1. Anasayfa
  2. Danıştay 10. Dairesi Kararları

Danıştay 10. Dairesi E: 2009/14556 K: 2013/8473 27.11.2013


Yargı kararıyla ortadan kaldırılan ve böylece geçerli olmayan bir nedene dayalı olarak zenginleşen idarenin, tahsil ettiği parayı iade yükümlülüğü doğmuş olup; somut olayda uğranılan, davacı tarafından yasal faiz olarak hesap edilen zararın da hukuka aykırı idari işlemi tesis ederek hizmeti kusurlu işleten idarece tazmini gerekir.

TÜRK MİLLETİ ADINA, Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava, davacı şirket adına, ihtirazi kayıtla davalı idareye ödenen ancak mahkemenin iptal kararı üzerine iade edilen paradan yoksun kalınan döneme karşılık olmak üzere 8.784,60 TL yasal faizin tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İstanbul 8. İdare Mahkemesince; uyuşmazlığa konu ecrimisil borcunun davalı idarece cebren ve haczen tahsil edilmeyip davacı şirketçe re’sen ödendiği için idarenin, iptal kararı üzerine iade ettiği bu tutar için ayrıca yasal faiz ödemesini gerektirecek bir sorumluluğu bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, hukuka aykırı olduğundan bahisle Mahkeme kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesinde; ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yoluna başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri hükme bağlanmıştır.

Diğer taraftan, 2577 sayılı İdari Yargılama usulü Kanunu’nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275. maddesinde yer alan “Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir…” kuralı bulunmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, Hazineye ait taşınmazı füzulen işgal ettiği gerekçesiyle davacı şirket adına 57.093,75 TL ecrimisil hesaplanarak tebliğ edildiği, bu işlemin iptali için dava açan şirketin, hesaplanan ecrimisili de gecikme zamlı olarak ihtirazi kayıtla ödediği ve yapılan yargılama sonucunda İstanbul 1.İdare Mahkemesinin 29.6.2007 gülü E:2006/608 K:2007/1651 sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği ve kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 23.9.2011 tarih ve E:2007/7850 K:2011/3897 sayılı kararıyla onandığı, bu arada davacının 20.10.2006 tarihinde ihtirazi kayıtla 67.989 TL. olarak ödediği tutarın 27.3.2008 tarihinde davacıya aynen iade edildiği, davacının da 20.10.2006-27.3.2008 tarihleri arasında geçen süre için yasal faiz olarak 8.784,60 TL’nin tazmini için bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Dava, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesi uyarınca açılan bir tam yargı davası niteliğinde olup; daha önce açılan iptal davasının karara bağlanması üzerine, idarece daha önce davacıdan yapılan ecrimisil tahsili sebebiyle doğan zarardan dolayı Ecrimisilin iade edildiği 27.3.2008 tarihinden itibaren süresi içinde açılmıştır.

Davacının ödeme yaptığı tarih ile idarenin, yargı kararı uyarınca davacıya iade yaptığı tarih arasında, davacının söz konusu malvarlığından yoksun kaldığı, bu nedenle zarara uğradığı ve bu zarara da idarenin kendi işlemiyle neden olduğu görülmektedir. Davacı da, uğradığı zararı yasal faiz olarak tanımlayıp, 8.784,60 TL tazminatın idareden tahsili istemiyle bu davayı açmıştır.

Yargı kararıyla ortadan kaldırılan ve böylece geçerli olmayan bir nedene dayalı olarak zenginleşen idarenin, tahsil ettiği parayı iade yükümlülüğü doğmuş olup; somut olayda uğranılan, davacı tarafından yasal faiz olarak hesap edilen zararın da hukuka aykırı idari işlemi tesis ederek hizmeti kusurlu işleten idarece tazmini gerekir.

Bu durumda, davacının, anılan tarihler arasında yoksun kaldığı zararın yasal faiz olarak hesap edilmek üzere bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, bu yol izlenmeksizin verilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nin 16/4/2009 günlü E:2008/1237; K:2009/661 sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Dosyanın incelenmesinden, Hazineye ait taşınmazı füzulen işgal ettiği gerekçesiyle davacı şirket adına 57.093,75 TL ecrimisil hesaplanarak tebliğ edildiği, bu işlemin iptali için dava açan şirketin, hesaplanan ecrimisili de gecikme zamlı olarak ihtirazi kayıtla ödediği ve yapılan yargılama sonucunda İstanbul 1.İdare Mahkemesinin 29.6.2007 gülü E:2006/608 K:2007/1651 sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği ve kararın Danıştay Onuncu Dairesinin 23.9.2011 tarih ve E:2007/7850 K:2011/3897 sayılı kararıyla onandığı, bu arada davacının 20.10.2006 tarihinde ihtirazi kayıtla 67.989 TL.olarak ödediği tutarın 27.3.2008 tarihinde davacıya aynen iade edildiği, davacının da 20.10.2006-27.3.2008 tarihleri arasında geçen süre için yasal faiz olarak 8.784,60 TL’ nin tazmini için bakılan davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Dava, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesi uyarınca açılan bir tam yargı davası niteliğinde olup; daha önce açılan iptal davasının karara bağlanması üzerine, idarece daha önce davacıdan yapılan ecrimisil tahsili sebebiyle doğan zarardan dolayı Ecrimisilin iade edildiği 27.3.2008 tarihinden itibaren süresi içinde açılmıştır.

Davacının ödeme yaptığı tarih ile idarenin, yargı kararı uyarınca davacıya iade yaptığı tarih arasında, davacının sözkonusu malvarlığından yoksun kaldığı, bu nedenle zarara uğradığı ve bu zarara da idarenin kendi işlemiyle neden olduğu görülmektedir. Davacı da, uğradığı zararı yasal faiz olarak tanımlayıp, 8.784,60 TL tazminatın idareden tahsili istemiyle bu davayı açmıştır.

Yargı kararıyla ortadan kaldırılan ve böylece geçerli olmayan bir nedene dayalı olarak zenginleşen idarenin, tahsil ettiği parayı iade yükümlülüğü doğmuş olup; somut olayda uğranılan, davacı tarafından yasal faiz olarak hesap edilen zararın da hukuka aykırı idari işlemi tesis ederek hizmeti kusurlu işleten idarece tazmini gerekir.

Bu durumda, davacının, anılan tarihler arasında yoksun kaldığı zararın yasal faiz olarak hesap edilmek üzere bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, bu yol izlenmeksizin verilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir