Tapu kütüğünden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli belgenin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olması ve genel olarak gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu siciline yazılı malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tapu kaydındaki malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Tapu sicili, eki belgeler ve kadastro beyannamesinden kişilerin kim oldukları anlaşılabildiği durumlarda kayıt malikinin tapu kütüğünden kim olduğu anlaşıldığından davacıların tapu iptali ve tescil davasının reddedilmesinde isabetsizlik yoktur.
Muharrem Hürrem Erman ve Gelengül Melek Erman ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Beyoğlu 4.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.01.2005 gün ve 104/10 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay´ca incelenmesi davacılar vekili duruşmasız incelenmesi ise, Hazine vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 15.11.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacılar vekili, Avukat Derviş Parlak ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat Sema Selçuk geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, dava konusu 476 ada 14 numaralı parselin 314/336 hissesinde müvekkillerinin malik olduğunu, 12/336 payın Cemil kızı Lusiya ve Cemil kızı Dizi adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, bu kişilerin bilinen ve tanınan kişiler olmadığını, taşınmazın tamamı üzerinde müvekkillerinin 40 yılı aşkın bir süre zilyet bulunduklarını açıklayarak davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan hissenin iptali ile müvekkillerinden Muharrem Hürrem Erman adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın eski eser niteliğinde bulunduğunu, maliklerin kim olduğunun tapu kaydından anlaşılabildiğini, davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, malikin tapu kaydından kim olduğunun anlaşılabildiğini, kayıt malikleri Dizi ve Lusiya´nın öldükleri ispat edilemediği gibi haklarında gaiplik kararı da bulunmadığını, davalı Hazinenin son mirasçı sıfatıyla taşınmazın adına tapuya kayıt edilmesini bu nedenle isteyemeyeceğini açıklayarak davanın ve Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava konusu 476 ada 14 parsel tapuda 6/336´şar hissesi Irak tabiyetinden Cemil kızı Lusiya ile Cemil kızı Dizi adına kayıtlıdır. Diğer hisseler davacılar adına kayıtlı bulunmaktadır. Davacılar TMK.nun 713/2. maddesinde açıklanan malikin tapu kaydından kim olduğunun anlaşılamaması hukuki sebebine dayanarak bu davayı açmışlardır. TMK.nun 713/2. maddesinde yer alan tapu kütüğünden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli belgenin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olması ve Yargıtay içtihatlarına göre genel olarak gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu siciline yazılı malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tapu kaydındaki malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Tapu sicili, eki belgeler ve kadastro beyannamesinden Lusiya ve Dizi´nin kim oldukları anlaşılabilmektedir. Bu nedenle, kayıt malikinin tapu kütüğünden kim olduğu anlaşıldığından davacıların tapu iptali ve tescil davasının reddedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Tapu iptali ve tescil davaları, kayıt maliki ve mirasçıları aleyhine açılabilir. Davalı Hazine, açılan bu davada kayıt maliki konumunda olmadığı gibi kayıt maliklerinin mirasçısı olduğu da belirlenememiştir. Esasen dava, malikin tapu kaydından kim olduğunun anlaşılamaması sebebine dayandırılarak açılmış olup, Hazine aleyhine son mirasçı olması sebebiyle yöneltilmiş bir dava bulunmamaktadır. Hazine aleyhine açılan davanın da bu nedenle reddine karar verilmiş olmasında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 2588 sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/j maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına ve aşağıda dökümü yazılı 11,20 YTL peşin harcın onama harcına mahsubuna 15.11.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.