Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2003/5516 K: 2003/8408

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Medeni Kanunun 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından biri düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve madde hükmünde belirlenen koşulların oluşması halinde yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Medeni Kanunun 724. maddesinde bahsedilen yapının bina niteliğinde haiz olması gerekir. Yasada bahsedilen binadan amaç, temelli ve devamlı kalması maksadıyla yapılan barınılan içinde çalışılan az çok kapalı tesislerdir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2003/3453 K: 2003/4228

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

El atmanın önlenmesi ve yıkım talepli davada, yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir. Somut olayda, taşınmazı cebri icra yoluyla satın alan karşı davalı sadece zemini değil üzerindeki yapılarla birlikte satın almış olup, davacılar ve miras bırakanın yapılaşma tarihinde iyi niyetli oldukları varsayılsa bile araya giren cebri icra işlemi karşısında iyi niyetin yeni malike yönetilmesine olanak yoktur, bu durumda karşı davanın kabulüne temliken tescil isteğinin reddine karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2003/2321 K: 2003/2547

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Yasada “yıkımda aşırı zarar kavramı” tanımlanmış değildir. Bunun yanı sıra anılan kavram yönünden gerek öğretide gerekse yargısal uygulamada görüş birliği yoktur. Ancak, Medeni Kanunun 722/2 maddesinin uygulanmasında meydana getirilen binanın korunması hususundaki genel yararın gözardı edilemeyeceği kuşkusuzdur. Ne var ki binanın davacı arsa sahibi yönünden de değerlendirilmesi ve hak dengesi kurulmak suretiyle adilane bir sonuca gidilmesi gerekir. Kural olarak yıkımın fahiş zarar doğurup doğurmayacağının taktiri hakime aittir. Hâkim, takdir hakkını kullanırken elbette bilirkişinin ya da bilirkişilerin bildirdikleri teknik bilgilerden ve görüşlerinden faydalanacaktır. Ancak, vardıkları sonuç bu yönden (fahiş zarar doğup doğmayacağı yönünden) hâkimi bağlamaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2002/7747 K: 2002/8020

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Malzeme sahibi arsanın başkasına ait olduğunu bilse veya bilmesi gerekse bile inşaatı arsa sahibinin onayına dayanarak yapmış ise yine iyiniyetli sayılır. Davacının iyiniyetle hareket ettiğini kabul edebilmesi için; inşaatı, annesinin muvafakatı ile yapmış olması gerekir. Bu muvafakat; taşınmaz sahibinin, ileride taşınmazın inşaat yapılan kesiminde levazım sahibini malik kılma iradesini taşıdığını ve dolayısıyla ona bu taşınmazda dilediğince tasarruf etme imkanını bahşettiğini gösterecek biçimde olmalıdır. Arazi sahibi davalı annenin böyle bir muvafakatı bulunduğu kanıtlanamamıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2002/5724 K: 2002/6857

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Malzeme sahibinin mülkiyetin kendisine geçirilmesine ilişkin talebi, şahsi bir hak ve talep niteliğindedir. Bu nedenle, malzeme sahibinin, arsa malikine karşı haiz olduğu dava hakkı, bu konu üzerinde dava açılmadan ve karar alınmadan arsanın mülkiyetinin başkasına geçmesi halinde yeni malike karşı ileri sürülemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/11235 K: 2006/1093

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Türk Medeni Kanununun 724. maddesi hükmü gereğince temliken tescil davasının kabul edilebilmesi için tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olmalıdır. Bundan muhdesat arz ile sıkı sıkıya bağlı ve ondan parçalanmadan ayrılmayacak nitelikteki binalardır. Somut olayda davalıya ait taşınmaz üzerine yapılan ise cam seradır. Dairemizin uygulamasına göre bu nitelikli yerin bina kavramı içinde düşünülme olanağı yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/10655 K: 2006/684

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Temliken tescil davasının kabul edilebilmesi için aranan koşullardan birisi tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu taşınmaz üzerinde yapılacak yapının temelli kalması amacıyla yapılmış bir yapı olmasıdır. Somut olayda krokide A ve B harfli yerler üzerine yapılan yapının arzla temelli bağlantısı olmayan prefabrik nitelikte olduğu saptandığından buna bağlı olarak temliken tescil talebinde bulunulamaz. O nedenle mahkemenin davayı yazılı olduğu şekilde sonuçlandırmasında yasaya aykırılık yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/10155 K: 2006/129

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Medeni Kanunun 724. maddesi uyarınca tescile hak kazanabilmek için 5.7.1944 tarih 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi binayı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması ve mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi (subjektif koşul), yapının dava tarihine göre hesaplanacak değerinin zemin değerinden fazla olası (objektif koşul) gerekir. Davacının dayanağı harici satış senedi Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesine uygun düzenlenmiş olup, satış bu belge ile kanıtlanmıştır. Davacı, bu satış sözleşmesinden sonra binayı yapmış ve davalılar bina yapımına itiraz etmemiş, davacı o tarihten beri de binayı mesken olarak kullanmıştır. Tüm bu anlatımlardan sonra, davacının mülkiyetin ileride kendisine devredileceği inancıyla binayı yaptığı ve inşaatın başından bitimine kadar iyi niyetli olduğu ve subjektif koşulun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/11564 K: 2006/61

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Ferağa icbar davalarında davanın kanıtlanması halinde mahkemece yapılacak olan binanın bulunduğu taşınmaz mülkiyetinin davacılar adına tesciline karar vermek olacaktır. Böyle bir davanın dinlenebilmesi için kayıt maliki olan kişilerin davada yer alması yeterlidir. Mevcut tapu kaydının önceki hali itibariyle çok paydaşlı ve daha büyük bir parselden ifrazen gelmiş olması ana taşınmazın önceki maliklerinin tümünün bu davada yer almasını gerektirmez. Yukarıda da vurgulandığı üzere bu tür davalarda husumet son kayıt kayıt malikine yöneltilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/5944 K: 2005/8709

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Davacı, kendi arsası üzerine davalılarca yapılan yapıların kal’ini isteyebilmesi için bu yapıların sökülüp götürülebilir olması gerekir. Zeminin ayrılmaz parçası haline gelmiş ve mesken nitelikli kullanıldığı anlaşılan yapılar sökülüp götürülebilir yapılardan değildir. Bu nedenle Medeni Kanunun 723. maddesinin 3.fıkrası gereğince yapıların imalinde kullanılan malzemenin en az değeri dosyada toplanan deliller ve sunulan bilirkişi raporlarında Medeni Kanunun 723/13 maddelerine uygun biçimde düzenlenmiş asgari levazım bedeline ilişkin yeterli rapor mevcut olmadığından teknik bilirkişiye hesap ettirilip bu bedelin davacı tarafça yatırılması koşuluyla kal’e ilişkin isteminde hüküm altına alınması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/8100 K: 2005/8297

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Dava, Medeni Kanunun 724.maddesi (önceki Medeni Kanunun 650 maddesi) uyarınca açılmış temliken tescil davasıdır. 3402 sayılı yasanın 12/3 maddesi uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak itiraz olunamaz. Dava konusu taşınmazın kadastrosu 27.6.1991 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı kadastrodan önceki nedenlere dayandığından 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/10840 K: 2006/1124

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Olayda temliken tescil iddiası ile açılmış bir dava bulunduğu sırada taşınmazını Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurarak ifraz ettiren, böylece yeni bir ifraz imkanını ortadan kaldıran ve davacının ifrazen tescil hakkını bertaraf eden davalının hakkını açıkça kötüye kullandığı durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermediğinde hiç şüphe yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2005/7730 K: 2005/8312

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Böyle bir davada iyi inançlı olduğunu iddia eden kişinin 14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararında belirtildiği gibi bu iddiasını ispat etmesi gerekir. Uygulamada kararlılık kazanmış ilke uyarınca aşırı zarar nedeniyle yapı yıkılamıyorsa, iyi veya kötü niyete göre, haklı (muhik) tazminat veya en az levazım bedelini ödeyip ödemeyeceği, arsa malikinden sorulmalı, kabul ettiği takdirde bu bedel karşılığı yapının taşınmaz malikine aidiyetine karar verilmeli, aksi halde yıkım isteği reddedilmelidir. Maddedeki (muhik tazminat)sözcüğünden salt inşaat bedeli değil olayın özelliğine göre, Medeni Kanunun 4. maddesinden aldığı yetkiye dayanarak hakimin takdir edeceği en uygun bedel (asgari levazım bedeli) ise, taşınmaz maliki yönünden yapının subjektif (öznel)olarak taşıdığı değer anlaşılmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2004/11238 K: 2004/12056

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Aşırı zarar nedeniyle yapı yıkılamıyorsa, iyi veya kötü niyete göre, haklı (muhik) tazminat veya en az levazım bedelini ödeyip ödemeyeceği, arsa malikinden sorulmalı, kabul ettiği takdirde bu bedel karşılığı yapının taşınmaz malikine aidiyetine karar verilmeli, aksi halde yıkım isteği reddedilmelidir. Maddedeki (muhik tazminat)sözcüğünden salt inşaat bedeli değil olayın özelliğine göre, Medeni Kanunun 4. maddesinden aldığı yetkiye dayanarak hakimin takdir edeceği en uygun bedel (asgari levazım bedeli) ise, taşınmaz maliki yönünden yapının subjektiff (öznel)olarak taşıdığı değer anlaşılmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/318 K: 2005/1146

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Taşınmaz köy yerinde bulunmaktadır. Yapı kavramı kapsamının tayininde taşınmazın bulunduğu yerin yerel özelliklerinin de etkili olacağı kuşkusuzdur. Bu bakımdan, mahkemece; 7.7.2003 günlü raporu düzenleyen bilirkişi kurulana yerel özellikleri hakkında beyanda bulunacak mahalli bilirkişide katmak suretiyle bu raporda sözü edilen davalıya ait zemin üzerindeki davacının yaptığı yerlerin temelli kalmak üzere yapılmış bina tarifine uygun yerler olup olmadığının sorulup saptanmalı, böylelikle davanın kabulünde aranan objektif unsur hakkında da yeterli kanaate ulaşarak sonucuna uygun hüküm kurulmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/27 K: 2005/2567

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Toplanan deliller ve tekmil dosya kapsamına göre davacının dava dilekçesinde ileriye sürdüğü olguların tümünün gerçekleştiği ve böylece 5.7.1944 tarih 12/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulanan öğelerin davacı yararına tamamlandığı anlaşılmakta olup davacı tarafta var olması gereken iyiniyet unsurunun gerçekleştiği açık ise de; satışa konu 509 parsel numaralı taşınmaz kırsal alanda olup, bu bölgelerde ana taşınmazların ifrazının yapılış biçimini belirleyen “palansız alanlar İmar Yönetmeliği”nin 62.maddesindeki koşulların somut olay için de gerçekleşmiş olması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2004/3398 K: 2004/5223

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Başkasına ait taşınmaz üzerine yapı inşa etmiş olan kişinin taşınmaza sahip olabilmesi için; özel mülkiyete konu olan bir taşınmaz üzerine temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olması,’bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, yapının dava tarihine göre hesaplanacak olan değerinin zemin değerinden açıkça fazla olması gereklidir. Bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da külli haleşerine karşı ileri sürülebilir. Söz konusu hakkın gerçekleşebilmesi için, iptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmelidir. İptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2004/3501 K: 2004/5788

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Uyuşmazlık duvara ilişkin olup temliken tescil davasına konu olamaz. Ayrıca davalıya ait taşınmaz imar parseli olduğundan subjektif unsurun varlığından da söz edilemez. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı bazı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2004/6856 K: 2004/9891

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Her davada hakim muhik tazminat olarak salt temlik edilecek arsanın bedelini değil, gerektiğinde taşınmazının bir kısmını terk etmek zorunda kalan malikin özverisini düşünerek uzman bilirkişiden dava tarihine göre devredilen arsa bedeli yanında, geride kalan kısmın uğradığı değer kaybı varsa taşınmaz malikinin öteki zararları gibi konularda da rapor almak suretiyle Medeni Kanunun 4, Borçlar Kanunun 42. maddeleri uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi de önleyecek biçimde en uygun bedeli tayin ve takdir etmeli, bu bedel karşılığında tecavüzün şekline, taşkın yapının ve taşınmazların niteliğine göre, taşılan yerin mülkiyetinin devrine veya üzerinde irtifak hakkı kurulmasına karar vermelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2004/1885 K: 2004/3774

Ağustos 29, 2026 Suat Şimşek 0

Medeni Kanunu’nun 724. maddesi gereğince tescil isteme olanağı doğrudan kendi malzemesi ile başkasına ait taşınmaz üzerine iyi niyetle bina yapan kişiye tanınmıştır. Davacı ise binayı dava dışı üçüncü kişiden satın aldığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Kaldı ki, binayı yapan kişi de taşınmazdan yararlanma hakkına dayanarak bina yaptığından onunda temliken tescil isteme olanağı bulunmamaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/1019 K: 2008/1509

Ağustos 27, 2026 Suat Şimşek 0

Üzerine inşaat yaptığı arazinin kendisine ait olmadığını bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen kişi kural olarak iyiniyetlidir. Bunun gibi inşaatı arazi sahibinin açık veya örtülü muvafakatı ile yapan malzeme sahibi de iyiniyetli sayılır. Türk Medeni Kanunu’nun 722/3 maddesince arazi maliki malzemenin sökülme gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere malzemenin sökülerek arsanın yapıdan evvelki haline getirilmesini talep edebilir. Ancak bunun için arazi üzerinde onunla sıkı sıkıya bağlı bir inşaatın bulunması, yapının arazi sahibinin rızası dışında yapılmış olması, inşaatın sökülmesinin aşırı bir zarara sebebiyet vermemesi, arazi malikinin de malzemenin sökülerek arsanın inşaattan evvelki haline getirilmesini istemesi gerekir. Bunun dışında arazi malikinin haksız inşaattan dolayı uğramış olduğu zararlar varsa haksız fiile dayanarak bunların da malzeme malikinden istenmesi olanaklıdır. Devamını Oku