sicil kaydının oluşması halinde, binadan kaynaklanan kaim bedele hak kazanılacağı asıldır. Davalının ise, binayı yaptığı sırada imar öncesi kişisel veya ayni hakkı bulunmadığı gibi, kendisine daha önce gayrimenkul satış vaadi ile temlik eden şahısların da yapının inşa edilmesinde bina ile ilgili bir hakları bulunmadığından davalı, bu yapı nedeniyle öngörülen kaim bedele hak kazanamaz. Varolmayan bir hakkın satışına da değer verilemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/2792 K: 2011/3326

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Türk Medeni Kanununun 724. maddesinde yapı sahibine tanınan temliken tescil hakkı, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Dolayısıyla, davanın muhatabı taşınmazda sonradan kayden kazanan kişi değil inşaat yapılırken taşınmazın malikidir. Yapılan bu saptamaya göre asıl davanın reddinde, tapu kaydına dayalı elatmanın önlenmesi isteminin ise kabulünde bir yanılgı yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/8041 K: 2011/9405

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Satış işlemleri kayıt maliki Mesut Güler’in tüm mirasçıları tarafından yapılmamıştır. Tüm mirasçıların 30 sayılı parsel üzerine bina yapılması hususunda rızaları bulunmadığından, davacı veya onun murisi çapa bağlanmış taşınmaz üzerinde yapılan yapıdan ötürü iyiniyetli kabul edilemez. Dolayısıyla, mahkemenin bu saptamaları gözeterek Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayalı davayı reddetmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/8260 K: 2011/10559

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Somut olayda, el birliği mülkiyetine tabi taşınmazda ortaklardan birinin verdiği muvafakatin diğer ortaklar bakımından bağlayıcılık taşımayacağı ve davalının iyiniyetli sayılmasına yeterli olmayacağı kuşkusuzdur. Bu durumda, TMK’nun 724. maddesindeki koşullardan öncelikli koşul olan iyiniyet koşulu gerçekleşmediğinden, karşı davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/12723 K: 2011/15114

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ayrıca bina değeri arsa değerinden fazla olduğundan Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanılarak açılan tescil davalarında aranan bir diğer koşul da gerçekleşmiştir. Öte yandan; taşınmaz imar hudutları dahilinde bulunduğundan 3194 sayılı İmar Kanununun 18/son maddesi uyarınca ifrazı imar açısından olanaksız olsa bile paylı tescil suretiyle mülk edinilebilir. Bütün bu anlatılanlardan sonra mahkemece yapılması gereken iş; yerinde yeniden keşif yaparak parsel üzerindeki binanın oturma alanını ve bina sebebiyle zaruri kullanma alanını bilirkişiye hesaplatmak, bulunacak arsa miktarını taşınmazın genel yüzölçümüne oranlamak, davalı ve birleşen davanın davacısına binanın oturduğu yer ve zaruri kullanma alanını bedelini davacıya ödemek üzere uygun bir mehil verilerek depo ettirmek ve bilirkişinin bulacağı pay oranında 11 sayılı parselin tapu kaydını iptal ederek davalı ve birleşen davanın davacısı adına paylı mülkiyet şeklinde tescil etmek olmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/15616 K: 2012/384

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Türk Medeni Kanununun 724. maddesi hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin Türk Medeni Kanununun 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/16001 K: 2012/4664

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Asıl dava kabul edilerek malzeme maliklerinin elatmalarının önlenmesine karar verildiğinden hüküm ancak birlikte ifa kuralları gereği infaz edilebileceğinden, malzeme bedellerinin hükümden evvel malzeme sahiplerine ödenmek üzere arazi sahiplerince mahkeme veznesine depo edilmesi de gereklidir. Bu yönün gözardı edilmesi de doğru değildir. Kaldı ki, parseldeki yapı sebebiyle taşınmazın kadastro tutanağında (…) lehine belirtme bulunduğundan, belirtme sahibi lehine ortaya çıkan hak sebebiyle malzeme bedeli sahibine ödenmeden ve ödenmesi için depo kararı verilmeden aleyhine kal hükmü kurulması da mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2012/6878 K: 2012/9166

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Malzeme malikinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya ba-kılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli 17/1 sayılı Yar-gıtay İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özel-liklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan mal-zeme sahibinin temliken tesçil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü, bu gibi durum-larda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın baş-ladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2012/9122 K: 2012/10016

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Bu tür davalarda, temliken tescile karar verilebilmesi için Dairemizin yukarıda değinilen ilkelerinde belirtilen koşulların gerçekleşmiş olması gerekir. Sübjektif koşul olan iyiniyet koşulu gerçekleşmiş olduğuna göre, ikinci koşul olan yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olup olmadığı hususu araştırılmalı, bu konuda bilirkişilerden ek rapor alınmalıdır. Bu koşulun da gerçekleşmesi durumunda davacının dava konusu taşınmazdan satın aldığı ve üzerine bina inşa ettiği bölümün ifrazının mümkün olup olmadığı hususu incelenmelidir. Bunun için de, davacının inşa ettiği binanın zorunlu kullanım alanı da krokide gösterildikten sonra davacının inşa etmiş olduğu binanın değeri yukarıda belirtilen zorunlu kullanım alanı ile karşılaştırılmak suretiyle arsa değerinden fazla olup olmadığı konusunda bilirkişilerden ek rapor alınmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/1066 K: 2013/1339

Ağustos 23, 2026 Suat Şimşek 0

Aşırı zarar doğması sebebiyle yapı yıkılamadığı takdirde taşınmaz malikinin mamelekinde sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden, taşınmaz malikinin malzeme malikine (muhik) bir tazminat vermesi gerektiği, malzeme maliki iyiniyetli değilse tazminat miktarının, levazımın en az kıymetini geçemeyeceği, aynı Yasanın 723. maddesinde belirtilmiştir. Bu durumda, 04.03.1953 tarih 10/3 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararının gerekçesinde benimsenen ve uygulamada kararlılık kazanmış ilke uyarınca aşırı zarar nedeniyle yapı yıkılamıyorsa, iyi veya kötü niyete göre, haklı (muhik) tazminat veya en az levazım bedelini ödeyip ödemeyeceği, arsa malikinden sorulmalı, kabul ettiği takdirde bu bedel karşılığı yapının taşınmaz malikine aidiyetine karar verilmeli, aksi halde yıkım isteği reddedilmelidir. Maddedeki (muhik tazminat) sözcüğünden salt inşaat bedeli değil olayın özelliğine göre Medeni Kanunun 4. maddesinden aldığı yetkiye dayanarak hakimin takdir edeceği en uygun bedel (asgari levazım bedeli) ise, taşınmaz maliki yönünden yapının sübjektif (öznel) olarak taşıdığı değer anlaşılmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/1058 K: 2013/4933

Ağustos 22, 2026 Suat Şimşek 0

Taşkın yapıyla ilgili davaların kabul edilebilmesi Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşmesine bağlı olup, yapılanmada öncelikle yapı sahibi iyiniyetli değil ise, diğer koşulların araştırılmasına gerek yoktur. Bir kimsenin iyiniyetli olduğunun kabul edilebilmesi için Belediyeye, Tapu Sicil Müdürlüğü’ne veya Kadastro Müdürlüğü’ne yazılı olarak başvurması, görevlendirilecek teknik bilirkişi marifeti ile çap kaydının kapsamının belirlenmesi, bu hususların da belgelendirilmesi zorunludur. Dava değerinin, elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından ibaret olacağa gözetilerek bu konuda harç ikmali yapılmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/8778 K: 2013/12097

Ağustos 22, 2026 Suat Şimşek 0

Yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olması gerekir. İfrazın mümkün olmaması halinde davanın niteliği gereği pay tesciline olanak yoktur. Mahkemece, teknik bilirkişiye ifraz projesi hazırlatıp bu projeye göre ifrazının mümkün olup olmadığı hususunda onay makamından görüş alınmadan ifrazının mümkün olduğunun kabulü de doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/13914 K: 2014/987

Ağustos 22, 2026 Suat Şimşek 0

TMK’nın 724. maddesine dayanarak kendi malzemesi ile başkasının taşınmazına bina yapan kişi veya mirasçıları dava açabilir. Davacı veya murisi babası söz konusu taşınmazdaki binayı kendileri yapmadıklarından TMK’nın 724. maddesine dayanarak dava açma hakları bulunmamaktadır. Bunun yanında, dava konusu taşınmazın 26.03.2005 tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşıldığından binanın yapımı sırasında davalının malik olmadığı da görülmektedir. TMK’nın 724. maddesinde yapı sahibine tanınan hak kişisel hak niteliğinde olup taşınmazın binanın yapıldığı tarihteki malikine karşı ileri sürülebileceğinden davalıya karşı ileri sürülemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/16926 K: 2014/2234

Ağustos 22, 2026 Suat Şimşek 0

Çapa bağlı taşınmazlarda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmayan ve başkasının taşınmazına bilerek bina inşa eden davalı iyiniyetli olamayacağından Türk Medeni Kanununun 722, 723, 724 ve 725. maddelerinin olayda uygulama yeri bulamayacağı kuşkusuzdur. Ancak, davalıya ait yapının tamamı dava konusu 2 parselde bulunmadığından tazminat olarak taşınmazın tamamı için belirlenen malzeme bedeline hükmedilmesi, dolayısıyla bir bütün olarak binanın mülkiyetinin haksız olarak davacıya devrine yol açacak şekilde hüküm tesisi doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/9193 K: 2015/845

Ağustos 22, 2026 Suat Şimşek 0

Çapa bağlı taşınmaza inşaat yaparken gerekli özeni göstermeyen davalı-karşı davacının iyiniyetli olduğundan söz edilemez. Sübjektif koşul gerçekleşmediğinden diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına da gerek bulunmamaktadır. Kaldı ki dosya içerisindeki inşaat mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan rapora göre söz konusu yapı yarı açık depo olup kalıcı nitelikte bir yapı niteliğinde olmadığından temliken tescile konu edilemez. Bu durumda mahkemece temliken tescil koşulları oluşmadığından karşı davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Devamını Oku