Mirasçılarının tespit edilememesi halinde veya mirasçı bırakmaksızın ölmüş bulunmaları durumunda TMK.nun 501. maddesine göre, devletin kayıt maliki mirasçılarının son mirasçısı olacağının kabulü gerekir. Bu durumda da, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18/2. maddesine göre, kanunları uyarınca devlete kalan taşınmaz mallar tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemezler.
Hacı Yaman ile Cemil mirasçıları, Hazine, Yaveriye Köyü Tüzel Kişiliği ve dahili davalı Belediye Başkanlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair Osmaniye 2.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.09.2004 gün ve 593/616 sayılı hükmün Yargıtay´ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava konusu 1520, 1521, 1522, 1523, 1510, 1511, 1516, 1517 ve 46 parsellerin maliki Cemil mirasçılarının 180/540 hisse sahibi bulunduklarını, Cemil ve Cemil mirasçılarının 20 seneyi aşkın zaman evvel öldüklerini, ne zaman öldüklerini bilenin bulunmadığını açıklayarak Cemil mirasçılarının hissesinin TMK.nun 713/2. maddesi gereğince iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazda malik görünen Cemil mirasçılarının kim olduklarının bilinmediğini, Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesinin 1994/519 esas, 1995/412 karar sayılı ilamı ile Osmaniye Mal Müdürlüğüne kayyım atandığını, 3402 sayılı Yasanın 18. maddesine göre bu gibi yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağını açıklayıp davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlardan 1510, 1516, 1520 ve 1523 numaralı parseller bakımından davanın kabulüne, Cemil mirasçıları adına olan 180/540 hissenin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK.nun 713/2. maddesine göre açılmış tapu iptali ve tescil davasıdır. Böyle bir davada tapu kayıt malikinin ölümünden itibaren geçecek 20 yıllık süre zarfında kaydın intikal görmemiş olması ve TMK.nun 713/1. maddesindeki koşullarla taşınmaz üzerinde zilyet bulunulması gerekir. Yine TMK.nun 713/2. maddesine göre; tapu iptali tescil davası açılabilmesi için “kayıt malikinin tapu kütüğünden kim olduğunun anlaşılamaması” icap eder. Davacı, kayıt maliki Cemil mirasçılarının 20 seneyi aşkın bir süre önce öldüğünü ileri sürerek bu davayı açmıştır ve mahkemece de Cemil mirasçılarına ilanen tebligat yoluna gidilmiştir. TMK.nun 713/2. maddesine göre tapunun hukuki kıymetini kaybettiğinden bahisle açılan böyle bir davada, kayıt maliklerinin Nüfus Müdürlüğündeki kayıtlardan, Tapu Sicil Müdürlüğündeki bilgilerden, Askerlik Şubesinden ve diğer resmi dairelerden ve Cumhuriyet Savcılığı kanalı ile Emniyet birimlerinden adreslerine ulaşılmasına çalışılması ve nüfus kayıtlarının araştırılması gerekir. Mahkemece Cemil mirasçılarının araştırılması bakımından hiçbir inceleme yapılmamıştır. Böyle bir inceleme yapılmadan ilanen tebligat yoluna gidilmiş olması da doğru olmamıştır.
Cemil mirasçılarının tespit edilememesi halinde veya mirasçı bırakmaksızın ölmüş bulunmaları durumunda TMK.nun 501. maddesine göre, Devletin kayıt maliki Cemil mirasçılarının son mirasçısı olacağının kabulü gerekir. Bu durumda da, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18/2. maddesine göre, kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemezler.
Mahkemece Cemil mirasçıları tespit edilmeden adlarına ilanen tebligat yapılması doğru olmadığı gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesi hükümleri dikkate alınmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
Kabul şekline göre de, mahkemece sebebi ve gerekçesi açıklanmadan 1510, 1516, 1520 ve 1523 numaralı parseller dışındaki davanın reddine karar verilmesi usul ve kanunlara uygun düşmemektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile eksik incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı hükmün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.04.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.