1. Anasayfa
  2. Yargıtay Kararları Kararları
  3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/7268 K: 2005/8563


Taşınmazın ortasından zirai bilirkişinin açıkladığı gibi yol geçiyor ise bu kısım tescil dışı bırakılmadan bir bütün olarak yani yol ile birlikte tescile karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca yolun aktif bir yol olup olmadığı da araştırılacaktır. Bu husus kamu düzeniyle ilgilidir. Bundan ayrı taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilen yerlerden olup olmadığının Milli Emlak Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.

U. ile Hazine ve Y. Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair D. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.06.2005 gün ve 67/326 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı 40 dönüm miktarındaki taşınmazın 30-40 yıldan beri vekil edeninin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Bozma üzerine davaya katılması sağlanan Yeniyurt Belediye Başkanlığına dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır.

Mahkemece, teknik bilirkişi İ. A’ya ait 13.03.2002 günlü krokisinde, 18543,88 m2’lik taşınmaz bölümü hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm Hazine vekili tarafından imar ve ihya koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle temyiz edilmiştir.

Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil davasıdır.

Mahkemece, kazanma süresi ve koşullarının davacı yararına oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme taşınmazın niteliği bakımından duraksamaya yol açmaktadır. Mahkemece, her ne kadar bozma ilamına uyulmuş ve bozma ilamı çerçevesinde inceleme yapılmış ise de; bozma dışında kalan, aşağıda belirtilen ve bozma nedeni yapılan hususlar kamu düzeni ile ilgili olup, bu nedenle uyulan bozma ilamı karşısında taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşturmaz. Dosya arasında bulunan uzman bilirkişi Ziraat Yüksek Mühendisi M. C. 03.04.2001 günlü raporunda; “Dava konusu taşınmazın ortasından yol geçtiğini ve 7 parçadan ibaret olduğunu, bazı bölümleri üzerinde 3 yaşlarında zeytin fidanı bulunduğunu, toprak yapısı itibariyle 4. ve 5.sınıf arazi olup taşlık ve kıraç yer niteliğinde bulunduğunu, içerisinde yer yer kaya parçaları tespit edildiğini” açıklamıştır. Mahkemece, raporda açıklanan bu olgular üzerinde durulmamıştır. Hükme esas alınan teknik bilirkişi İ. A’nin 13.03.2002 günlü rapor ve krokilerinde, uzman bilirkişi ziraat mühendisinin raporuna uygun olarak 7 parça yerin nereler olduğu gösterilmediği gibi, aradan geçen yol da, kroki üzerinde gösterilmemiştir. Teknik bilirkişinin raporu bu haliyle infaza elverişli ve TMK.nun 713/7. madde ve fıkrasına uygun bir rapor olduğundan söz edilemez. Gerçekten taşınmazın ortasından zirai bilirkişinin açıkladığı gibi yol geçiyor ise bu kısım tescil dışı bırakılmadan bir bütün olarak yani yol ile birlikte tescile karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca yolun aktif bir yol olup olmadığı da araştırılacaktır. Bu husus kamu düzeniyle ilgilidir. Bu bakımdan, yukarıda belirtilen ve zirai bilirkişinin raporunda değinilen hususlar gözönünde tutularak yeniden yapılacak keşifte, taşınmazın ortasından yol geçip geçmediği, taşınmaz 7 parçadan ibaret ise bu parçaların ayrı ayrı nitelikleri, toprak yapısı ve üzerinde bulunan ağaçlarla birlikte belirlenmesi, kroki üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, yolun da aynı şekilde krokide belirtilmesi, içerisinde yer yer kaya parçaları olduğu zirai bilirkişice açıklandığı da gözönünde tutularak kaya parçalarının taşınmazın hangi parçası veya parçaları üzerinde yer aldığının tek tek belirlenmesi, bu kaya parçalarının kapsadığı alanın miktarına göre oranlaması gözönünde tutularak hakim vasfının taşlık-kayalık mı yoksa kültür arazisi mi olduğu hususunda uzman bilirkişiden rapor sunulmasının istenmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların HUMK.nun 258 ve 259. maddeleri gereğince keşifte dinlenmelerinin sağlanması (tanıkların bir kısmı duruşmada dinlenmiş bulunduğundan) taşınmazın niteliği, imar ve ihya koşullarının oluşup oluşmadığının yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak saptanması, imar ve ihyanın hangi tarihte bittiğinin kesin olarak belirlenmesi, kazanma süresinin bu tarihten itibaren başladığının düşünülmesi gerekmektedir.

Öte yandan, uzman bilirkişi Orman Yüksek Mühendisi M. G’nin 09.03.2001 günlü raporunun 2.sayfasının 4 nolu bendinde, çekişmeli taşınmazın orman amenajman haritasında orman açıklığı olduğu bildirilmiş, aynı bilirkişinin 17.06.2003 günlü ek raporuna ekli gizli memleket haritasında ise, etrafı yeşil alanlarla çevrili yer içerisinde yine orman açıklığı olarak işaretlendiği anlaşılmıştır. Bu durum karşısında taşınmazın 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesi kapsamında kalan yerlerden olup olmadığı konusunda mahkemece değerlendirme yapılması, bu konuda uzman bilirkişi orman mühendisi veya yüksek mühendisinden görüş alınması, bundan ayrı taşınmazın kamu hizmetine tahsis edilen yerlerden olup olmadığının Milli Emlak Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ : Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.