Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2011/4877 K: 2011/9195 T: 19.9.2011

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Paydaşlıktan çıkarma davalarında da paydaşlığın giderilmesi davasında olduğu gibi paya ait satış kararı cebri icra yoluyla paraya çevirmeye ilişkin hükümler uyarınca yerine getirilir. Bu benzerlikler nedeniyle yasa koyucu eski bu dava türü için görevli mahkeme hakkında özel bir düzenleme yapılmasına gerek görmemiştir. Dairemizin yerleşen devamlılık gösteren içtihatlarında yasa koyucunun görev hususunda düzenleme yapmaması ve yasa düzenlemesi dikkate alınarak bu tür davalara bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu kabul edilmiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2010/2725 K: 2010/6722 T: 03.06.2010

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın giderilmesi davası paylı mülkiyeti tamamen sona erdirdiği halde paydaşlıktan çıkarma davası paylı mülkiyeti tamamen ortadan kaldırmayan ve sadece paydaşlıktan çıkarılması istenilen paydaşın paydaşlıktan çıkarılmasını sağlayan bir davadır. Ancak, araştırma, inceleme ve yöntem açısından her iki davada benzerlikler taşımaktadır. Bu nedenle, yasa koyucu paydaşlıktan çıkarma davaları için görevli mahkemenin belirlenmesi amacıyla ayrı bir düzenlemeye gerek görmemiştir. Bu sebeple görevli mahkemenin ortaklığın giderilmesi davalarında olduğu gibi Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2008/3140 K: 2008/5335 T: 28.04.2008

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın giderilmesi davası paylı mülkiyeti tamamen sona erdirdiği halde paydaşlıktan çıkarma davası paylı mülkiyeti tamamen ortadan kaldırmayan ve sadece paydaşlıktan çıkarılması istenilen paydaşın paydaşlıktan çıkarılmasını sağlayan bir davadır. Ancak, araştırma, inceleme ve yöntem açısından her iki davada benzerlikler taşımaktadır. Bu nedenle, yasa koyucu paydaşlıktan çıkarma davaları için görevli mahkemenin belirlenmesi amacıyla ayrı bir düzenlemeye gerek görmemiştir. Bu sebeple görevli mahkemenin ortaklığın giderilmesi davalarında olduğu gibi Sulh Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2005/11960 K: 2006/516 T: 30.01.2006

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Medeni Kanunda paylı mülkiyete ilişkin hükümleri bütün olarak incelendiğinde paylı taşınmazda yönetim, tasarruf, yararlanma, koruma, giderlere katılma ve bu konularda paydaşlarca verilen kararların etkisi düzenlenmiş, bu suretle paydaşların mülkiyet haklarını bir çekişmeye meydan vermeden, uyum ve düzen içerisinde kullanmaları amaçlanmıştır. Böyle bir amacın gerçekleşme olasılığı bulunmayan hallerde, sorunlu paydaş yönünden paydaşlıktan çıkarma, nihayet paylı mülkiyetin sonra ermesi düşünülmüştür. Görüldüğü üzere yasa koyucu, öncelikle, zorunlu paylı mülkiyet ilişkisinin ayakta tutulmasına özen göstermiş, paydaşlık ilişkisinin ve paydaşlığın sona erdirilmesini son çare olarak amaçlamıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1993/3996 K: 1993/4191 T: 06.04.1993

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Bir kısım hissedarların bizzat kendileri veya malın kullanılmasını bıraktıkları ya da fiillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer hissedarların tümüne veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini, ağır surette ihlal edip etmediklerinin, bu yüzden müşterek mülkiyet ilişkisinin çekilmez hale gelip gelmediği hususundaki uyuşmazlık tarafların tüm delilleriyle değerlendirilerek çözülmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1999/5022 K: 1999/5019 T: 02.06.1999

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmın müşterek mülkten ayrılıp ayrılmayacağının ve çıkarılacak paydaşa tahsisinin mümkün olup olamayacağının incelenmesi, tahsis mümkünse fen ehline tanzim ettirilerek krokinin, taşınmaz Belediye ve mücavir alan hudutları içerisinde ise, imar yasası ve yönetmeliği uyarınca bu ayrımın mümkün olup olmadığının Belediyeden, taşınmaz Belediye ve mücavir alan dışındaysa aynı hususun İl İdare Kurulundan sorularak saptanması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2001/6589 K: 2001/6768 T: 18.09.2001

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Maddede bahsedilen yükümlülüklerin ağır surette ihlali deyiminden kusurun özel bir yoğunlukta ve önemde bulunması amaçlanmıştır. Ağır surette ihlal unsurunun gerçekleşebilmesi için paydaşın kasten ve bilerek müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmesi gerekir. Davalının kanuni hakkı olan ortaklığın giderilmesi davası açması müşterek mülkiyet ilişkisinin ağır surette ihlalı anlamına gelmediği gibi paydaşlığı çekilmez halede getirmez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1992/14169 K: 1992/14944 T: 24.12.1992

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Çıkarma istemini haklı gören hakimin çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmın müşterek mülkten ayrılıp ayrılamayacağının ve çıkarılacak paydaşa tahsisinin mümkün olup olamayacağının incelenmesi ayrımı mümkün olmayan payın dava tarihindeki değeri ile, devrinin isteyene verilmesinin dava dilekçesinde istenip istenmediğinin gözönünde tutulması, hisseyi karşılayacak kısmın maldan aynen ayrılması mümkün olmazsa ve bu paya talip olan paydaş bulunmazsa, ancak tayin edilen uygun süre içinde temlik edilmeyen payın açık artırma ile satışına karar verileceğinin düşünülmesi icabeder. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1995/4043 K: 1995/4221 T: 20.04.1995

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Davacı ve davalı arasında ticari ilişkilerden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunduğu kesinlikle anlaşılmaktadır. Davacının davalı ile olan şahsi ve ticari ilişkilerinden kaynaklanan olumsuz uyuşmazlıklarını ileri sürerek davalının MK: 626/a gereğince ortaklıktan çıkarma isteminde bulunması yasanın amacına uygun değildir. Davalı paydaşın müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirdiğini belirleyen kanıt yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1998/10797 K: 1998/10953 T: 21.12.1998

Mart 1, 2026 Suat Şimşek 0

Madde de bahsedilen yükümlülüklerin ağır surette ihlali deyiminden kusurun özel bir yoğunlukta ve önemde bulunması amaçlanmıştır. Ağır surette ihlal unsurunun gerçekleşebilmesi için, paydaşın kasten ve bilerek müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmesi gerekir. Fiilin işleniş tarzı, paydaşların sosyal ve ekonomik koşulları ile, objektif iyi niyet kuralları değerlendirilerek, her olayın özelliğine göre hakkaniyete uygun adil bir çözüm getirilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2002/1961 K: 2002/2172

Şubat 28, 2026 Suat Şimşek 0

Ortaklığın giderilmesi davaları iki taraflı davalardan olup, davacı ve davalı aynı hakka haizdir. Bu davalarda kazanan ve kaybeden taraf olmadığından, yargılama giderleri payları oranında taraflara yükletilir. Vekili bulunan taraf yararına avukatlık ücreti takdiri gerekir ancak, vekili olanın davacı veya davalı safında olması ayrıcalık doğurmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/1753 K: 2004/1884

Şubat 28, 2026 Suat Şimşek 0

Paylaşma davaları paylı ve elbirliği mülkiyetine konu mallarda paydaşlar ya da ortaklar arasındaki hukuki ilişkiyi sona erdiren, birlikte mülkiyetten ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Davanın bu özelliği itibariyle kendisini vekil ile temsil ettiren taraflar yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri icap eder. Yargılama gideri ve vekalet ücretinden taraflar payları oranında sorumludurlar. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2002/3538 K: 2002/3706

Şubat 17, 2026 Suat Şimşek 0

Satış bedelinin dağıtımında da bulunan bu yüzde nisbetler gözönünde tutularak muhtesata isabet eden kısmın sadece muhtesat sahibine veya payları nisbetinde sahiplerine arza isabet eden kısmında payları oranında tüm paydaşlara verilmesi icap eder. Muhtesatın arzın paydaşlarına değilde 3.şahsa aidiyetinin anlaşılması halinde bu şahsı muhtesat nedeniyle davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay verme mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/230 K: 2004/306

Şubat 17, 2026 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın giderilmesi davalarında satışa karar verilmesi halinde, satış sonunda elde edilecek bedelin paydaşlara ya da ortaklara ne şekilde dağıtılacağının hüküm fıkrasında gösterilmesi gerekir. Taşınmaz, paylı mülkiyet hükümlerine tabi ise payları oranında paydaşlara, elbirliği halinde mülkiyet söz konusu ise ibraz edilecek mirasçılık belgesindeki miras payları oranında ortaklara dağıtılması, paylılık ve ortaklık hali birlikte söz konusu ise, tapu kaydı ve mirasçılık belgesindeki paylara göre dağıtılması icap eder. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/3506 K: 2004/4290 T: 31.5.2004

Şubat 16, 2026 Suat Şimşek 0

Paylaşma isteme (taksim davası açma) hakkı kural olarak paylı mülkiyette paydaşa, elbirliği mülkiyetinde ise mirasçıya tanınmıştır. Malik olmayan kimseye paylaşma isteme ve paylaşmaya katılma hakkı tanınmamıştır. Örneğin miras payının temliki konusunda üçüncü kişi ile sözleşme yapma imkanı vermesine karşın, bu kimseye paylaşmaya katılma yetkisi vermemektedir. O halde paydaş olmayan kimsenin paylaşma (taksim) davası açması mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1998/1055 K: 1998/1312 T: 23.02.1998

Şubat 15, 2026 Suat Şimşek 0

Şufa hakkının tapuda yapılan satışın öğrenilmesinden itibaren bir ay içinde kullanılması gerekir. İştirakçi ortaklarda da bunlardan satışı en geç öğrenenin öğrenme tarihine göre bir aylık hak düşürücü süre saptanır. Diğer ortakların daha önce öğrenmesi önem taşımaz. Şufa hakkı tapudaki satış işleminden sonra doğacağından şufalı payın daha önce satılacağının öğrenilmesi veya hak sahibine vaki satın alma teklifinin kabul edilmemesi hiçbir hukuki değer taşımaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1990/11289 K: 1990/11711

Ocak 31, 2026 Suat Şimşek 0

3194 sayılı İmar Kanununun 16. maddesinde ilişkindir. taşınmazların tevhid ve ifrazının onaylanması belediye ve mücavir alan içinde kalan yerler için belediye encümenleri, diğer yerler için de İl İdare Kurulları yetkili kılınmıştır. Aynı maddenin sonunda da, tarafların rızası ile veya mahkeme kararı ile şuyuun izalesi yukarıdaki hükümlere tabi tutulmuştur. Bu nedenle, maddede yazılı işlemler ve özellikle tapuya bildirilip şuyulu parsel kayden teşekkül ettirilmeden şuyunun izalesine karar verilmesi hatalı görüldüğünden hükmün bozulması gerekmiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2001/5134 K: 2001/5507 T: 28.06.2001

Ocak 30, 2026 Suat Şimşek 0

Ortaklığının giderilmesi istenilen taşınmazın tapudaki yüzölçümü fiili duruma uymuyorsa ve hudutlarda sabit değilse görevli mahkemede açılacak dava yoluyla tapunun düzeltilmesi için taraflara süre verilmesi dava açılırsa onun sonucunun beklenmesi gerekir. Şayet dava açılmaz veya kesinleşen kararla red edilirse tapu miktarı fiili durumdan az ise sabit hudutlardan başlayarak tapu kapsamının arazide belirlenmesi, fen ehline buna ilişkin kroki düzenlettirilmesi o krokide belirlenen yerin ortaklığının giderilmesi gerekir. Şayet tapu miktarı fiili durumdan daha fazla ise davanın reddedilmesi icap eder. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2005/662 K: 2005/699 T: 07.12.2005

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

İİK.nun 121. maddesi uyarınca İcra Tetkik Merciince (İcra Mahkemesince) verilen yetkiye dayalı olarak, alacaklı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davasına, Türk Medeni Kanunu’nun 648. maddesi çerçevesinde atanan kayyım tarafından devam olunması usulen olanaklıdır. Eş söyleyişle, davanın mutlaka kayyım tarafından açılmış olması gerekmez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2019/849 K: 2021/3529 T: 26.05.2021

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

Borçlu ortağın alacaklısı tarafından açılan davalarda birden fazla taşınmaz dava konusu edilmiş ise icra takibine konu borç miktarına göre dava tarihi itibariyle taşınmazlardan borçlu ortağın payına düşecek değerin tespit edilerek borca yetecek kadar (sayıda) taşınmazın ortaklığının giderilmesine karar verilmesi, fazlaya ilişkin istemin reddi gerekir. Bu şekilde açılacak davalarda borçlu ortak (paydaş) dahil tüm ortakların (paydaşların) davaya dahil edilmeleri zorunludur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2003/306 K: 2003/437 T: 28.01.2003

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

Yeni yasal düzenlenme karşısında elbirliği mülkiyetine, elbirliği mülkiyeti ile birlikte paylı mülkiyete tâbi mallarda borçlu mirasçının alacaklısı olan kişinin paylaştırma davası açabilmesi için alacaklı veya borçlunun yararlarını da korumak amacı ile Medeni Kanunun 648. maddesi gereğince kayyım atanması istemesi, kayyım atandığında davanın kayyım tarafından açılıp kayyım huzuru ile davaya devam edilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2010/12543 K: 2010/25490 T: 02.11.2010

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

Borçlunun bir taşınmaz üzerindeki miras hissesi tapu siciline tescil edilmemiş ise alacaklının, öncelikle İİK’nun 94/II. Maddeye göre borçlunun miras hissesinin tapu siciline tescilini sağlaması ondan sonra miras hissesinin İİK’nun 121. maddesine göre paraya çevrilmesini istemesi gerekir. Alacaklı, borçlunun miras hissesini tapu siciline tescil ettirmeden (intikali sağlamadan) borçlunun miras hissesinin İİK’nun 121. maddesine göre paraya çevrilmesini isteyemez. İİK’nun 121. maddesindeki yola başvurulmadan terekedeki elbirliği halinde tasarruf edilen bir malın borçlu mirasçısının borcundan dolayı satılması mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2019/2339 K: 2019/7744 T: 13.11.2019

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

İcra mahkemesinden alınan yetkiye dayalı olarak açılan davalarda kural olarak borçlu ortağın mülkiyet hakkının elbirliği mülkiyetine konu olması gerekir. Bu şekilde açılacak davalarda borçlu ortak (paydaş) dahil tüm ortakların (paydaşların) davaya dahil edilmeleri zorunludur. Dava konusu iştirak halindeki taşınmaz, yargılama sırasında paylı mülkiyete çevrildiğinden, dava açıldığında davacı alacaklının hukuki yararı bulunmakta ise de taşınmaz paylı mülkiyete çevrildikten sonra davanın reddedilmesi kararı da isabetlidir; ancak yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre borçlu davalıya yükletilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2004/509 K: 2004/568 T: 03.11.2004

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

Elbirliği mülkiyetine tabi bir malda payı bulunan borçludan alacaklı olan kişi, İcra Mahkemesinden alacağı yetkiye dayanarak borçlunun da içinde bulunacağı tüm elbirliği ortaklarına karşı dava açıp bu davayı sonuçlandıracağına; buradaki dava açmak hakkı hakime ya da başka bir kişiye tanınmadığına; yalnızca mirasçıya ya da İcra Mahkemesinden İİK.nun 121. maddesi hükmü uyarınca ortaklığın giderilmesi davasını açma yetkisini alan alacaklıya tanındığına göre; yasa koyucunun bu davayı sadece atanan kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2005/314 K: 2005/321 T: 11.05.2005

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

Elbirliği mülkiyetine tabi bir malda payı bulunan borçludan alacaklı olan kişi, İcra Mahkemesinden alacağı yetkiye dayanarak borçlunun da içinde bulunacağı tüm elbirliği ortaklarına karşı dava açıp bu davayı sonuçlandırabilir. Buradaki dava açma hakkı hakime ya da başka bir kişiye tanınmadığına; yalnızca mirasçıya ya da İcra Mahkemesinden İİK.nun 121. maddesi hükmü uyarınca ortaklığın giderilmesi davasını açma yetkisini alan alacaklıya tanındığına göre; yasa koyucunun bu davayı sadece atanan kayyımın açacağını kabul ettiğini ileri sürmenin mevcut yasal düzenleme karşısında mümkün olmadığı açıktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Büyük Genel Kurul E: 1940/48 K: 1943/15 T: 14.04.1943

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

Bir ortaklık veya ortak (iştirak halinde) tasarruf olunan bir mal payı, bu arada bölüştürülmemiş bir kalıttaki (terekedeki) mallardan biriyle ilişkili miras payı icra memurluğunca borç için satılamaz. Ancak, 2004 sayılı yasanın 121 inci maddesinde belirtilen önlemler cümlesinden olarak tetkik merciince icra memuruna, bölüşüm (taksim) veya ortaklığın giderilmesi amacıyla görevli mahkemeye başvurması için yetki verilmesi ve icra memurunun da mahkemeden bu yolda bir karar alması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/4682 K: 2004/4580 T: 07.06.2004

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

743 sayılı Kanunun 588. maddesine göre bir mirasçıya düşen hisseyi temellük eden veya haczeden yahut o mirasçı aleyhine borcunu ödemekten acze dair icra vesikası olan alacaklı hakimin mirasçı yerine kaim olmak üzere taksime iştirakini isteyebilecektir. Paylaşma davası açma hakkı paydaş yada mirasçıya ait olduğundan ve borcunu ödemeyen mirasçıdan alacağın tahsili sonucunu doğuran bir davayı açması da beklenemeyeceğinden kanunun sözü edilen maddesi ile, bu hak hakime tanınmış, hakim borçlu mirasçı yerine dava açması konusunda alacaklıya yetki vermekte, alacaklıda hakimden aldığı bu yetkiye dayanarak taksim davası açmakta idi. Kanun koyucu böyle bir durumu uygun görmediğinden Türk Medeni Kanunun 648. maddesiyle yeni bir hüküm getirmiş, alacaklıya sulh hakiminden paylaşmaya katılmak üzere bir kayyım atanmasını isteyebilir tarzında bir düzenleme yapılmıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2014/6284 K: 2014/8411

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

Taşınmazdaki paylı mülkiyetin 4706 s. Yasanının 5. maddesinin uygulanması sonucunda ortaya çıkması, davacının sahip olduğu payın dahi öncesinde 4706 sayılı yasa gereğince satın alınan pay olması, her ne kadar belediye taşınmazda paydaş ise de, belediyenin taşınmazdaki paylarını 4706 Sayılı Yasanın 5 maddesi gereğince öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanuni ve akdi haleflerine satmakla yükümlü olması, Yasa gereğince satış işlemlerinin hali hazırda devam etmesi ve bir kısım kişilerin satın alma haklarını kullanmasına rağmen taksitlerini henüz bitirmemiş olması nedeniyle tapuda paylarını devralmamış olmasına, bu aşamada ortaklığın giderilmesine karar verilmesi halinde yasa gereğince satın alma hakkı elde eden kişilerin hak kaybında neden olacak olmasına, 4706 s. yasa gereğince başlatılan satış işlemleri sonuçlanmadan ortaklığın giderilmesi talep edilemeyeceği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2003/1750 K: 2003/2090 T: 02.04.2003

Ocak 29, 2026 Suat Şimşek 0

Mahallinde yapılan keşif sonucu, taşınmazın boş arsa olduğu, imar planında anaokuluna ayrıldığı ve aynen bölüştürmenin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. Buna göre davanın açılıp yürütülmesinde bir usulsüzlük bulunmadığından, bu hususlar dikkate alınarak bir karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi hatalı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/9135 K: 2004/9354 T: 20.12.2004

Ocak 28, 2026 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davasını paydaşlardan (ortaklardan) biri veya bir kaçı diğer paydaşlara (ortaklara) karşı açar. Davada bütün paydaşların (ortakların) yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birisinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlanmalıdır. Bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Paydaşlar akraba olduğu zaman birbirlerinin yerine tebligat alamazlar. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1975/463 K: 1976/1998 T: 30.04.1976

Ocak 26, 2026 Suat Şimşek 0

Taşınmazın devamlı bir maksada tahsis edilmesi ise; müşterek maldan paydaşların tahsis edildiği gayeye uygun olarak yararlanabilmeleri demektir. Örnek olarak belirtilmek gerekirse, iki taşınmaz mal arasındaki duvar, birden fazla taşınmaz için açılan yol, kuyu, çeşme veya ayrı binaların bir yerden ısınmasını sağlayan tesisler bu mahiyettedir. Taşınmaz malın münasip bir zamanda satılması haline gelince; bu hüküm ortaklıktan çıkmak isteyen paydaşın bu isteğini, diğer paydaş için zararlı olacak bir şekilde kullanmasını önlemek maksadıyla konulmuştur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2024/6889 K: 2025/1930 T: 17.2.2025

Ocak 24, 2026 Suat Şimşek 0

4721 Sayılı Kanun’un 2. maddesi uyarınca herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzenini korumayacağını davacının dava dilekçesi ile de sabit olduğu üzere işbu taşınmazı kentsel dönüşüme girdiğinin ve yeniden inşasının yapılacağının bilinciyle satın aldığı, satın alma sebebinin bu dönüşüm sebebiyle kendisine maddi fayda sağlamak olduğu, bu sebeple alınan taşınmaz için düzenlenen arsa payları incelenmeden alınmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu davanın açılmasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2024/5809 K: 2025/3987 T: 25.3.2025

Ocak 24, 2026 Suat Şimşek 0

Uzun süre zarfında arsa paylarına itiraz edilmemiş olması dikkate alındığında, açılan davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2 nci madde hükmüne aykırılık teşkil ettiği, davanın haksız olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda arsa payları yeniden düzenlenmiş olsa da bu tespitlerin 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun (634 sayılı Kanun) 3 üncü maddesindeki yasal koşulları sağlamadığı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2024/5440 K: 2025/3986 T: 25.3.2025

Ocak 24, 2026 Suat Şimşek 0

Mahkemece, öncelikle taşınmazın kat irtifakının kurulduğu tarihli belgelerinin dosyaya temini ile yarsa paylarının belirlenmesinde esas alınacak olan bağımsız bölümlerin kat irtifakı kurulduğu tarih itibari ile değerlerini olumlu veya olumsuz etkileyen tüm unsurların incelenip irdelenmesi, bağımsız bölümlerin kat mülkiyeti kurulduğu tarihteki, cinsi, bulunduğu kat, alanı, ısıtma ve aydınlatma süreleri, mimari kullanımı ve konumu, cephesi, manzarası gibi hususların yeniden değerlendirilmesi için bilirkişi kurulundan rapor alınması, arsa paylarının düzenlenmesini gerektirecek bir hususun olup olmadığının araştırılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/6226 K: 2023/528 T: 26.1.2023

Ocak 3, 2026 Suat Şimşek 0

Kesintisizlik ilkesine aykırı olacak şekilde geçidin yola değil, DSİ’ye ait kanala bağlandığı, bu güzergâhtan geçit hakkı tesisinin mümkün olup olmadığı hususunun Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden sorulmamasının doğru olmadığı, diğer alternatiflerin değerlendirilerek yapılacak araştırmaya göre hüküm kurulması gerektiği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/6176 K: 2022/8045 T: 26.12.2022

Ocak 3, 2026 Suat Şimşek 0

Geçit davalarında uygulanan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereğince yüzölçümü küçük olan taşınmazlar yerine öncelikle yüzölçümü daha büyük olan taşınmazlardan geçit hakkı tesisi edilerek zararın azaltılması gerekmektedir. O halde mahkemece dava konusu taşınmazların güncel tapu kayıtları getirilip, fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gözetilmek suretiyle geçit güzergahının belirlenmesi gerekmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/6159 K: 2023/1226 T: 2.3.2023

Ocak 3, 2026 Suat Şimşek 0

Davacıya ait taşınmazdan yola çıkışta bazı diğer taşınmazlardan da geçmesi gerektiğinin görülmesine rağmen, mahkemece kesintisizlik ilkesi ihlal edilerek bu taşınmazlar atlanarak sadece bir taşınmazdan geçit hakkı kurulduğu, kara yolu, ana arter karayolu ise Karayolları Bölge Müdürlüğü’nden bu yola çıkışının trafik güvenliği açısından uygun olup olmadığının sorularak sonucuna göre alternatif güzergahların belirlenmesi gerektiği. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/6157 K: 2023/1224 T: 2.3.2023

Ocak 3, 2026 Suat Şimşek 0

Mahkemece, mahallinde teknik bilirkişiler aracılığı ile yeniden keşif yapılarak bilirkişilerden yararına geçit hakkı tesisi istenen taşınmazın genel yola bağlantısını sağlayacak şekilde, taşınmazların ekonomik bütünlüğünü bozmadan geçit seçeneklerini gösterir rapor düzenlemeleri ve krokide göstermeleri istenerek, yararına geçit hakkı tesisi istenen taşınmazın genel yola kesintisiz bağlanmasını sağlayacak şekilde en uygun alternatiften geçit hakkı tesisine karar verilmesi gerekirken davalılara ait taşınmazları ikiye bölerek ekonomik kullanım bütünlüğü bozulacak şekilde geçit hakkı tesisine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/5110 K: 2023/5696 T: 23.11.2023

Ocak 3, 2026 Suat Şimşek 0

Kamu malı niteliğinde olan bir yerin, kişinin istifadesine terki olanaklı değildir. Ancak geçit ihtiyacı olan taşınmazın genel yola ulaşımını sağlayacak taşınmazlar arasında dere olması, yol ihtiyacının karşılanmasına engel teşkil etmez. Dere üzerinden köprü ile bağlantı olanağının bulunması halinde bunun külfeti, geçit isteyene yüklenmek suretiyle buralardan da geçit hakkı tesisi mümkündür. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1991/16499 K: 1991/45

Ocak 1, 2026 Suat Şimşek 0

Şufalı payın sonradan ölünceye kadar bakma vaadi ile devredilmiş olması doğmuş olan süresinde açılan Şufa davasını bertaraf etmek kastına yönelik olduğundan davalıları iyiniyetli kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle Şufa hakkını önlemeye matuf bu ölünceye kadar bakma vaadi nedeniyle payın devri işlemi hukukî bir değer taşımamakta ve süresinde açılan davaya etkili bulunmamaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/177 K: 2023/1918 T: 3.4.2023

Aralık 28, 2025 Suat Şimşek 0

Her ne kadar Mahkemece imar yolunun fiilen zeminde olmadığı gerekçesiyle davacının yol ihtiyacı içinde olduğu değerlendirilmiş ise de imar yolunda yol çalışmalarının başladığı, iş makineleri ile güzergâhının oluşturulduğu rapor ile sabit olduğundan, imar yolunu kullanma imkânı bulunduğu ve davacının mutlak yol ihtiyacının kalmadığı hususları gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/4850 K: 2023/5620 T: 22.11.2023

Aralık 28, 2025 Suat Şimşek 0

Geçit isteği önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/4791 K: 2023/5572 T: 21.11.2023

Aralık 28, 2025 Suat Şimşek 0

Davacının taşınmazı lehine kurulan geçit irtifakı daha önce başka bir taşınmaz lehine tesis edilen geçit irtifakına bağlanmış ise de bu durumda yükümlü taşınmazın geçit yükü ağırlaştığından bilirkişi vasıtasıyla karar tarihine yakın olacak şekilde uygun bir geçit bedeli tespit edilerek taşınmaz maliklerine ödenmek üzere depo edildikten sonra geçit irtifakı kurulması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/4097 K: 2023/4271 T: 28.9.2023

Aralık 28, 2025 Suat Şimşek 0

Geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması hâlinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/3979 K: 2023/5258 T: 1.11.2023

Aralık 28, 2025 Suat Şimşek 0

Aleyhine geçit hakkı kurulan yükümlü taşınmaz maliklerinden birinin yargılama devam ederken vefat ettiği ve adı geçen davalının da mirasçılık belgesi temin edilmeksizin ve taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş; ibraz edilecek mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya dahil edilmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/3752 K: 2023/4072 T: 25.9.2023

Aralık 28, 2025 Suat Şimşek 0

Dosya içerisinde yer alan taşınmazın geniş pafta örneğinin incelenmesinde de davacıya ait taşınmazının etrafının ormanla çevrili olduğu görülmekle birlikte Mahkemece davacının dava açmakta haklı olduğu şeklinde bir sonuca da varılamadığından davalı lehine maktu vekâlet ücreti takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/2006 K. 2018/371 T. 28.2.2018

Aralık 28, 2025 Suat Şimşek 0

Nispi geçit ihtiyacının olduğu durumlarda geçit hakkı tesis edilip edilmeyeceği somut olaydaki durum ve şartlar dikkate alınarak hukuka ve hakkaniyete uygun bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu durumda davacının nispi geçit ihtiyacı içerisinde olduğu gözetilerek öncelikle mevcut akdi geçit irtifakının 2,5-3 metreyi aşmamak şartıyla genişletilmesinin mümkün olup olmadığı belirlendikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği açıktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/1746 K. 2018/981 T. 25.4.2018

Aralık 28, 2025 Suat Şimşek 0

Mahkemece kurulan geçit yeri paftasına işaretlenerek Karayolları Genel Müdürlüğüne gönderilmeli, çıkışın karayolu bağlantısı nedeniyle gerek ilgili mevzuat ve gerekse can güvenliği açısından tehlike oluşturup, oluşturmadığı veya davacının katlanabileceği boyuttaki harcama ile varsa sakıncalarının giderilip giderilemeyeceği ve bunun için ne yapılması gerektiği sorulmalıdır. Karayoluna çıkış engeli bulunduğu saptanırsa ve bunun giderilme olanağı da yok ise diğer alternatifler üzerinde durulmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay İBHGK E: 1958/10 K: 1959/12 T: 11.02.1959

Ekim 19, 2025 Suat Şimşek 0

Şefi açtığı tek bir dava ile hem şuf’a hakkını kullandığını diğer tarafa bildirir ve bu hakkın, kullanıldığının tespitini ister, hem de şufa hakkını kullanmış olması sebebiyle meydana gelen satış münasebeti dolayısıyla hissenin kendisine temlikini ister; mahkeme şufa hakkının kullanılmasının şartları gerçekleşmiş olduğunu ve satış münasebetinden doğan borçlarının (hususiyle satış parasının vadeye bağlı olmadığı hallerde para ödeme borcunu) şefi tarafından yerine getirilmiş bulunduğunu tespit ettikten sonra hissenin mülkiyetinin şefie geçirilmesine karar verir ve ancak bu karar ile şefi hisseye malik olur. Medeni Kanunun 642. maddesi hükmünce alınmış olan ilamların ve bu arada şufa ilamlarının icrasının her zaman istenebilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1982/8725 K: 1982/8692 T: 12.10.1982

Eylül 14, 2025 Suat Şimşek 0

Şuf’a bedeli ile tapu harç ve masraflarının mutlaka nakit olarak ödenmesinde kanunî bir zorunluluk yoktur. Derhal nakde tahvile kabil olan bir banka mektubu da hususu temine yeterlidir. Davacı vekili tarafından ibraz edilen teminat mektubunda, bedelin istenilen anda derhal hiçbir sebep ileri sürülmeksizin mahkeme emrine nakden ödeneceği bildirilmektedir. Bu teminat mektubu mahkemece her zaman için nakde çevrilebileceğinden şuf’a bedeli ile tapu harç ve masraflarının karşılanmış olduğu kabul edilmek icap eder. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu E: 2024/1 K: 2025/2 T: 16.05.2025

Ağustos 9, 2025 Suat Şimşek 0

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu taşınmazın, tapuda yükleniciye devredilmesi ve yüklenicinin de arsa payı veya bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satması veya ipotek tesis etmesinden sonra, sözleşmenin geçersizliğinin tespiti veya geriye etkili olarak feshedilmesi hâlinde; üçüncü kişilerin tapuya güvenerek ve iyiniyetli olarak aynî hak edindikleri İddialarının dinlenmesi, dolayısıyla iktisap edilen mülkiyet veya ipotek hakkının korunması gerekir, ancak somut olaya göre üçüncü kişilerin iyiniyetli olmadıklarının anlaşılması hâlinde taşınmazlar arsa sahibine dönebilecektir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2018/4044 K: 2021/4082 T: 16.6.2021

Temmuz 30, 2025 Suat Şimşek 0

Taşınmazı satın alan davalının kira sözleşmesinden haberdar olduğu, bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı, resmi senet içeriği ve dosya kapsamıyla da sabittir. Ancak kira sözleşmesinde yer alan önalıma ilişkin düzenlemeden davalı tarafın açıkça tapu kaydından kaynaklanan bir bilgiye sahip olduğu ve kötü niyetli olduğu ispat edilemediğine göre; davanın reddine karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2023/218 K: 2025/30 T: 12.2.2025

Temmuz 28, 2025 Suat Şimşek 0

Satış bedelinin muvazaalı olduğu ileri sürülerek önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, davalının cevap dilekçesinde şuf’a bedelinin depo edilmesi kaydıyla davayı kabul ettiğini belirttiği, ancak bedelde muvazaa iddiasının reddini savunduğu somut olayda, davalının cevap dilekçesindeki beyanının 6100 sayılı Kanun’un 308. maddesinde düzenlenen davaya son veren taraf işlemlerinden olan davayı kabul olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği, başka bir anlatımla davalının bedelde muvazaa iddiasına itiraz etmesinin davanın sonucunu etkileyecek mahiyette bir itiraz olup olmadığı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1985/4561 K: 1985/5504 T: 25.04.1985

Temmuz 19, 2025 Suat Şimşek 0

Velayeti altında çocuk bulundurulan kişi velayeti altındaki çocuklarının paylarını istenilen fiyata satmak hakkına sahip olduğu gibi yetkili mercilerden alınacak izinle kendisi de satın almak hakkına sahiptir. Velayeti altındaki çocuklarının payını üçüncü şahsa sattıktan sonra aynı bedelle tekrar kendinin satın almak istemesi şuf’a hakkının kötüye kullanılmasıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/1950 K: 2020/853 T: 10.11.2020

Temmuz 19, 2025 Suat Şimşek 0

Önalım davasına konu payın bulunduğu taşınmazda paydaşlar arasında fiili taksim yapıldıktan sonra, bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, aynı taşınmazda farklı bir bölüm kendisine bırakılan ve satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötü niyet iddiası 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/5663 K: 2019/4206 T: 9.5.2019

Temmuz 16, 2025 Suat Şimşek 0

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrasında taşınmaz üzerindeki bir bağımsız bölümün satıldığında diğer bağısız bölüm malikinin önalım hakkının olmadığı, 2. fıkrasında ise bir bağımsız bölümün paydaşlarından birinin kendi payını başkasına satması halinde öteki paydaşların önalım hakkını kullanabileceği düzenlenmiştir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrası gereğince taşınmazda pay sahibi olan davacının önalım hakkı bulunmaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2021/528 K: 2021/1417

Temmuz 14, 2025 Suat Şimşek 0

Gerek yerel mahkeme, gerekse Bölge Adliye Mahkemesince davalının bu yöndeki savunması dikkate alınarak, davacıların haberdar oldukları ve katıldıkları belirtilen bir ihalede, ihalenin sonucuna göre gerçekleşen taşınmaz pay devrine yönelik önalım davası açmalarının, 4721 sayılı TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı değerlendirilerek davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 1986/5218 K: 1986/6747 T: 12.05.1986

Temmuz 13, 2025 Suat Şimşek 0

634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununun 8. maddesi uyarınca kat mülkiyeti kurulmuş bir gayrimenkulun bağımsız bölümlerinden birinin veya kat irtifakına bağlanmış arsa payının satılması halinde diğer kat maliklerinin veya irtifak hakkı sahiplerinin şuf’a (öncelikle satın alma) hakkı yoktur. Böylece ayrı ayrı bağımsız bölümlerin malikleri arasında şuf’a hakkının cereyan etmeyeceği belirlenmiştir. Bir bağımsız bölümün birden fazla maliki varsa bunlardan birisinin payının satışı halinde aynı bağımsız bölümün diğer paydaşlarının şufa hakkının cereyan edeceği tabiidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/5776 K: 2004/7578 T: 2.11.2004

Temmuz 13, 2025 Suat Şimşek 0

Olayda deprem sonucu arsanın tamamen yok olması veya üzerine yapı yapılamayacak hale gelmesi söz konusu olmadığına göre ana taşınmaz üzerinde kurulu kat irtifakının sona erdiğinden bahsedilemez. Kat irtifakı kurulan yerde bağımsız bölümler söz konusu olduğundan 634 sayılı Yasanın 8. madde hükmü uyarınca onalım hakkının kullanılmasına olanak yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/225 K: 2014/4676 T: 8.4.2014

Temmuz 12, 2025 Suat Şimşek 0

Somut olayda deprem sonucu arsanın tamamen yok olması veya üzerine yapı yapılamayacak hale gelmesi söz konusu olmadığına göre davalıların pay satın aldıkları tarihlerde taşınmaz üzerinde kurulu kat irtifakının kendiliğinden sona erdiğinden bahsedilemez. Davalıların kat irtifakına bağlanmış arsa payları satın aldıkları tarihler sonrasında kat irtifakının 20.03.2012 tarihinde terkin edilmesi Kat Mülkiyeti Kanununun 8. maddesi hükmü uyarınca davacıya önalım hakkı kullanmasına olanak vermez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2018/559 K: 2020/261 T: 5.3.2020

Temmuz 12, 2025 Suat Şimşek 0

Anayapının tamamen harap olması hâlinde kat mülkiyetinin kendiliğinden sona ereceği dikkate alındığında anılan kayıtlara değer verilemeyeceği, anayapının harap olması ile beraber arsa payı üzerindeki paylı mülkiyetin devam edeceği kuşkusuzdur. Bu itibarla, kat mülkiyetinin kendiliğinden sona erdiği ve arsa payı üzerindeki paylı mülkiyetin devam ettiği anlaşıldığından, taşınmazdaki paydaşlardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması hâlinde diğer paydaşların ön alım haklarını kullanabileceği gözetilerek, bu yönde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2022/3691 K: 2022/6951 T: 16.11.2022

Temmuz 12, 2025 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmaz üzerindeki kat mülkiyetinin kendiliğinden sona erdiği ve arsa payı üzerindeki paylı mülkiyetin devam ettiği anlaşıldığından, taşınmazdaki paydaşlardan birinin payını üçüncü bir kişiye satması hâlinde 4721 sayılı TMK’nın 732. maddesi gereğince diğer paydaşların ön alım haklarını kullanabileceği gözetilerek, bu yönde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2004/2890 K: 2004/3399 T: 03.05.2004

Temmuz 12, 2025 Suat Şimşek 0

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 47. maddesinin açık hükmü karşısında ana yapının tamamının harap olması durumunda kat mülkiyetinin kendiliğinden kalkacağı, tapuda işlemlerin tamamlanmamasının kat mülkiyetinin devam edeceği anlamına gelmeyeceği, arsa payları oranında maliklerin paylı mülkiyet şeklinde malik olacakları, bu nedenle paylı mülkiyete konu taşınmazda Medeni Kanun hükümlerine göre önalım hakkının cereyan edeceği açıktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı E: 1954/27 K: 1955/3 T: 09.03.1955

Temmuz 12, 2025 Suat Şimşek 0

İhtiyari müzayede ile satışa çıkarılan bir gayrimenkulün şayi hissesini satın almak için o gayrimenkulün şayi hissedarının müzayedeye iştirak ederek pey sürmesi ve bilahare müzayededen çekilmesi şufa hakkından feragati tazammun etmeyip bu hissedarın şayi hisseyi müzayede neticesinde yapılan ihale ile satın alan üçüncü şahsa karşı şufa hakkını kullanabileceği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı E: 1938/17 K: 1939/57 T: 29.11.1939

Temmuz 12, 2025 Suat Şimşek 0

Artırma ve Eksiltme Kanununa göre yapılan gayrimenkul satışları sırf ihtiyarî satışlardan olmakla beraber 571 nci maddenin hükmü haricinde cereyan eder. Bunların ihtiyarî satış mahiyetlerinden dolayı Kanunu Medeninin 658 ve 659 ncu maddelerinde yazılı şüf’a hükümlerine tabi olduğunda şüphe yoktur. Mezkur maddelerdeki akdi ve kanunî şüf’a baklan satışın öğrenildiği tarihten itibaren bir ay içinde kullanılabilir. Satıştan önce istimal edilmelerine lüzum ve imkan yoktur. İcra Kanununa tevfik edilmeyen ihtiyarî artırmaların hepsi hakkında şüf’anın umumî hükümleri ayniyle cereyan eder. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Büyük Genel Kurulu E: 1951/1 K: 1951/6 T: 26.12.1951

Temmuz 10, 2025 Suat Şimşek 0

Medeni Kanunun 658 inci maddesinin son fıkrasındaki bir aylık müddet gibi, on yıllık müddetin de kanuni şufaya tatbiki gerektiğine ve on yıllık müddetin kanuni şufaya tatbikinde başlangıcın meşfuun satışı tarihi olması iktiza ettiğine, kanuni şufa hakkının kullanılmasından önce Borçlar Kanununun 125 inci maddesinin tatbiki bahis mevzuu olmayıp zamanaşımının hakkın kullanılması neticesinde tahassül eden ve mülkiyetin devrini istemekten ibaret bulunan şahsi mutalebe hakkı bakımından bahis mevzuu olduğuna dair Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/2196 K: 2017/1112 T: 14.06.2017

Temmuz 5, 2025 Suat Şimşek 0

Paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda kural satış bedelinin paydaşlara payları oranında dağıtılmasıdır. Ancak bu kuralın mutlak olarak uygulanması imar ile şuyulandırılan taşınmazlar arasında değer farkı varsa hakkaniyete ve adalete uygun olmayan sonuçlar doğuracaktır. Hakkaniyete aykırı durumu önlemek için her bir kadastro parselinin imar parseline kattığı değer nispetinde satış bedelinden faydalanması esasına dayalı bir paylaşım yapılmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2023/3596 K. 2023/3784 T. 19.7.2023

Nisan 7, 2025 Suat Şimşek 0

Her ne kadar ilk derece mahkemesince 114 ada 20 parsel sayılı taşınmaz lehine 114 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş ve dava değeri 2.634,37 TL üzerinden kabul edilmişse de; dosya içerisindeki ziraat ve gayrimenkul değerlendirme uzmanı bilirkişi raporuna göre 3 numaralı geçit alternatifinin değeri 6.779,70 TL olarak hesaplanmıştır. Mahkemenin karar verdiği 2021 yılı için istinaf kesinlik sınırı 5.880,00 TL’dir. Geçit alternatiflerinden birinin istinaf kesinlik sınırının üzerinde kaldığı anlaşıldığına göre Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin davalı vekilinin istinaf başvurusuna ilişkin dilekçesinin HMK’nın 341/2, 346 ve 352 nci maddeleri uyarınca reddine dair kesin nitelikte karar vermesi doğru değildir.  Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/2992 K: 2018/2721 T: 09.04.2018

Mart 16, 2025 Suat Şimşek 0

Parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Buna göre sözü edilen madde hükmü anataşınmaz üzerinde yapının yıkılıp kat mülkiyetinin sona ermesinden sonra uygulanabileceğinden dava konusu taşınmaz üzerinde yapının halen mevcut olduğu, kat mülkiyetinin kurulu bulunduğu dikkate alındığında binanın yıkılarak yeniden yapılması yönünde kararın Kat Mülkiyeti Kanununun 45. maddesi gereğince tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri kararla mümkün olduğundan bu koşulu sağlamayan kat malikleri kurulu kararının iptali yerine yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/2880 K: 2018/2762 T: 09.04.2018

Mart 16, 2025 Suat Şimşek 0

Parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Buna göre sözü edilen madde hükmü anataşınmaz üzerinde yapının yıkılıp kat mülkiyetinin sona ermesinden sonra uygulanabileceğinden dava konusu taşınmaz üzerinde yapının halen mevcut olduğu, kat irtifakının kurulu bulunduğu dikkate alındığında binanın yıkılarak yeniden yapılması yönünde kararın Kat Mülkiyeti Kanununun 45. maddesi gereğince tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri kararla mümkün olduğundan bu koşulu sağlamayan kat malikleri kurulu kararının iptali yerine yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 1996/9378 K: 1997/4125 T: 26.06.1997

Ocak 11, 2025 Suat Şimşek 0

Tapusuz mallara ilişkin satış vaadi, gerçek anlamda bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesini teşkil etmez. Ancak, geçerli olmasına da engel değildir. Zira, tapusuz taşınmazlara ilişkin satımın gerçek hukuksal niteliği zilyetlik hakkının devri amacını güden satımdan ibarettir. Bu sebeple davacının dayanağı olan satış vaadi senedinin, zilyetliğin devir senedi olarak yorumlanıp, delillerin bu şekilde değerlendirilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/10596 K: 2016/3015 T: 9.3.2016

Ocak 11, 2025 Suat Şimşek 0

Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça denleştirmeye tabidir.” Altsoy dışındaki yasal mirasçılara yapılan kazandırmalarda ise miras payına mahsup edilmek üzere hareket edilmediği yönünde bir karine vardır. Bu karinenin aksinin davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2018/262 K: 2018/6839 T: 12.3.2018

Ocak 11, 2025 Suat Şimşek 0

Dinlenen davacı tanıkları davacının yakınları olup temlikin muvazaalı olduğuna dair yeterli beyanda bulunmamışlardır. 3. kişi konumundaki davalı tanıkları ise çekişme konusu taşınmazdaki muris payının davalılara, murisin kocasına ait bir taşınmazın da davacıya verilmesinin kararlaştırıldığını, nitekim davacının o taşınmazda iki daire sahibi olduğunu bildirmişlerdir. Eldeki davada davacı muvazaa iddiasını usulünce kanıtlamış değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2002/8041 K: 2002/9319

Ocak 4, 2025 Suat Şimşek 0

Kat malikleri anagayrimenkulün mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecbur olup gerek kendi bağımsız bölümlerinde ve eklentilerinde anayapının dış görünümü ve güzelliğini etkiler şekilde ve projeye aykırı olarak tesis ve değişiklik yapmaları ve de aynı Yasanın 44. maddesindeki şartlar oluşmadan terasta bağımsız bölüm kazanmaları mümkün bulunmamaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2006/7513 K: 2006/10438

Ocak 4, 2025 Suat Şimşek 0

Kat Mülkiyeti Yasası uygulamasında, özel ortak amaçlara tahsis edilmiş ortak yerlerin bu özel amaca tahsisi kaldırılmadığı müddetçe herhangi bir gelir getirmesi ve tüm kat maliklerinin oybirliğiyle karar alması halinde dahi kiraya verilmesi mümkün olmadığından bu gibi yerlerin işgali sebebiyle de ecrimisil istenemez. Somut olayda davaya konu edilen sığınak da, özel amaca tahsisli bu ortak yerlerden sayıldığından Ecrimisile yönelik talebin reddine karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2017/15830 K: 2018/13849

Ocak 4, 2025 Suat Şimşek 0

Münavebe ürünlerinden buğdayın brüt gelirinden indirilen üretim masrafının, brüt gelirin 2/3’ündenfazla alınması ekonomik tarım yapılmasında tereddüt yaratacağından İl veya İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinden üretim masrafı yeniden sorularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2017/2149 K: 2018/13397

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Bir kısım malik ile henüz dava açılmadan uzlaşıldığı, bir kısmı ile de yargılama sırasında anlaşıldığı belirtilmiş, belirtilen durum ile tapu kayıtları da paralellik gösterdiğinden mahkemece davacı idareden hangi maliklerle uzlaşıldığına Tapuda yapılan devirlere ilişkin tüm bilgi ve belgelerin getirtilmesinden sonra, davalı olarak gösterilen malikler-mirasçılar bakımından idare ile uzlaşan ve tapu paylarını devredenler tespit edilip, bunlar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2017/24866 K: 2018/13552

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11/1-g maddesine göre arsa niteliğindeki taşınmazlara değer biçilirken dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça yakın bölgelerde olması gerektiği ve dava konusu taşınmazın bulunduğu Balçova İlçesi, İnciraltı mahallesinde benzer yüzölçümlü ve değerlendirme tarihine yakın zamanlarda emsal satışların bulunması doğal olduğu halde, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda bu yönteme uyulmadan aralarında yaklaşık 5 km bulunan taşınmaz emsal alınmak suretiyle değer biçildiği anlaşılmakla; yapılan karşılaştırma inandırıcı bulunmadığı Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2018/2888 K: 2018/13583

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

İdarenin kıymet takdir tutanağında tek katlı konut 117 m2 yüzölçümünde ve 4-5 yaşında olduğu belirlendiği halde, bilirkişi raporunda 288 m2 yüzölçümünde ve 3 yaşında olduğu tespit edildiğinden, yapıya ilave yapılıp yapılmadığı araştırılarak, yapının ve yapılmış ise ilave yapının yaşı hususunda çelişki giderilip 6495 sayılı Yasa uyarınca ilanın askıdan indiği 27.09.2013 tarihinden önce yapılıp yapılmadığı konusunda taraflardan delilleri sorulup araştırma yapıldıktan sonra; askıdan indiği günden önce yapıldığının tespiti halinde, varsa eksik imalat oranı da belirlenmek suretiyle yapı bedeline hükmedilmesi, ilanın askıdan indiği günden sonra yapıldığının tespiti halinde ise söz konusu ilave yapı bedeline hükmedilmemesi gerektiği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2017/6817 K: 2018/13426

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmazın, değerlendirme tarihi itibariyle emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibariyle imar yada kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu Emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2018/3179 K: 2018/13458

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz kadastro parseli Emsal alınan taşınmazlar ise imar parseli olduğu halde, düzenleme ortaklık payı düşülmeden bedel tespit edilmesi doğru olmadığı gibi Emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu taşınmaz vergi değerleri bakımından eşdeğer oldukları halde dava konusu taşınmaz emsal taşınmazlardan 3,52 kat değersiz kabul edildiğinden, bu rapora göre hüküm kurulması mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2017/32749 K: 2018/13473

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Belediye başkanlığı cevabında dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihinden önce belediye sınırları içinde olduğu, belediye hizmetlerinden faydalandığı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün Parsel Sorgulama Uygulama sitesinden edinilen bilgilerden etrafının meskun olduğu görülmüş olup Taşınmazın açıklanan özelliklerine göre arsa niteliğinde olduğu Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2018/1811 K: 2018/13724

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmaz değerlendirmeye esas alınan emsallerle kıyaslanırken eksik ve üstün yönleri oranları ile birlikte ayrı ayrı açıklanmak suretiyle değer biçilmediği ayrıca aynı amaçla kamulaştırılan birbirine komşu olan taşınmazlarla ilgili olarak açılan davalarda aynı değerlendirme tarihi itibariyle benzer sonuçlara ulaşılması, oluşabilecek farklılıkların da makul gerekçelerle açıklanması gerektiği halde birbirine komşu taşınmazlar için yeterli gerekçe gösterilmeden çok farklı metrekare birim fiyatları belirlendiğinden denetime elverişli olmayan bu rapora göre karar verilmesi mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2016/18928  K: 2018/13731

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz kamulaştırma kararından sonra düzenlenen 1/1000 ölçekli imar planı içinde ise de, söz konusu imar planı kamulaştırma amacına uygun yapıldığından taşınmazın arsa olarak kabul edilemeyeceği gözetilip taşınmaza ekilebilir net ürün gelirine göre arazi olarak değer biçilmesi ve biçilen değere objektif değer arttırıcı unsur ilave edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2014/16911 K: 2014/23116 T: 8.7.2014

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Taraflar arasında imzalanan Arsa ve Tesis Karşılığı Konut Sözleşmesiyle tesisin tüm ilişikleri kesilerek boş olarak teslim edildiği tarihi takip eden aydan itibaren hak sahibine kira yardımı yapılacağının kararlaştırıldığı, davacının su ve elektrik aboneliklerini kestirerek kira yardımı hususunda davalıya başvurduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlar çekişmesizdir. Uyuşmazlık, kira yardımının başlayacağı tarihin hangisi olacağı noktasındadır. Mahkemece keşif de yapılmak suretiyle taşınmazın yıkılıp yıkılmadığı, yıkılmışsa ne zaman yıkıldığı, taşınmazın tapusunun davalıya devredilip devredilmediği, devredilmişse ne zaman devredildiği, davaya konu taşınmazın bulunduğu yerdeki komşu taşınmazların davalı tarafça teslim alınıp alınmadığı hususları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/2459 K: 2015/1521

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında tapu tahsis belgeli taşınmaz üzerindeki bina ve eklentileri karşılığında ödenecek bedelin belirlenmesinde, gerek 2981 sayılı Kanun’un 13. maddesinin (b) fıkrası; gerek Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Yönetmeliğinin 14. maddesi ve gerekse tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları ve kendileri yönünden bağlayıcı sözleşme hükümleri uyarınca tapu tahsis belgeli gecekonduların bulunduğu arsa üzerindeki yapı ve müştemilatlar ile ağaçlara ait bedelin belirlenmesinde enkaz bedelinin esas alınması gerekmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2016/6272 K: 2016/9124

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Davacıya ait taşınmazın Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Proje Alanında kaldığı, kadastral 3544 ada 10 parsel sayılı taşınmazdaki hissesinin, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Proje alanında yer alan imarın 70178 ada 1 parsel sayılı taşınmazına şuyulandırıldığı, Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Proje alanında kalan ve dava konusu taşınmazı da kapsayan bölgede fiilen çalışmanın başladığı, projenin bir bütün olduğu da dikkate alındığında dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiği anlaşılmıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2014/38095 K: 2015/32310 T: 9.11.2015

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Taraflar arasında düzenlenen 17.11.2008 tarihli sözleşme özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşmedir. Sözleşmenin, tarafların özgür iradesi ile düzenlendiği, davacının özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme uyarınca kişisel hakka dayanarak talepte bulunduğu, bu nedenle uyuşmazlıkta idari yargının değil, adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2015/36816 K: 2017/1009 T: 31.1.2017

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, tazminat istemine ilişkindir. Dava konusu bağımsız bölümler teslim edilmiştir. Davacılar ve Belediye arasında düzenlenen muvafakat senedi içeriğinde işe başlama ve bağımsız bölümleri davacıya teslim etme sürelerine dair herhangi bir şart kararlaştırılmamıştır. Başka bir anlatımla, teslim süresi kararlaştırılmamış, teslim süresini belirleme yetkisi davalıya tanınmıştır. Ancak; davalı, bu yetkisini kullanırken, objektif iyiniyet kurallarına uygun davranmalı ve haklı nedenlere dayalı gecikmeler hariç, işin niteliğinin ve büyüklüğünün gerektirdiği imalât süresi içinde tamamlamalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2016/16468 K: 2017/5173 T: 27.4.2017

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Davacı ile Belediye arasında düzenlenen kentsel dönüşüm sözleşmesinin içeriğinde işe başlama ve bağımsız bölümleri davacıya teslim etme sürelerine dair herhangi bir şart kararlaştırılmamıştır. Ancak; davalı, bu yetkisini kullanırken, objektif iyiniyet kurallarına uygun davranmalı ve haklı nedenlere dayalı gecikmeler hariç, işin niteliğinin ve büyüklüğünün gerektirdiği imalât süresi içinde tamamlamalıdır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş: konusunda uzman bilirkişiler ile mahallinde keşif yapılarak, işin büyüklüğü de dikkate alınarak yüklenici tarafından derhal işe başlanılmış olmak suretiyle davaya konu bağımsız bölümün inşaat ruhsatının ne kadar sürede alınabileceğinin, bundan sonra da ne kadar inşaatın tamamlanarak iskan ruhsatının alınabileceğinin, emsal inşaatlar ve dosyalar da dikkate alınıp tespit edilerek, bu konuda ayrıntılı, açıklayıcı ve denetime elverişli bir rapor alınması, davacının talebinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/709 K: 2017/5319 T: 20.6.2017

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Her ne kadar 775 Sayılı Kanun’un 34. maddesinin 1. fıkrasında “Bu kanun hükümlerine göre belediyelerce tahsis olunan arsalar, yapılar ve bu arsalar üzerinde yapılan bina ile meydana gelen taşınmaz mallar tahsis tarihinden itibaren 10 yıl süre içinde devir ve temlik olunamaz, rehin ve diğer ayni haklarla takyit edilemez, satış vaadi sözleşmesine konu teşkil edemez…” hükmü yer almış ise de bu düzenleme, takyit süresi içinde satış vaadi sözleşmesi yapılmasına engel teşkil etmez. 10 yıllık takyit süresinin geçmesinden sonra da satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı doğmuştur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2009/1955 K: 2009/2878 T: 09.03.2009

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması dürüst davranm kuralı ile bağdaşmayacağından dinlenmez. Yapılan keşifte 25 numaralı bağımsız bölümde davacıların zilyet olduğu saptandığından mahkemenin davalıların zamanaşımı savunmasını dikkate almaması doğrudur. Ne var ki; taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanan tescil isteminin hüküm altına alınabilmesi için sözleşmede kararlaştırılan bedel ödenmiş olmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2010/1003 K: 2010/3455 T: 30.3.2010

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri şahsi hak doğuran sözleşmelerdendir. Böyle bir sözleşme ile alacaklı durumuna gelen kimse, sözleşmeden doğan bu şahsi hakkını, devir yasağı söz konusu olmadığı sürece borçlunun rızasını aramaksızın üçüncü bir kişiye yine taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile devir ve temlik edebilir. Bu durumda, alacağı temellük eden kimse, temlik edenin yerine geçerek onun haklarını kullanabilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2018/1322 K: 2019/1159

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Davacının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi borçlularına karşı tapuyu devretmeleri konusunda icbar davası açması gerekirken taşınmazlar üzerindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi şerhinin devamı ve tapuya tescili içim davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığı, ikinci beş yıllık süre için dava açılamayacağı. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2012/2171 K: 2012/2882 T: 29.2.2012

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, elatmanın önlenmesi, ecrimisil, ikinci kademedeki istek tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı, yabancı uyruklu gerçek kişidir. Dava konusu taşınmaz, mesken niteliğiyle tapuda kayıtlıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, karşılıklılığın tespitinde hukuki ve fiili durum esas olacağından, davacının uyruğunda bulunduğu yabancı devlette Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına mülk edinme hakkı tanınıp tanınmadığını sorup saptamak, kısaca Tapu Kanununun 35. maddesindeki koşulların olayda oluşup oluşmadığını araştırılarak bunun sonucuna uygun hüküm kurmak olmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/13760 K: 2008/14809 T: 27.11.2008

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmelerinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden BK’nın 125. maddesi gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak, satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen vaat alacaklısına teslim edilmişse, zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması “dürüst davranma” kuralı ile bağdaşmadığından dinlenmez. 05.08.1980 günlü sözleşmede zilyetliğin davacıya devredildiğine dair bir hüküm bulunmadığından BK’nın 74. maddesindeki kural da göz önünde tutularak hazinenin zamanaşımı savunmasının kabulü, davanın reddi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2015/11802 K: 2015/19280 T: 1.12.2015

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu alacak gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine, başka bir ifade ile sözleşmeye dayalıdır. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi olduğundan dava BK.nun 125. maddesindeki (6098 sayılı BK.’nun 146.maddesi) 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Ayrıca, zamanaşımı borcun muaccel olması ya da ifanın imkansız hale geldiği tarihte başlar. Zilyetlik devam ettiği sürece ise zamanaşımı işlemeye başlamaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2015/27944 K: 2016/3174

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Satış vaadi şerhinden sonra konulan haciz lehine şerh konulan kişiye karşı ileri sürülemeyeceğinden ve şerh sonrası 5 yıllık süre içerisinde taşınmaz lehine satış vaadi şerhi verilen şikayetçiye devredildiğinden adı geçenin icra mahkemesine başvurarak haczin kaldırılmasını istemesi mümkündür. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2016/11605 K: 2019/3769 K.

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarının kabulü için aranacak ilk husus, sözleşmenin ifa olanağının bulunmasıdır. Elbirliği ortaklığına (iştirak halinde mülkiyete) konu bir taşınmazda elbirliği ortaklarından birinin, miras payını, ortaklık dışı bir kişiye satmayı vaat etmesi halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. Ancak elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Fakat elbirliği ortaklığına dahil paydaşlar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmışsa, iştirak bozulmamak kaydıyla, satıcı elbirliği ortağının payı, alıcı elbirliği ortağının payına ilave edilmek suretiyle satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı vardır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/11605 K: 2019/3769

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Elbirliği ortaklığına (iştirak halinde mülkiyete) konu bir taşınmazda elbirliği ortaklarından birinin, miras payını, ortaklık dışı bir kişiye satmayı vaat etmesi halinde sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. Ancak elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Fakat elbirliği ortaklığına dahil paydaşlar arasında gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapılmışsa, iştirak bozulmamak kaydıyla, satıcı elbirliği ortağının payı, alıcı elbirliği ortağının payına ilave edilmek suretiyle satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı vardır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2015/22732 K: 2016/15714 T: 28.6.2016

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, davacı ile davalılar arasında yapılan noter satış vaadi sözleşmesine göre satışı vaad edilen taşınmazlara kamulaştırmasız el konulması nedeniyle bedele dönüşen taşınmazın ikame değerinin tahsili istemine ilişkin olup, davalılar tarafından açılan karşı dava ile noter satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece taraflar arasında yapılan şahsi hak doğuran nitelikteki satış vaadi sözleşmesinin geçerli olduğu ve davalı vaad borçlusu tarafların davacı adına tescili sağlanamayan dava konusu taşınmazın devir ve temlik yükümü yerine, vaad alacaklısı tarafa tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğu gözetilerek bu yönde yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/6890 K: 2018/747 T: 5.2.2018

Aralık 31, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 146. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2016/524 K: 2017/9222 T: 7.6.2017

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Taraflar arasındaki 0satış vaadi sözleşmesi haricen düzenlenmiştir. TMK 706, TBK 237, TK 26 ve Noterlik Kanununun 60 ve 89. maddeleri gereğince gayrimenkul mülkiyetinin nakline dair sözleşmeler resmi şekilde yapılmadıkça geçersiz olup, hukuken alıcıya her hangi bir hak bahşetmez. Bu nedenle, taraflar arasında düzenlenen harici satış sözleşmesi mülkiyetin nakli bakımından geçersiz olup, taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilirler. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/17-224 K: 2013/1478 T: 23.10.2013

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Somut olayda, taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesi haricen düzenlenmiştir. TMK 706, TBK 237 (TK 26 ve Noterlik Kanununun 60 ve 89. maddeleri gereğince gayrimenkul mülkiyetinin nakline dair sözleşmeler resmi şekilde yapılmadıkça geçersiz olup, hukuken alıcıya her hangi bir hak bahşetmez. Bu nedenle, taraflar arasında düzenlenen harici satış sözleşmesi mülkiyetin nakli bakımından geçersiz olup, taraflar aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilirler. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2010/14600 K: 2010/27687 T: 25.11.2010

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi tapu kütüğüne şerh edilmiş olsa dahi, bu kişi adına tescil işlemi gerçekleşmedikçe mülkiyetin intikalini sağlamaz. Tapu Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca sicile şerh verilen satış vaadi sözleşmesi 5 (beş) yıl süre ile 3. kişilere karşı ileri sürülebilir. Haczin kaldırılması için anılan süre içerisinde tescil davası açılması ve 3. kişi adına taşınmazın tescil işleminin tamamlanması zorunludur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/1164 K: 2015/2654

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/3212 K: 2016/5499 T: 4.5.2016

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m. 701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/6890 K: 2018/747 T: 5.2.2018

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 146. maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Ancak satışı vaat edilen taşınmaz, sözleşme ile veya fiilen satış vaadini kabul eden kişiye yani vaat alacaklısına teslim edilmiş ise on yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davalarda zamanaşımı savunması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından dinlenmez.

Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (TMK m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/1410 K: 2015/4749 T: 28.4.2015

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanan tescil isteminin hüküm altına alınabilmesi için sözleşmede kararlaştırılan bedel ödenmiş olmalıdır. Ancak, bedelden ödenmeyen bir kısım var ise bu bedel Borçlar Kanununun 81. maddesi uyarınca depo ettirilmelidir. Bu durumda mahkemece, dava konusu edilen ve satış vaadine konu kısmın dava tarihindeki rayiç değeri, ayrıca davacının ödediği tespit edilen bedelin satış vaadi sözleşmesindeki taşınmaz satış bedeline oranı belirlenmeli, bu bedeller belirlendikten sonra taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinden davacının ödediği bedelin oranı mahsup edildikten sonra bakiye bedelin ödenmesi için davacıya süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/3661 K: 2008/4795 T: 8.4.2008

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, yüklenicinin temliki işlemine dayalı mülkiyet aktarımı istemidir. Kural olarak geçersiz olmadıkça veya sözleşme feshedilmedikçe yarışan şahsi haklardan önceki tarihli olanına değer tanınır. Burada satış işleminin yüklenici tarafından üçüncü kişilerden birine veya bir kaçına resmi biçimde (noterde satış vaadi sözleşmesi ile),diğerlerine adi yazılı sözleşme ile yapmış olmasının önemi yoktur. Önem arz eden husus, şahsi hak iddiasında bulunan üçüncü kişilere yapılan temlikin taşıdığı tarihtir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2011/6337 K: 2011/7613 T: 9.6.2011

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Satış vaadi sözleşmelerinin Tapu Kanununun 26. maddesi uyarınca tapu kütüğüne şerh edilme olanağı vardır. Sözleşmenin şerh edilmesi ancak taşınmazın şerhten sonraki malikleri üzerinde etkisini gösterir. Aynı taşınmazın değişik kişilere satışının vaadi halinde, kadim tarihli yani önceki tarihli olanına değer verilmelidir. Davacının dayandığı 10.03.2008 tarihli, sözleşme eski tarihli olduğundan ve 12.08.2009 tarihli sözleşme, bu sözleşmenin yapıldığı tarihten çok sonra tapu kütüğüne aynı tarihte şerh edildiğinden, davacının önceki tarihli sözleşmesine değer tanınarak istemin hüküm altına alınmasında bir yanılgı yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/8243 K: 2013/12094 T: 24.9.2013

Aralık 30, 2024 Suat Şimşek 0

Malikin satış vaadi sözleşmesine konu yaptığı taşınmazla ilgili olarak sonradan bir başka kişiye satış vaadinde bulunması mümkündür. Böyle durumlarda şahsi hakların yarışması söz konusudur. Kural olarak da sözleşme geçersiz olmadıkça veya feshedilmedikçe yarışan şahsi haklarda kadimlik ilkesi geçerli olduğundan önceki tarihli olanına değer tanınır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2002/7092 K: 2002/8738,T: 26.9.2002

Aralık 27, 2024 Suat Şimşek 0

Ana taşınmazın mimari projesinde asansörün öngörüldüğü ve yerinin de ayrıldığı, ancak ana yapının inşası sırasında yapılmadığı anlaşılmaktadır. Böyle bir asansörün sonradan inşası Kat Mülkiyeti Yasasının 42. maddesi kapsamında mütalaa edilemez. Çünkü anılan madde, ana taşınmazın ortak yerlerinde -fakat projede öngörülmeyen- yenilik ve ilaveleri kapsamaktadır. Asansör, ana yapıdaki kat sayısına göre İmar Yönetmeliği uyarınca zorunlu değil ise de, inşası onaylı projede öngörülmüş ve bu bağlamda yeri de gösterilmiştir. O halde bağımsız bölüm maliklerinden her biri, mimari projenin olduğu gibi uygulanmasını isteme hakkına sahip olup, projede yer alan bu tesisin yapılmış olması durumunda da yapım giderlerine katılmak ve payına düşeni ödemekle yükümlüdür. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2008/4122 K: 2008/5028,T: 28.4.2008

Aralık 27, 2024 Suat Şimşek 0

Dava dilekçesinde kat malikleri kurulu kararlarının iptali ile mimari projede var olan asansörün yaptırılması istenilmiştir. Mimari projede var olan asansör teşkilatının yapılmamış olması da gözetilerek bu eksikliğin giderilmesini isteme hakkı tüm kat maliklerine ayrı ayrı tanınmış bir haktır. Bu eksikliğin giderilmesi için kat maliklerince bir karar alınmasına da gerek yoktur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E: 2016/18748 K: 2017/2819 T: 2.3.2017

Aralık 22, 2024 Suat Şimşek 0

Tapu tahsis belgeli taşınmaz üzerindeki bina ve eklentileri karşılığında ödenecek bedelin belirlenmesinde, gerek 2981 Sayılı Kanun’un 13. maddesinin ( b ) fıkrası; gerek Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Yönetmeliğinin 14. maddesi ve gerekse tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları ve kendileri yönünden bağlayıcı sözleşme hükümleri uyarınca tapu tahsis belgeli gecekonduların bulunduğu arsa üzerindeki yapı ve müştemilatlar ile ağaçlara ait bedelin belirlenmesinde enkaz bedelinin esas alınması gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2015 gün 2014/13-1500 esas, 2015/1519 karar numaralı kararı da bu yöndedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 13 Hukuk Dairesi E: 2016/10724 K: 2017/370 T: 19.1.2017

Aralık 22, 2024 Suat Şimşek 0

Hak sahiplerine ait gecekondu, tesis, müştemilat ve ağaçlar için Belediyece oluşturulacak kıymet takdir komisyonunca belirlenecek kıymet takdir bedelinin % 10’u enkaz bedeli olarak hesaplanır. Bu bedel, yapılacak sözleşme ile hak sahiplerine verilecek konuta ait inşaat maliyetinden düşülüp kalan bedel hak sahibi tarafından ödenir. Enkaz bedelinin davacıya ödenmiş olması karşısında davacının başka bir şey talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2018/5127 K: 2018/7330

Aralık 22, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkeme tüm kanıtları değerlendirerek bağımsız bölümün değeri ile bölüme özgülenen arsa payını karşılaştırıp denklik sağlamaya çalışmalıdır. Söz konusu işlem yapılırken de bağımsız bölümlerin cinsi, bulunduğu kat, alanı, ısınma sistemi, aydınlanması, mimari kullanımı ve konumu, cephesi ve manzarası gibi hususlar değerlendirme için esas alınır. Değerlendirmeye esas alınacak tarihten sonraki imar durumu ile cins ve manzara değişiklikleri, bakım ve onarım çalışmaları nedenleriyle meydana gelen değer artış ve eksilmeleri dikkate alınmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2015/4664 K: 2015/5506 T: 24.3.2015

Aralık 22, 2024 Suat Şimşek 0

6306 sayılı Kanunun yukarıda değinilen açık hükmü karşısında, salt binanın yıkılmış olması, aile konutu şerhinin kaldırılması gerektiren diğer koşullar bulunmadıkça şerhin kaldırılmasını gerektirmez. Dosyada, binanın yıkılmış olması dışında şerhin kaldırılmasını gerektiren başkaca bir sebep iddia ve ispat edilmediğine göre, şerhin kaldırılması isabetli olmayıp hükmün bozulmasını gerektirir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E: 1996/3 K: 1998/1 T: 17.4.1998

Aralık 21, 2024 Suat Şimşek 0

Belediyelerce, yapılıp usulünce onaylanarak yürürlüğe konulan nazım imar planı kapsamındaki taşınmazlar Kamulaştırma hukuku yönünden arsa sayılabilir ise de, bu nitelendirmede; nazım imar planının ait olduğu idari birim (büyükşehir, il, ilçe Köy), belediye ve mücavir alan sınırları içindeki yerleşim ve nüfus yoğunluğu, ulaşım ve altyapı hizmetleri ve yerleşim merkezine olan mesafe ile taşınmazın plandaki konumu ve kullanım biçimi gibi unsurlar da gözönünde bulundurulabilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/17177 K: 2016/8000 T: 10.10.2016

Aralık 21, 2024 Suat Şimşek 0

Davalılara ait adi ortaklık şirketinin feshedildiğine ilişkin bilgi ve belge dava dosyasında bulunmamaktadır. Dosya içinde bulunan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi başlıklı, adi yazılı sözleşme içeriğinden sözleşmenin her iki davalı tarafından da imzalandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle adi ortaklıkta yer alan diğer davalı yönünden de davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/14-1153 K: 2016/910

Aralık 21, 2024 Suat Şimşek 0

Satış vaadi sözleşmesinden doğan hak, kişisel bir hak olduğu için, vaat alan alıcının bu hakkını, sözleşmenin tarafı olmayan başka kişilere dava yoluyla ileri süremeyeceği, taşınmazın mal sahibi tarafından başka kişilere satılması halinde, yeni malike karşı herhangi bir hak iddia edemeyeceği, taşınmaz satış vaadinin bu akdin dışında bulunan kişileri bağlamayacağı, bu akitten doğan hakkın onlara karşı ileri sürülemeyeceği ve taşınmaz satış vaadinin tapu siciline de şerh edilmediği Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 1997/5231 K: 1997/6757 T: 26.6.1997

Aralık 16, 2024 Suat Şimşek 0

Mimari projede yer alan, fakat yapılmayan asansör çok masraflı ve lüks nitelik taşıyan özellik arzetmediği için, asansörü yaptıran sakat kat maliki, diğer bağımsız bölüm maliklerinin, giderlere katkıda bulunmalarını isteyebilir. Ancak, bunu doğrudan dava konusu yapamaz. Konuyu kat malikleri kuruluna götürüp buradan çıkacak sonuca göre, hakimin müdahalesini isteyebilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 1993/11643 K: 1993/13336 T: 03.12.1993

Aralık 16, 2024 Suat Şimşek 0

Yeniden tesis edilen asansörün onaylı tadilat projesine tam olarak uygun olmadığı, projenin uygulanmasında bazı eksiklikler bulunduğu saptandığına göre mahkemece davalı taraftan projede mevcut olup da uygulamaya konulmayan hususların ikmali için uygun bir mehil verilip bu hususların ikmal edildiği saptandıktan sonra ancak hüküm kurulması gerekirken uygulamada tereddüt yaratacak şekilde bu eksikliklerin ikmali koşulu ile asansörün çalıştırılabileceği şeklinde şarta bağlı hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2011/9109 K: 2011/13102 T: 22.12.2011

Aralık 16, 2024 Suat Şimşek 0

Davacının apartman yanında bulunan boş yerin otopark olarak kullanıldığı ancak kat maliki dükkan sahibinin kullanım hakkından fazla araç park etmesi ile müdahalesi nedeniyle, ortak yere müdahalenin önlenmesi ile muarazanın giderilmesi davası açtığı, davalının da otoparkın kullanım şekli ve tarzının mahkemece belirlenmesi için karşı dava açtığı, Mahkemece her iki davanın da kabulüne karar vermiştir. Ana taşınmazın onaylı mimari projesinin getirtilip yerinde uygulanarak, bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2000/2241 K: 2000/3048 T: 9.3.2000

Aralık 16, 2024 Suat Şimşek 0

Kat maliklerinin Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 42. maddesi kapsamında alacakları bir kararın, yönetim planının 8/3. maddesindeki kat malikleri kurulunca tahsis niteliğinde sayılması gerekecektir. Mahkemece yapılacak iş; yeniden bilirkişi atayarak park yeri olarak ayrılan alanın anataşınmaza ait bahçe ya da boşluk olup olmadığının tespiti Tahsis olunan yerin özel amaca ayrılmış yerlerden olmadığının ve ortak yerlerden olduğunun saptanması durumunda bu yerin otopark olarak tahsisi için pay ve paydaş çoğunluğunca alınmış bir kararın mevcut olup olmadığının araştırılması ve park yeri olarak ayrılan alanın davacıya ait bağımsız bölümlere zarar vermeyecek uzaklıkta olup olmadığı hususu da belirlenerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmek olmalıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 1997/5980 K: 1997/7300 T: 9.7.1997

Aralık 16, 2024 Suat Şimşek 0

Anagayrimenkulün ortak yerlerinin düzgün veya bunların kullanımının daha rahat ve kolay bir hale konulmasına veya bu yerlerden elde edilecek faydanın çoğalmasına yarayacak bütün yenilik ve ilaveler kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu ile verecekleri karar ile olur. Ancak, proje veya yerleşim planı ile özel bir amaca özgülenmiş ortak yerlerde bu kural uygulanamaz. Ayrıca, yeni oluşturulacak kullanım, bağımsız bölüm maliklerinden herhangi birinin kendi bağımsız bölümünden yararlanmasına engel teşkil etmemelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/4186 K: 2017/8231 T: 8.11.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

5403 Sayılı Kanun’un 8. maddesinde 30.04.2014 tarihli ve 6537 Sayılı Kanun’un 4. maddesiyle yapılan ve 15.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle “belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz” şeklinde düzenleme yapıldığından artık asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki arazilerde de payın üçüncü şahıslara satışı ve devri mümkün hale gelmiştir. Bu durum kanun değişikliğinden kaynaklandığından usuli kazanılmış hak da oluşturmaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/9514 K: 2017/1958 T: 14.3.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde davaya konu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2015/13068 K: 2015/15059

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde yapı vb. gibi unsurlar Türk Medeni Kanununun 684. maddesi uyarınca arzın (arsanın) bütünleyici parçaları sayıldığından ve arza malik olan onun bütünleyici parçalarına da malik olacağından bunlarında arzla birlikte satışına karar verilecektir. Ancak bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa, bu hususta tüm paydaşların anlaşıyorlarsa veya dosya içeriğinden bilgi ve belgeler ile bu husus belirlenebiliyorsa, yine taraflarca açılmış ve kesinleşmiş muhtesatın aidiyeti davası sonucu kesinleşmiş mahkeme kararı varsa, arz ve muhtesatın değerlerine göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2014/18684 K: 2014/17584

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi istenilen taşınmaz üzerinde yapı vs. gibi muhtesat Türk Medeni Kanunu’nun 684. maddesi uyarınca arzın bütünleyici parçaları sayıldığından arz ile birlikte satışına karar verilir. Fakat bunların bir kısım paydaşlara aidiyetine ilişkin tapuda şerh varsa veya bu hususta tüm paydaşlar ittifak ediyorsa öncesi itibarıyla tapu kaydından veya paydaşlardan birine ait olduğu sonucuna varılabiliyorsa o takdirde değerlere göre oran kurulması ve satış parasının bu oran esas alınarak dağıtılması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2014/9200 K: 2014/15083

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Kat Mülkiyeti Yasası’nın 10. maddesi hükmüne göre, kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında, ortak maliklerden birinin yargılamanın herhangi bir aşamasında paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması yoluyla yapılmasını istemesi durumunda hakim, Kat Mülkiyeti Yasası’ndaki yasal koşulların oluşması halinde ve 12. maddedeki belgeleri de tamamlattırıp taşınmaz mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/6-558 K: 2014/382 T: 19.3.2014

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Ortaklığın giderilmesi davalarında da taraf teşkilinin sağlanması, savunma hakkının kısıtlanmaması açısından gereklidir. Ortaklığın giderilmesi davalarında da verilen karar tüm tapu paydaşlarını etkileyeceğinden ve paydaşların tamamı açısından tapu değişikliği sonucu doğuracağından, tapu paydaşlarının tamamının, paydaş görünen kişiler ölmüş iseler onların mirasçılarının da taraf olarak gösterilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/8778 K: 2014/13158 K.

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmazın iki parçaya ayrılmak suretiyle aynen taksimine karar verilmiş ise de taksim projesi onay makamına gönderilmek suretiyle görüş alınmamıştır. Ayrıca, miras yoluyla ortak murislerinden intikal eden taşınmazların taksimi hususunda taraflarca bir anlaşma sağlanıp sağlanamayacağı, anlaşma sağlanamaması halinde kura çekileceği gözetilmeksizin payların taşınmazların değerine göre re’sen özgülenmesi de doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2016/28894 K: 2018/2496 T: 14.3.2018

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

TMK’nun 733/1. maddesine göre; cebri artırmayla satışlarda ön alım hakkı kullanılamaz. Somut olayda, önalım davası ortaklığın giderilmesine dair kararın kesinleşmesinden sonra açılmış olup, anılan davada henüz tapuda iptal ve tescile dair herhangi bir hüküm verilmediğinden ve dolayısıyla önalım hakkı cebri icrayı engellemeyeceğinden, mahkemece satış işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesi yerinde değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/6-2408 K: 2016/797 T: 15.6.2016

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Ortaklığın giderilmesi davalarında görevli mahkemeyi belirleyen kanun koyucu, paydaşlıktan çıkarma davalarında görev konusunda bir düzenleme getirmemiştir. Ancak, uyuşmazlığın çözümü için izlenecek yol ve yapılacak araştırma, hakkın ve taşınmazın paylaştırılması ve satış aşamaları açısından benzerlikler taşımakta olduğuna göre daha kapsamlı olan ortaklığın giderilmesi davalarında görevli olan sulh hukuk mahkemesinin, daha dar kapsamlı olan paydaşın ortaklıktan çıkarılması davasında da görevli olması gereklidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/11737 K: 2013/12157 T: 26.9.2013

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine dair davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç gibi bütünleyici parçanın (muhtesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde eğer bunların değeri sulh mahkemesinin görevine giriyorsa olay bir hadise olarak, sulh mahkemesinde çözümlenir. Aksi halde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere H.U.M.K.nun 567. maddesi hükmü uyarınca on (10) günlük yasal süre verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2019/2067 K: 2019/4067 T: 17/06/2019

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere HMK’nın 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2012/18106 K: 2013/1002 T: 28.1.2013

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/86 K: 2017/2316 T: 24.3.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2016/18994 K: 2017/1793 T: 9.3.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın satış yoluyla giderilmesi halinde davaya konu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenir. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara dağıtılır. Bütünleyici parçanın arzın paydaşlarına değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/12813 K: 2017/4237 T: 25.5.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine dair davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E: 2001/5804 K: 2001/6114 T: 10.09.2001

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Satışın paydaşlar arasında yapılabilmesi için ya bütün paydaşların bu hususta anlaşması yada bu şekilde satış yapılmasının bütün paydaşların menfaatlerine daha uygun olduğunun tespiti gerekir. Zira paydaşlar arasında satışa karar verilmesi halinde mali durumu elverişli olmayan paydaşlar müzadeyeye katılamayacaklarından taşınmaz malın düşük bir bedelle mali durumu iyi olan paydaş tarafından satın alınması imkan dahiline girer. Bu mali durumu elverişli olmayan paydaşlar zararına sonuç doğurur. Sadece davacının isteği nazara alınarak bu yolda karar verilemez. İnceleme yapılarak satış şeklinin hangisinin paydaşların menfaatine olduğunun saptanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2012/6-1512 K: 2013/704 T: 15.5.2013

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Eldeki davadaki taksim sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin tüm mirasçıların katılımı ile düzenlenmediği ve tamamı tarafından imzalanmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Esasen bu husus yerel mahkeme ile özel daire arasında uyuşmazlık konusu da değildir. Bu durumda, yukarda bahsedilen ilkelere göre, geçerli bir miras taksim sözleşmesinden söz edilemeyeceğinden mahkemece işin esasının incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, taşınmazların fiilen taksim edildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/5292 K: 2016/1513 T: 8.2.2016

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmazın 2/3 arsa payının çoğunluğunu oluşturan malikler tarafından arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalanmış, bunların talebi üzerine Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü tarafından, ihaleye katılmayan paydaşların paylarının ihale ile satışı istendiği sırada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine katılmayan maliklerin sözleşmeye katılacaklarını bildirdikleri halde sözleşmeye katılmayarak ortaklığın giderilmesini istedikleri anlaşılmıştır. Bu durumda 6306 Sayılı Kanun hükümlerine göre sözleşmeyi imzalayan 2/3 arsa payı çoğunluğunun Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü tarafından yürütülen ihale işlemlerinin sonucunun beklenmesinde hukuki yararları mevcut olduğundan, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine katılmayan paydaşların paylarının satışına dair işlemlerin sonucu bekletici mesele yapılması gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2017/5840 K: 2018/1495 T: 27.2.2018

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Davaya konu taşınmazda adı geçen kayıt malikinin soyadının tapu kaydında belirtilmediği anlaşıldığından, mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için davacıya tapu kaydında idari yoldan düzeltme yapılması, mümkün olmadığı takdirde tapuda isim tashihi davası açmak üzere yetki ve makul süre verilerek adı geçen kayıt malikinin davada taraf olmadığının anlaşılması halinde sağ ise kendisinin, ölü ise temin edilecek mirasçılık belgesine göre tespit olunacak mirasçılarının davada yer alması sağlanarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/18-38 K: 2015/1657 T: 17.6.2015

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, tamamlanmış yapının fiili durumuyla onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin mevcut olduğu durumlarda hemen kat mülkiyeti kurulamayacağı sonucuna varılmayarak, bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2014/9554 K: 2014/17152

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarında, tamamlanmış yapının fiili durumu ile onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin mevcut olması durumunda hemen kat mülkiyeti kurulamayacağı sonucuna varılmayarak, bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2015/2730 K: 2015/16556

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Yapının fenne aykırılık oluşturmadığı veya imara ya da projeye aykırılıklar giderildiği takdirde onay verilebileceğinin saptanması halinde, öncelikle aykırılıkların giderilmesi daha sonra yapının fiili durumunu yansıtan projenin hazırlattırılıp, ilgili imar müdürlüğünün onayının ve buna bağlı olarak oturma izin belgesinin alınması, ayrıca diğer belgelerin tamamlattırılması için kat mülkiyetine geçiş suretiyle ortaklığın giderilmesini isteyen davalı tarafa yetki ve yeterli süre verilmesi, bu hususlar eksiksiz yerine getirildiği takdirde de; dava konusu taşınmaz üzerindeki yapıda her bir bağımsız bölümün değeri ve bu değere göre özgülenecek arsa payı uzman bilirkişi aracılığıyla saptanıp varsa fiili taksime göre, taksim yoksa çekilecek kura ile önce her bir paydaşa birer bağımsız bölüm özgülendikten sonra arta kalan bağımsız bölümlerin pay oranları da gözetilmek suretiyle yine kura ile paydaşlara özgülenerek, malikleri gösteren liste ve yönetim planı gibi belgeleri paydaşların imzalamaktan kaçınması halinde bunların imzalanmış sayılması suretiyle tahkikatın ikmal edilmesinden sonra kat mülkiyetine geçiş yoluyla ortaklığın giderilmesine Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2015/6011 K: 2016/929

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Kat Mülkiyeti Yasası’nın 10. maddesinin beşinci fıkrası hükmüne göre kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında, ortak maliklerden birinin yargılamanın (temyiz aşaması dahil) herhangi bir aşamasında paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması (taksim) yoluyla yapılmasını istemesi durumunda, hakim, 12. maddedeki belgeleri de tamamlattırıp taşınmaz mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E: 2016/6028 K: 2016/6065 T: 19.4.2016

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Vasiyetnamenin tenfizi talebi halinde hakim murisin iradesini ayakta tutacak bir yol izlemeli, azami biçimde murisin iradesini yerine getirmeli, vasiyetin tenfizine imkân sağlamalıdır. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; davaya konu taşınmazın üzerinde yapılan yapıya ait tasdikli inşaat projesini belediyeden getirtilip, davaya konu taşınmaz üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak, yapının projeye uygun olup olmadığı hususunun alınacak bilirkişi raporu ile belirlemek olmaktır. Bilirkişi raporu ile yapının projeye uygun yapıldığı anlaşılırsa o takdirde, kat mülkiyeti kurulmasına elverişli bir yapı olup olmadığı yönünde araştırma yapılarak bağımsız bölümlerin arsa payları ile ilgili açıklayıcı rapor alınması gerekir. Bundan sonra, mahkemece; taşınmaz mal üzerinde kat mülkiyeti kurulmak suretiyle vasiyete konu bağımsız bölümlerin davacı adına tesciline, karar verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/1210 K: 2017/4521 T: 17.5.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarında, tamamlanmış yapının fiili durumu ile onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması veya bir kısım bağımsız bölümlerin başlı başına kullanılmaya elverişli halde bulunmaması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin mevcut olduğu durumlarda bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/4112 K: 2017/4390 T: 15.5.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun 10. maddesinin son fıkrası hükmüne göre kat mülkiyetine konu olmaya elverişli bir taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesi davasında, ortak maliklerden birinin yargılamanın herhangi bir aşamasında paylaşmanın kat mülkiyeti kurulması (taksim) yoluyla yapılmasını istemesi durumunda, hakim, 12. maddedeki belgeleri de tamamlattırıp taşınmaz mülkiyetinin kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin ortaklara ayrı ayrı özgülenmesine karar vermelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/1716 K: 2017/5568

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarında, tamamlanmış yapının fiili durumu ile onaylı projesi arasında aykırılıkların bulunması ya da yapının imara uygun ancak projesiz inşa edilmiş olması veya bir kısım bağımsız bölümlerin başlı başına kullanılmaya elverişli halde bulunmaması gibi kat mülkiyeti kurulmasına engel oluşturan eksikliklerin mevcut olduğu durumlarda bu eksikliklerin giderilip yasal koşullara uygun hale getirilmesi mümkün ise bunun isteyen tarafa tamamlattırılması yoluna gidilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2013/7452 K: 2013/9691 T: 24.6.2013

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Ortaklığın giderilmesi davalarından davaya konu taşınmazlarda kamulaştırma şerhi bulunduğu takdirde kamulaştırma belgeleri getirtilerek kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, kamulaştırma kesinleşmişse kamulaştırılan kısmın ifrazı için davacıya uygun bir süre verilerek taşınmazın kalan kısmının ortaklığının giderilmesine karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/8564 K: 2017/1523 T: 28.2.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmazlarda kamulaştırma şerhi bulunduğu takdirde kamulaştırma belgeleri getirtilerek kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, kamulaştırma kesinleşmişse kamulaştırılan kısmın ifrazı için davacıya uygun bir süre verilerek taşınmazın kalan kısmının ortaklığının giderilmesine karar verilmesi gerekir. Davaya konu taşınmazların mahkemece getirtilen son tapu kayıtlarında davaya konu edilen alacağa dair haczin yer almadığı anlaşılmakla borcun ödenip ödenmediğinin araştırılması gerekmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/9219 K: 2017/1719 T: 7.3.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Borçlunun elbirliği halinde ortak olduğu taşınmazlarda borçlu ortağın alacaklısı İcra Hakimliğinden İcra İflas Kanununun 121. maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir. Bunun için icra hakiminden yetki belgesi alınması zorunludur. İcra hakiminden yetki belgesi almadan doğrudan doğruya veya yetkisi olmayan icra müdürünün verdiği yetki belgesine dayanılarak dava açılması halinde dava hemen reddedilmeyip davacı tarafa icra hakiminden yetki belgesi almak üzere süre verilmelidir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/9433 K: 2017/1990 T: 14.3.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Ortaklığın giderilmesi davalarından davaya konu taşınmazlarda kamulaştırma şerhi bulunduğu takdirde kamulaştırma belgeleri getirtilerek kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, kamulaştırma kesinleşmişse kamulaştırılan kısmın ifrazı için davacıya uygun bir süre verilerek taşınmazın kalan kısmının ortaklığının giderilmesine karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/9516 K: 2017/1947 T: 14.3.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Ortaklığın giderilmesi davalarında konusu taşınmazlarda kamulaştırma şerhi bulunduğu takdirde kamulaştırma belgeleri getirtilerek kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, kamulaştırma kesinleşmişse kamulaştırılan kısmın ifrazı için davacıya uygun bir süre verilerek taşınmazın kalan kısmının ortaklığının giderilmesine karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2014/13943 K: 2015/9164 T: 19.10.2015

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Davalı paydaş tarafından kendi payı üzerine intifa hakkı şerhi konulmasından sonra davacı paydaş tarafından şerhin kaldırılması istenerek bu davanın TMK’nın 700. maddesinde belirtilen üç ay içerisinde davalıya tebliğ edildiği görülmüştür. TMK’nın 700. maddesi gereğince ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde intifa hakkı davalının payına düşecek bedel üzerinden devam edeceğinden, davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E: 2002/3438 K: 2002/5889 T: 21.5.2002

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Dava niteliği itibariyle intifa hakkı sahibinin haklarının yakından ilgilendirmekte ve etkiler nitelikte bulunduğundan yukarıda adı geçen intifa hakkı sahibine de dava dilekçesi tebliğ edilip davaya dahil edilmesi için davacıya önel verilip bu suretle taraf teşkili sağlandıktan sonra intifa hakkı sahibinin ortaya koyacağı iddia ve delilleri de değerlendirilerek hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken taraf teşkili tamamlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulmuş olması, doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2015/15745 K: 2017/6211 T: 13.9.2017

Aralık 7, 2024 Suat Şimşek 0

Satış suretiyle ortaklığın giderilmesi istenen taşınmaz üzerinde intifa hakkı varsa bu hak sahibinin davaya dahil edilmesi zorunlu olduğu gibi taşınmazın intifa hakkı ile yükümlü olarak satılması gerekir. İntifa hakkı sahibi yalnız başına bu hakkının paraya çevrilmesini, taşınmazın intifasız satışını isterse, diğer paydaşların muvafakatleri aranmaksızın taşınmazın intifasız satışına karar verilmesi gerekir. İntifa hakkı 01.01.2002 tarihinden sonra kurulmuş ise, bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması halinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa; satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı, buna dair paya düşecek bedel üzerinde devam eder. Devamını Oku