1. Anasayfa
  2. Yargıtay Kararları Kararları
  3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2005/1563 K: 2005/1913


Kamu tüzel kişisi olan köy tüzel kişiliğinin, koşulları mevcut olduğu takdirde bir yeri kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinmesi mümkün bulunmaktadır. TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca tapuya tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle ile kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. İmar ve ihyaya muhtaç böyle bir yerin tapuya tescili mümkün olmaz. Tanıklar ve yerel bilirkişi, taşınmazın öncesi itibariyle kullanıldığını bildirmişler ise de, ziraatçı uzman bilirkişi raporundaki açıklamalar karşısında beyanlarına itibar edilmemesi ve davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. 

Sepetçiler Köyü Tüzel Kişiliği ile Hazine Karayolları Genel Müdürlüğü, Orman İşletme Müdürlüğü ve DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil ve elatmanın önlenmesi davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Akyazı Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.02.2003 gün ve 355/37 sayılı hükmün Yargıtay´ca incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı köy tüzel kişiliği vekili, kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı 81520 m2 yerin vekil edeni köy tüzel kişiliği adına tapuya tesciline, davalı Karayolları Genel Müdürlüğünün elatmasının önlenilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine temsilcisi ile Karayolları Genel Müdürlüğü ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

Mahkemece, sınırları belirtilen 81520 m2 yerin davacı köy tüzel kişiliği adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tapusuz taşınmazın TMK.nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir.

Davacı köy vekili, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Kamu tüzel kişisi olan köy tüzel kişiliğinin, koşulları mevcut olduğu takdirde bir yeri kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinmesi mümkün bulunmaktadır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, köy tüzel kişiliğinin bu yere 1950 yılından itibaren mısır, buğday ve çeltik ekmek suretiyle tasarrufta bulunduktan sonra 1976 yılında depo yeri olarak Orman İdaresine kiraladığını, zilyetliğini sürdürdüğünü bildirmişlerdir. Mahkemece, toplanan deliller ve dosya içeriği gözönünde tutularak kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde tescil davasının kabulüne, elatmanın önlenilmesi davasının reddine karar verilmiştir. Bir yerin TMK.nun 713/1. maddesi uyarınca tapuya tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle ile kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın daha önce kültür arazisi olarak kullanıldığını bildirmişler ise de, davacı köy tüzel kişiliği tarafından delil olarak ortaya sunulan ve karşı çıkılmayan 01.01.1999 ve 31.12.1999 dönemine ait kira sözleşmesinde, dava konusu taşınmazın cinsinin “köy mer´ası” olduğu yazılıdır.13.06.2001 tarihinde yapılan keşifte dinlenen ziraatçı uzman bilirkişi Murat Özer´in düzenlediği raporda; toprak kalınlığı 15-20 cm kalınlığında olan 5.sınıf toprak yapısına sahip dava konusu yerin yaklaşık %60 oranında taşlık olduğu, üzerinde tarımsal faaliyette bulunabilmesi için 3-5 yıl gibi zaman dilimi içerisinde toprak ıslah metodları kullanılmak suretiyle işlem yapılması gerektiği açıklanmıştır. Her ne kadar dava konusu taşınmaz 1950 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit hattının dışında kalan orman sayılmayan yerlerden ise de, davacı köy tüzel kişiliği ile Orman idaresi arasında yapılan kira sözleşmesi ve ziraatçı uzman bilirkişi raporundaki açıklamalar karşısında dava konusu yerin tarım arazisi olarak tasarruf edilen bir yer olmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir anlatımla; ziraatçı bilirkişi raporuna göre; 3-5 yıl süre ile ıslah edildiği takdirde kullanabileceği açıklanmış, bununla imar ve ihya amaçlanmıştır. İmar ve ihyaya muhtaç böyle bir yerin tapuya tescili mümkün olmaz. Az öncede belirtildiği üzere tanıklar ve yerel bilirkişi, taşınmazın öncesi itibariyle kullanıldığını bildirmişler ise de, ziraatçı uzman bilirkişi raporundaki açıklamalar karşısında beyanlarına itibar edilmemesi ve davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Kabul şekline göre de, taşınmazın içinden geçen Akyazı-Mudurnu Devlet karayolunu kapsayacak şekilde tek parça halinde tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru değildir. Yolun geçtiği güzergah üzerinde, kamulaştırma işleminin yapıldığı veya kamulaştırma yoksa yola çevrildiği tarihe kadar kazanma koşulları oluşmuş ise bu yer hakkındaki davanın mülkiyetin tespiti şeklinde kabulü, yol nedeniyle taşınmazın iki ayrı taşınmaz şeklinde tapuya tesciline karar verilmesi gerekmektedir. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.03.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.