1. Anasayfa
  2. Yargıtay Kararları Kararları
  3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/4448 K: 2005/5196


Kayıt maliki hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise TMK.nun 501. maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla davanın Hazineye yöneltilmesi doğru ise de, davanın köye karşı açılmasının yasal bir dayanağı ve usulen de bir zorunluluk bulunmamaktadır. Kayıt maliklerinin mirasçılık belgesini almak üzere davacı vekiline süre tanınmasına, ölüm tarihinin kesin olarak belirlenmesi, aynı kişi olup olmadığının araştırılması, mirasçı bırakmış ise davanın mirasçılarına yöneltilmesi, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamaya geldikleri takdirde iddia ve savunma çerçevesinde delillerinin toplanması, adı geçen hiç mirasçı bırakmadan ölmüş olup da terekesi Hazineye intikal etmiş ise böyle bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılmayacağının düşünülmesi gerekmektedir.

Abdurrahman Eken ile Hazine ve Bahçe Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Bismil Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.02.2005 gün ve 587/48 sayılı hükmün Yargıtay´ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, 209, 212, 219, 282 ve 297 parsellerde Hasan Çelik (Bilir) adına kayıtlı 1/3 payları 1970 yılında vekil edeninin haricen satın ve devraldığını, kayıt malikinin 30 yıl kadar önce öldüğünü, kayıtların intikal görmediğini, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, bu paylara ilişkin tapu kayıtlarının TMK.nun 713/2. maddesi uyarınca hukuki değerini yitirdiğini belirterek iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı köy temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.

Somut olayda; davacı vekili, anılan maddede yazılı ölüm sebebine dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Uyuşmazlık konusu payları kapsayan 297 parsel 11.10.1956 tarihinde tapudaki satış ve devirle Hasan Bilir, diğer parseller de aynı tarihteki satış ve devirle Hasan Çelik adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı vekili, kayıt malikinin 30 sene kadar önce öldüğünü ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu tür uyuşmazlıklarda davanın kayıt malikinin mirasçılarına karşı açılması gerekir. Kayıt malikinin mirasçı bırakıp bırakmadığı araştırılmadan, mirasçı bırakmışsa dava onlara yöneltilmeden Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğine karşı açılıp yazılı şekilde sonuçlandırılmış olması doğru değildir. Kayıt maliki hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise TMK.nun 501. maddesi hükmü uyarınca son mirasçı sıfatıyla davanın Hazineye yöneltilmesi doğru ise de, davanın köye karşı açılmasının yasal bir dayanağı ve usulen de bir zorunluluk bulunmamaktadır. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak kayıt maliki Hasan Çelik ile Hasan Bilir´in mirasçılık belgesini almak üzere davacı vekiline süre tanınmasına, ölüm tarihinin kesin olarak belirlenmesi, aynı kişi olup olmadığının araştırılması, mirasçı bırakmış ise davanın mirasçılarına yöneltilmesi, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamaya geldikleri takdirde iddia ve savunma çerçevesinde delillerinin toplanması, adı geçen hiç mirasçı bırakmadan ölmüş olup da terekesi Hazineye intikal etmiş ise böyle bir yerin zilyetlik yoluyla kazanılmayacağının düşünülmesi gerekmektedir. Mahkemece yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına 07.07.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.