Son Yazılar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/2600 K: 2005/3081

Mirasçılarının tespit edilememesi halinde veya mirasçı bırakmaksızın ölmüş bulunmaları durumunda TMK.nun 501. maddesine göre, devletin kayıt maliki mirasçılarının son mirasçısı olacağının kabulü gerekir. Bu durumda da, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18/2. maddesine göre, kanunları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar tapuda…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/4448 K: 2005/5196

Kayıt maliki hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise TMK.nun 501. maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla davanın Hazineye yöneltilmesi doğru ise de, davanın köye karşı açılmasının yasal bir dayanağı ve usulen de bir zorunluluk bulunmamaktadır. Kayıt maliklerinin mirasçılık belgesini almak üzere…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2005/312 K: 2005/331

Kayıt maliki olan kişinin yapılan inceleme ve mirasçılık belgesine göre hiç mirasçı bırakmadığı belirlendiğine göre Türk Medeni Kanununun 501. maddesi uyarınca terekesi Hazineye intikal eder. Böyle bir yerin de Türk Medeni Kanununun 713/2. maddesi uyarınca kazanılması mümkün olmaz. Taraflar arasındaki…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/3028 K: 2005/5462

Kural olarak mütegayyip eşhastan Hazineye kalan taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılması mümkün değildir. Ancak, bu nitelikteki taşınmazların iskan çalışması sonucunda dağıtıma tabi tutulması durumunda kazanma şartlarının tamamlanması ile zilyetlik yoluyla kazanılması mümkündür. Muammer Özbek ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil…

Yargıtay Büyük Genel Kurul E: 1957/6 K: 1957/24

Kaçak ve kayıp kişilere ait olup da tapulu olmayan ve hazinece usulüne uygun biçimde el konmamış taşınmazlar hakkında Medeni Kanunun 639. maddesinin 1. fıkrası hükmü elmen (zilyet) lehine uygulanır. Bu taşınmazlarda emvali metruke kanunlarının dikkate alınması ve malik gibi zilyetlik…

Yargıtay Büyük Genel Kurul E: 1951/8 K: 1954/2

Tapuda kayıtlı olup kaçak veya değişime tabi kişilerden yasa gereği Hazineye geçen taşınmazlar Medeni Kanunun 639. maddesinin ikinci fıkrasında ismi geçen taşınmaz mahiyetinde olmayıp, nitelik ve öğeleri de yoktur. Yirmi yıl veya daha fazla elmenlikle kazanılamazlar. Bu taşınmazlarda Medeni Kanunun…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/4451 K: 2005/4929

3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinilir. Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tesbit dışı bırakma işlemi niteliğindedir. Böyle…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/4644 K: 2005/5048

Bu tür uyuşmazlıklarda kadastro paftasından yararlanmak suretiyle taşınmazın niteliğinin belirlenmesi gerekir. Paftaya ters düşen cevaba itibar edilmemesi gerekir. Az öncede açıklandığı üzere tescili istenen taşınmaz bölümleri sokak olarak paftada gösterilen yerlerdir. Paftadaki bu belirleme 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesindeki belirlemelere…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/7264 K: 2005/8561

Kural olarak, paftada yol ve benzeri niteliklerle gösterilen, ancak hakkında tutanak düzenlenmeyen ve aktif (halen kullanılan) yol olmayan bu ve benzeri taşınmazların kazanmayı sağlayan zilyetlikle edinilebilmeleri için paftasında yol olarak gösterildiği 05.05.2000 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/2937 K: 2005/3512

Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğinden davaya konu yerin 1967 yılında yapılan tapulama çalışmalarında paftasında yol olarak bırakıldığı ve halen aktif yol olduğu saptanmıştır. Böyle bir yerin imar-ihya ve olağanüstü zamanaşımı zilyetliğiyle kazanılması olanaklı değildir. Bu durumda, davanın reddine karar…

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2003/1738 K: 2003/3366

Gerek 4342 sayılı Mera Kanunu gerekse bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki yasal düzenlemelere göre, meraların bu vasıfları yöntemince ortadan kaldırılmadıkça, imar planı kapsamına alınarak veya belediye meclisi kararları ile özel mülkiyete dönüştürülmesi olanaklı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle dava konusu taşınmazın…

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2008/9154 K: 2008/12754

İmar planı içindeki meraların planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan mera vasfını yitireceğinden, imar planında genel hizmetlere ayrılanların belediye veya özel idareye bedelsiz terkini gerekeceğinden tapunun beyanlar hanesine ancak imar planında yazılı genel hizmet amacıyla kullanılabileceğine dair şerh verilerek belediye…

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2007/74 K: 2007/1185

Öncesi mera olan bir taşınmaza 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesinin uygulanarak tahsis amacının değiştirilebilmesi için, 01.01.2003 tarihinden önce kesinleşmiş imar planı içinde kalması yeterli olmayıp, yerleşim yeri olarak işgal edilmesi ve mer'a olarak kullanımının teknik olarak mümkün olması…

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2005/9624 K: 2005/10566

Harman yerlerinin zilyetlikle kazanılmasının olanaksız bulunmasına karşın, köy boşluklarının koşullar oluşması halinde senetsizden edinilmesi mümkündür. Öncelikle kadastro tespiti sırasında taşınmazın niteliğinin ne olduğunun belirlenmesi, köy boşluğu olduğunun saptanması halinde 3402 Sayılı Yasanın 14.Türk Medeni Kanununun 713 ve 996 maddeleri uyarınca…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/8485 K: 2006/20

Dere boşlukları Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kamu mallarındandır. Böyle bir yerin kazanılabilmesi için derenin aktif yatağı ve etki alanında kalmaması gerekir. Dere boşluğu niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yer kural olarak TMK.nun 715. maddesinde düzenlenen Devletin hüküm ve tasarrufu…

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu E: 1960/15 K: 1960/7

Tapuya bağlı bir gayrimenkulün Medeni Kanunun 639. maddesi gereğince zilyet adına tescilinin istenebilmesi için onun tamamının zilyedi bulunmak gerekeceğine ve tapuya bağlı bir gayrimenkulün bir parçasına zilyet bulunan kimsenin sadece o parçanın kendi adına tescilini isteyemeyeceği hk. Tapuda yazılı bir.;…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/6926 K: 2005/6843

3402 sayılı Kanunun 17/son maddesine göre; İl, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda 3402 sayılı Kanunun 17. maddesi uygulanamayacaktır. Bu nedenle taşınmazın bulunduğu yerin imar planı kapsamına alındığı tarih önem arz etmektedir. Taşınmazın net bir biçimde…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2005/645 K: 2005/690

Kayıt malikinin ölüm tarihi, zilyetliğin başlangıç tarihinden trampa tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile taşınmaz davacılar tarafından tasarruf edildiğine göre tapu kaydı hukuki değerini yitirmiş olmaktadır. Kaydın hukuki değerini yitirmesinden sonra yapılan intikal, trampa ve temlik işlemleri yolsuz tescil…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/4226 K: 2005/4720

Kadastro dışı bırakma işleminde, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tespit işlemi değil ise de, görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durum belirlenmiş olduğundan yapılan bu işlem, bir kadastro işlemidir. Yargıtay´ın kararlılık kazanan uygulamalarına göre; tespit dışı bırakılan bir…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/5738 K: 2005/6258

Kural olarak ekilemez arazi niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yer imar ve ihya edilmedikçe kazanılamaz. Komşu parsellere ait belgelere göre, bu yer ekilemez arazi, cadde ve hali olan bir yerdir. Bu nedenle yerel bilirkişi ve tanıkların tasarruf yönündeki beyanları kazanma…

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/5308 K: 2005/7602

Tapu kütüğünden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli belgenin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olması ve genel olarak gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu siciline yazılı malikin bilinmediğinin kabulü gerekir.…