1. Anasayfa
  2. Yargıtay Kararları Kararları
  3. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Kararları

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 1992/8159 K: 1992/8857


Nizalı bölümün, Belediye encümeni ve meclisi kararlarına dayanılarak yapılan parselasyon işleminin bünyesine dâhil edildiği de anlaşılmaktadır. Öyle ise, tescilin sebebini teşkil eden işlem idari yargı yerinde iptal edilip ortadan kaldırılmadıkça tapu sicilinde düzeltme yapılmasına yasal olanak yoktur. Aksi hal, tescilen esas olan idari işleminde adli yargı yerinde iptal edilmesi ya da bünyesinin değiştirilmesi sonucunu doğurur.

Taraflar arasındaki davadan dolayı (Antalya Üçüncü Asliye Hukuk Hakimliği)nden verilen 9.7.1991 gün ve 39-570 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 2.4.1992 gün ve 563-4541 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, tapu siciline yönelik olarak açılmış iptal ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece, sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Gerçekten, istek (netice-i talep), tapu sicilinden hak aktarılması (mülkiyetin devri) olarak ifade edilmiş bulunmaktadır. Ne varki, yanlar arasındaki uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkinin, İmar Yasası uyarınca yapılan şuyulandırma işleminden kaynaklandığı açıktır. Başka bir anlatımla davada, şuyulandırma işlemi yapılırken ortaklık düzenleme fazlası yerin kamulaştırmaya başvurulmaksızın, davalı Belediyenin mülkiyetine geçirilmesinin usulsüzlüğü ileri sürülmüştür.

Bilindiği gibi; gerek önceden yürürlükte olan 6785 İmar Kanununun 42. maddesi, gerekse sonradan yürürlüğe giren 3194 sayılı Kanunun 18. maddeleri uyarınca gerçekleştirilen şuyulandırma (parselasyon) işlemi idari niteliktedir. Ve anılan işlemler hakkındaki usulsüzlük iddialarının çözüm yeri idari yargıdır. Öte yandan, Medeni Kanunumuz tapudaki mücerret tescili başlı başına yeterli görmemiş, tescilin geçerliliğini illete ve sebebe bağlamıştır. Somut olayda, çekişmeli yerin davalı Belediye adına tapuya tescil edilmesinin sebebinin ve illetinin idari nitelikteki parselasyon işlemi olduğu sabittir. Bunun yanısıra, nizalı bölümün, Belediye encümeni ve meclisi kararlarına dayanılarak yapılan parselasyon işleminin bünyesine dahil edildiği de anlaşılmaktadır. Öyle ise, tescilin sebebini teşkil eden işlem idari yargı yerinde iptal edilip ortadan kaldırılmadıkça tapu sicilinde düzeltme yapılmasına yasal olanak yoktur. Aksi hal, tescilen esas olan idari işleminde adli yargı yerinde iptal edilmesi yada bünyesinin değiştirilmesi sonucunu doğurur. Bu itibarla, değinilen olgular ve ilkeler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabul edilmesi doğru değildir. Anılan hususlar karar düzeltme incelenmesi sonunda anlaşılmış olmakla, davalı Belediyenin isteğinin HUMK. nun 440. maddesi uyarınca kabulüne ve Dairenin 2.4.1992 tarih, 563/4541 sayılı onama kararının ortadan kaldırılmasına; Antalya Asliye Üçüncü Hukuk Mahkemesi’nce verilen 9.7.1991 tarih, 39/570 sayılı hükmün yukarıda belirtilen nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 3.7.1992 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.