1. Anasayfa
  2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E: 2004/492 K: 2004/1294 T: 5.4.2004


Kural olarak meraların çıplak mülkiyeti hazineye, intifaı ise bulunduğu köy ya da belediye tüzel kişiliğine aittir; belediye hudutları içinde kalan kamu malı niteliğindeki meraların mülkiyetinin belediyeye geçmesine yasal olanak bulunmamaktadır; bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz.

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:

Kadastro sırasında 135 ada 223 parsel sayılı 1935207.63 m2 yüzölçümündeki taşınmaz geleneksel biçimde kullanıla gelen kamu malı mera olduğundan söz edilerek mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı Kale Belediye Başkanlığı taşınmazın 200 dönümlük bölümünün Kale Köyünün 30 yılı aşkın süre zilyetliğinde iken 31.12.1998 tarihinde belediye teşkilatı kurulmasıyla belediyeye intikal ettiğinden Kale Belediyesi Tüzel Kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile taşınmazın 20.6.2003 tarihli keşif haritasında (B) harfi ile gösterilen kırmızıya boyalı 100000 m2’lik bölümünün davacı Kale Belediye Başkanlığı adına tarla niteliği ile tapuya tesciline, (A) harfi ile gösterilen 13074.44 m2 ve (C) harfi ile gösterilen 34533.23 m2’lik bölümler hakkındaki davanın reddi ile mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı Hazinenin temyizi uzman bilirkişinin 20.6.2003 günlü haritasında (B) harfi ile işaretli kırmızı renklerle taralı davacı Belediye adına tescile karar verilen 100000 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümü ile ilgili hükme yöneliktir. Dava konusu 135 ada 223 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi hükmü uyarınca mera olduğundan söz edilerek sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Kadastro tespitine bir kayıt ve belge esas alınmamış, yargılama sırasında taraflar herhangi bir kayıt ve belgeye dayanmamışlardır. Kural olarak meraların çıplak mülkiyeti hazineye, intifaı ise bulunduğu köy yada belediye tüzel kişiliğine aittir. Belediye hudutları içinde kalan kamu malı niteliğindeki meraların mülkiyetinin belediyeye geçmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Öte yandan bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımaz. 135 ada 223 parsel sayılı taşınmazın dava ve temyize konu bölümü ile dava ve temyize konu olmayan kesimi arasında ayırıcı nitelikte doğal yada yapay bir sınır yeri tarif edilmemiştir. Her ne kadar temyiz konusu taşınmazın batısında “Gümüşdiğin deresi” tarif edilmiş ise de bu nitelikteki taşınmazlar içerisinde “dere”, “tepe”, “yol”, “hendek” ve “çukur” gibi doğal yada yapay sınır yerlerinin bulunabileceği kuşkusuzdur. Gerçekten bu olgu uygulamada duraksamasız benimsenmiştir.

Hal böyle olunca dava ve temyiz konusu taşınmazın sınırındaki eylemli meranın bir bölümünü oluşturduğunun kabulü gerekir. Eylemli duruma, resmi kayıt ve belgelere aykırı düşen sübjektif nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez.

Sonuç: Mahkemece bu olgular dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 5.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir