Son Yazılar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/1563 K: 2005/1913

Kamu tüzel kişisi olan köy tüzel kişiliğinin, koşulları mevcut olduğu takdirde bir yeri kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinmesi mümkün bulunmaktadır. TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca tapuya tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle ile kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. İmar…

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2005/1301 K: 2005/5774

3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, gerçek kişiler yanında eklemeli zilyetler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/7414 K: 2005/7994

İmar ve ihya olgusu yeterince araştırılmamıştır. Bu nedenle bu yere ait paftanın da bulunduğu yerden getirtilerek dosya arasına konulması, yerel, teknik ve ziraatçi uzman bilirkişi aracılığı ile yeniden keşif yapılarak paftanın mahalline uygulanması, yerel bilirkişi ve tanıklardan imar – ihyanın…

Yargıtay Büyük Genel Kurul E: 1946/6 K: 1946/12

Medeni Kanunun 639. maddesi hükmünce bir gayrimenkulün mülkiyetini ilerde iktisap salahiyetini veren zilyetlik hakkının, devir ve temlik edilemeyeceği ve irs yoluyla intikal etmeyeceği hakkında kanunda hiç bir hüküm yoktur. Mülkiyetten soyut zilyetliğin devri cevazı 909. maddeden, daha açık anlaşılır. Bu…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/5319 K: 2005/5743

Tespitten sonraki kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle iptal ve tescil isteğine gelince; Yargıtay´ın yerleşmiş uygulamalarına göre bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren hesap edilmesi gerekir. Önceki zilyetlik tespit ile kesilir. Tapu kaydı intikal görmediğine, davacı yasada belirtilen…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2010/277 K: 2010/310

Kamuya ait olmayan, malik ya da zilyedi bulunan kişilerce “harman zamanı harmanın döküldüğü yer” olarak kullanılan yer olup; buradaki ekonomik amaç harmanın dökülüp, buna bağlı işlemlerin harman zamanında gerçekleştirilmesidir. Bu şekilde gerçekleşen tasarruf, beklenen ekonomik amaca uygun ve iktisap bakımından…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/3147 K: 2005/3530 T: 04.05.2005

Mahkemece nizasız fasılasız 20 yıllık zilyedlik süresinin dolmadığı, daha önce açılan davalar nedeniyle sürenin kesintiye uğradığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Mahkemece niza oluşturduğu kabul edilen davalar, HUMK.nun 409. maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmek suretiyle sonuçlandırılmıştır. TMK.nun 713/1. maddesinde yazılı…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/3738 K: 2005/4190

Nitelik kaybı sebebiyle Hazine lehine orman dışına çıkarılan bir yerin tapuya tescil edildiği tarihe kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olması halinde böyle bir yerin kazanılması mümkün olabilir. Somut olayda; çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten dava…

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E: 2005/3359 K: 2005/2152

Doğrudan doğruya hayrattan olan vakıf yerlerinin zilyetlikle iktisabına olanak yoktur. O halde öncelikle vakıflar idaresinden vakfı ile ilgili vakfiye örnekleri istenmeli ve gerektiğinde vakıflar genel müdürlüğünden celp edilmeli, yine vakıflar genel müdürlüğünden söz konusu vakıfların cinsi, sahih yada gayri sahih…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/2600 K: 2005/3081

Mirasçılarının tespit edilememesi halinde veya mirasçı bırakmaksızın ölmüş bulunmaları durumunda TMK.nun 501. maddesine göre, devletin kayıt maliki mirasçılarının son mirasçısı olacağının kabulü gerekir. Bu durumda da, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18/2. maddesine göre, kanunları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar tapuda…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/4448 K: 2005/5196

Kayıt maliki hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise TMK.nun 501. maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla davanın Hazineye yöneltilmesi doğru ise de, davanın köye karşı açılmasının yasal bir dayanağı ve usulen de bir zorunluluk bulunmamaktadır. Kayıt maliklerinin mirasçılık belgesini almak üzere…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2005/312 K: 2005/331

Kayıt maliki olan kişinin yapılan inceleme ve mirasçılık belgesine göre hiç mirasçı bırakmadığı belirlendiğine göre Türk Medeni Kanununun 501. maddesi uyarınca terekesi Hazineye intikal eder. Böyle bir yerin de Türk Medeni Kanununun 713/2. maddesi uyarınca kazanılması mümkün olmaz. Taraflar arasındaki…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/3028 K: 2005/5462

Kural olarak mütegayyip eşhastan Hazineye kalan taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir. Ancak, bu nitelikteki taşınmazların iskan çalışması sonucunda dağıtıma tabi tutulması durumunda kazanma şartlarının tamamlanması ile zilyetlik yoluyla kazanılması mümkündür. Muammer Özbek ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil…

Yargıtay Büyük Genel Kurul E: 1957/6 K: 1957/24

Kaçak ve kayıp kişilere ait olup da tapulu olmayan ve hazinece usulüne uygun biçimde el konmamış taşınmazlar hakkında Medeni Kanunun 639. maddesinin 1. fıkrası hükmü elmen (zilyet) lehine uygulanır. Bu taşınmazlarda emvali metruke kanunlarının dikkate alınması ve malik gibi zilyetlik…

Yargıtay Büyük Genel Kurul E: 1951/8 K: 1954/2

Tapuda kayıtlı olup kaçak veya değişime tabi kişilerden yasa gereği Hazineye geçen taşınmazlar Medeni Kanunun 639. maddesinin ikinci fıkrasında ismi geçen taşınmaz mahiyetinde olmayıp, nitelik ve öğeleri de yoktur. Yirmi yıl veya daha fazla elmenlikle kazanılamazlar. Bu taşınmazlarda Medeni Kanunun…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/4451 K: 2005/4929

3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tesbit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/4644 K: 2005/5048

Bu tür uyuşmazlıklarda kadastro paftasından yararlanmak suretiyle taşınmazın niteliğinin belirlenmesi gerekir. Paftaya ters düşen cevaba itibar edilmemesi gerekir. Az öncede açıklandığı üzere tescili istenen taşınmaz bölümleri sokak olarak paftada gösterilen yerlerdir. Paftadaki bu belirleme 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesindeki belirlemelere…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/7264 K: 2005/8561

Kural olarak, paftada yol ve benzeri niteliklerle gösterilen, ancak hakkında tutanak düzenlenmeyen ve aktif (halen kullanılan) yol olmayan bu ve benzeri taşınmazların kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilebilmeleri için paftasında yol olarak gösterildiği 05.05.2000 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/2937 K: 2005/3512

Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden davaya konu yerin 1967 yılında yapılan tapulama çalışmalarında paftasında yol olarak bırakıldığı ve halen aktif yol olduğu saptanmıştır. Böyle bir yerin imar-ihya ve olağanüstü zamanaşımı zilyetliğiyle kazanılması olanaklı değildir. Bu durumda, davanın reddine karar…

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2003/1738 K: 2003/3366

Gerek 4342 sayılı Mera Kanunu gerekse bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki yasal düzenlemelere göre, meraların bu vasıfları yöntemince ortadan kaldırılmadıkça, imar planı kapsamına alınarak veya belediye meclisi kararları ile özel mülkiyete dönüştürülmesi olanaklı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle dava konusu taşınmazın…

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/9154 K: 2008/12754

İmar planı içindeki meraların planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan mera vasfını yitireceğinden, imar planında genel hizmetlere ayrılanların belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekeceğinden tapunun beyanlar hanesine ancak imar planında yazılı genel hizmet amacıyla kullanılabileceğine dair şerh verilerek belediye…

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2007/74 K: 2007/1185

Öncesi mera olan bir taşınmaza 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesinin uygulanarak tahsis amacının değiştirilebilmesi için, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içinde kalması yeterli olmayıp, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi ve mer'a olarak kullanımının teknik olarak mümkün olması…

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2005/9624 K: 2005/10566

Harman yerlerinin zilyetlikle kazanılmasının olanaksız bulunmasına karşın, köy boşluklarının koşullar oluşması halinde senetsizden edinilmesi mümkündür. Öncelikle kadastro tespiti sırasında taşınmazın niteliğinin ne olduğunun belirlenmesi, köy boşluğu olduğunun saptanması halinde 3402 Sayılı Yasanın 14.Türk Medeni Kanununun 713 ve 996 maddeleri uyarınca…