Kural olarak ekilemez arazi niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yer imar ve ihya edilmedikçe kazanılamaz. Komşu parsellere ait belgelere göre, bu yer ekilemez arazi, cadde ve hali olan bir yerdir. Bu nedenle yerel bilirkişi ve tanıkların tasarruf yönündeki beyanları kazanma bakımından sonuç doğurmaz. Ekilemez arazi üzerine ağıl, kümes gibi tesislerin yapılması ihya sayılamaz.
Davacı-karşı davalı Mehmet Zekai Erkılınç ile davalı-karşı davacı Hazine, davalılar Alacaatlı Köyü Tüzel Kişiliği, Abdurrahman Erkılınç ve H.İbrahim Erkılınç aralarındaki tescil, elatmanın önlenmesi ve yıkım davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Ankara 13.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 20.04.2005 gün ve 630/174 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı-karşı davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı Mehmet Zekai Erkılıç vekili, miras yoluyla intikal, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı – karşı davacı Hazine vekili, ayrı ayrı açtığı ve bağlantı nedeniyle birleştirilen karşılık davalar ile davalıların dava konusu taşınmaza elatmalarının önlenilmesine, taşınmaz üzerine yapmış oldukları binaların yıkılmak suretiyle kaldırılmasına ve bu yerin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacı Mehmet Zekai Erkılıç’ın davasının kabulüne, 13.9.2004 günlü krokide belirtilen 795 m2 yerin davacı adına tapuya tesciline, Hazinenin açmış olduğu karşılık her iki davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekilinin, vekil edeni adına tescilini istediği taşınmaz bölümü 1953 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, ekilemez arazi, hali arazi ve sokak olarak bırakılan bir yerdir. Davacı vekili, zilyetlik nedenine dayanarak tescil isteğinde bulunmuş, yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde davacının 1972 yılında ağıl ve kümes yapmak suretiyle tasarrufta bulunduğunu, 1992 yılında ev yapmak ve bahçe olarak kullanmak suretiyle tasarrufta bulunduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece, toplanan deliller ve dosya içeriği gözönünde tutularak dava konusu yerin davacı adına tesciline, Hazinenin açmış olduğu karşı davaların reddine karar verilmiştir.
Kural olarak ekilemez arazi niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yer imar ve ihya edilmedikçe kazanılamaz. Komşu parsellere ait belgelere göre, bu yer ekilemez arazi, cadde ve hali olan bir yerdir. Bu nedenle yerel bilirkişi ve tanıkların tasarruf yönündeki beyanları kazanma bakımından sonuç doğurmaz. Ekilemez arazi üzerine ağıl, kümes gibi tesislerin yapılması ihya sayılamaz. Diğer yönden, dosya arasındaki 1987 yılı hava fotoğrafları ve uzman bilirkişi raporuna göre tescil konusu taşınmaz aynı tarihte hali nitelikte bulunan bir yerdir. 1991 yılındaki hava fotoğraflarına göre de, yapı olup olmadığının anlaşılmadığı, üzerinde küçük bir çevirmenin yer aldığı belirlenmiştir. Tüm bu açıklamalara göre dava tarihine kadar dava konusu yerin koşullarına uygun olarak tasarruf edildiği ve kazanıldığı kanıtlanmamıştır. Mahkemece, bu yönler gözönünde tutulmaksızın yerel bilirkişi ve tanıkların soyut beyanlarına dayanılarak yazılı gerekçeyle dava konusu taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Tüm bunlardan ayrı, dava konusu yerin davanın açılmasından sonra idari yoldan 917 parsel numarasıyla Hazine adına tescil edildiği ileri sürüldüğü halde mahkemece bu husus üzerinde durulmadan, çifte tapuya yol açacak şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında, davalı – karşı davacı Hazine vekilinin açmış olduğu karşı davaların kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.
Davalı – karşı davacı Hazine vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.9.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi