1. Anasayfa
  2. Yargıtay Kararları Kararları
  3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/2807 K: 2005/4877


Kazanmayı sağlayan zilyetlik maddi bir olgu olup, HUMK.nun 259.maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerekir. Somut olayda, yerel bilirkişi ve tanıklar yargılama oturumunda dinlenilmiştir. Bu şekilde yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması halinde zilyetlik yönünden doğru bir sonuca ulaşılmayabilir.

Hasan Güçlü ile Elmas Genç ve müşterekleri, Celal Genç aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Şişli 2.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 28.12.2004 gün ve 924/756 sayılı hükmün duruşma yapılaması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davalı Celal Genç ile Elmas Genç ve müşterekleri vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 28.06.2005 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Ayşe Genç geldi. Başka kimse gelmedi. Karşı taraftan Hasan Güçlü vekili Avukat Burhan Demir geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, 12.04.1974 tarihinde ölen davalıların miras bırakanı Osman adına kayıtlı taşınmazı 15.05.2001 intikal tarihine kadar eklemeli 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, tapu kaydının TMK.nun 713/2.maddesi hükmü karşısında hukuki değerini yitirdiğini belirterek tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar vekili, davacının 1995 yılından bu yana taşınmazı işgal ettiğini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, bir kısım davalılar vekili ile davalı Celal Genç tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, TMK.nun 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK.nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş, ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.

Somut olayda;davacı vekili, anılan maddede yazılı ölüm sebebine dayanarak istekte bulunmuştur. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın kayıt maliki tarafından İbrahim Menteş isimli kişiye, onunda 1984 tarihindeki satış ve devri ile vekil edenine geçtiğini ileri sürmüştür. TMK.nun 713/2.maddesi hükmü uyarınca, tapu kaydının hukuki değerini yitirebilmesi için aynı maddenin 1.fıkrasında yazılı koşullar altında tasarruf edilmiş olması gerekir.

Kazanmayı sağlayan zilyetlik maddi bir olgu olup, HUMK.nun 259.maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulması gerekir. Somut olayda, yerel bilirkişi ve tanıklar yargılama oturumunda dinlenilmiştir. Bu şekilde yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması halinde zilyetlik yönünden doğru bir sonuca ulaşılmayabilir.

Kaldı ki, kayıt malikinin mirasçısı olan davalılar davacının dayandığı belgelerin dava konusu taşınmaza ait olmayıp, 4838 ada 4 parsele ait olduğunu bildirmişlerdir. Dosya içerisindeki belgelere ve bilirkişinin raporuna göre, taşınmazın bulunduğu yerde Kağıthane Belediyesince 1975 yılında imar çalışmaları yapılmış ve dava konusu parsel 4838 ada 4 parsel numarasıyla tespit edilmiş, ancak uygulama bu aşamada bırakılmıştır. Bu açıklamalar karşısında davalılar vekilinin belgelerin bu yere ait olmadığı yönündeki savunması yerinde değildir.

Davacı 1984 yılında bu yeri satın aldığını ileri sürmüştür. Yerel bilirkişi ve tanıklar, satıcı İbrahim Menteş’in zilyetliğini nakletmişler, davacının zilyetliği hakkında herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Tüm bu açıklamalar gözönünde tutularak yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının HUMK.nun 258.maddesi hükmü uyarınca davetiye ile çağırılmaları, aynı Kanunun 259.maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında iddia ve savunma çerçevesinde bilgilerine başvurulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.

Davalılar vekili ile Celal Genç’in temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 86,40 YTL peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 28.06.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.