1. Anasayfa
  2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 1993/866 K: 1993/5535 T: 28.4.1993


İdari parselasyon işleminin idari yargı yerinde iptal edilmesiyle tapu kaydı hükümsüz hale gelmez. Bu karar, ilgilisine kadastral duruma dönülmesi için talep ve dava hakkı verir.

Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi, kal davasının yapılan yargılamasında, Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın davalı tarafından süresinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

K: Davacı, 2981 sayılı Yasa uyarınca yapılan idari nitelikteki şuyulandırma (parselasyon) işlemi ile oluşturulmuş bulunan 1611 parsel sayılı imar çap kaydını sonradan satın alıp edinen kişidir. Davada, çap kaydına dayanarak elatmanın önlenmesini ve davalıya ait binanın yıkılmasını istemektedir.

Davalı ise, davacının kaydını oluşturan idari şuyulandırma (parselasyon) işlemini idari yargı kararıyla iptal ettirdiğini ve kararın da kesinleştiğini; davacının da bu durumları bile bile imar çap kaydını edinen kişi olduğunu savunmaktadır.

Gerçekten; davada dayanılan tapu kaydını oluşturan işlemin kesinleşen idari yargı kararıyla iptal edilip ortadan kaldırıldığı belgelenmiş bulunmaktadır. Ne var ki, değinilen idari karar, tapu kaydını kendiliğinden hükümsüz hale getiremez. Bu karar, ilgilisine kadastral sicilin ihyası(kadastral duruma dönülmesi) için talep ve dava hakkı verir. Öte yandan olayda davacının sonradan ediniminden ötürü Medeni Kanunun 931. maddesi hükmü uyarınca da bir soruşturmanın yapılmasına da zaruret vardır.

O halde, öncelikle ve özellikle Medeni Kanunun 931. maddesi hükmünce inceleme yapılmalı, yanların buna ilişkin delilleri değerlendirilmeli, böylece, edinmenin iyi ya da kötü niyete dayandığı hususu açıklığa kavuşturulmalıdır. Davacının edinmesinin kötüniyete dayandığının anlaşılması durumunda; davalıya sicildeki imar çap kaydını idari karar uyarınca kadastral kayda dönüştürebilme olanağı (önel verilerek) sağlanmalı ve kadastral kayıtlara dönülmesinden sonra bunlara (kadastral mülkiyet haklarına) bakılarak uyuşmazlık çözümlenmelidir. Yerel mahkemenin yukarıda belirtilen içerikte ve nitelikte bir inceleme yapmadan noksan soruşturmayla yetinip yazılı olduğu üzere hüküm kurması doğru değildir.

SONUÇ: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK: nun 428. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.4.1993 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir