Geçit irtifakı tesis edilen davalıya ait taşınmaz üzerindeki duvarın, geçit irtifakı nedeniyle yıkılması gerekmektedir. Fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği geçit irtifakına konu taşınmazda oluşan tüm zararların lehine geçit hakkı tesis edilen tarafça karşılanması gerektiğinden mahkemece bilirkişiden ek rapor alınarak duvar bedelinin ve geçit bedelinin hüküm tarihine yakın bir tarih itibariyle belirlenmesi ve toplamlarının depo ettirilmesi gerekir.
Taraflar arasındaki suya müdahalenin men’i mecra irtifakı kurulması ve geçit tesisi davasından dolayı yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalı …’ın ağabeyi, …’un ise yeğeni olduğunu, dava konusu 139 ada 52 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu, aynı ada 53 parselin ise ağabeyi … ait olduğunu, babası tarafından kendisine verilen sulama suyunun geçtiği su arkı ve patika yolun 53 parselin tapu kayıtlarında gösterilmediğini, suyun müşterek olduğunu, tüm kardeşlerin 1/7 hakkı olduğunu, bahçedeki sebze ve meyveleri suladığı su arkı ve patika yolun davalı … tarafından kiralanan kepçe vasıtası ile kapatıldığını, bu nedenlerden dolayı davalı … adına olan 139 ada 53 parsel sayılı taşınmaz içerisinde var olduğu halde gösterilmeyen su arkı ve patika yolun, tapunun iptali ile kayıtlarında gösterilmesi suretiyle tapu tesciline, davalı … tarafından su arkı ve patika yolun kapatılması suretiyle yapılan müdahalenin men’ine karar verilmesini talep etmiş; bozma ilamı sonrasında ise taleplerini, suya müdahalenin men-i ile su kaynağına giden patika yoldan geçit hakkı tesisi ile yola çıkışı olmayan taşınmazı lehine geçit tesisi olarak belirtmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar … ve … cevap dilekçesinde; davanın ne için açıldığının belli olmadığını, tapu iptal davası ile müdahalenin meni davasının birlikte açılamayacağını, tapu iptal davası açsa bile henüz hak sahibi olmadığı için müdahalenin menini talep edemeyeceğini, su arkının kendi arazilerinde, kendi rızaları ile davacının arazisine su akması maksadıyla yapılan bir ark olduğunu, davacının su ve arkla ilgili hak iddiasında bulunmasının yersiz olduğunu, daha önce suya müdahale ile ilgili bir dava olduğunu, derdestlik itirazlarının olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … ve … duruşmadaki beyanlarında; davayı kabul ettiklerini, kaynağın çıktığı yerde taşınmazları olduğunu, bu yerden tarlalarını suladıklarını, ancak su arkının devam ettiği yol üzerinde taşınmazı bulunan diğer davalıların çukur kazmaları nedeniyle davacının taşınmazına su gitmediğini belirtmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.11.2014 tarihli ve 2012/58 Esas, 2014/33 Karar sayılı kararı ile; davacının davasının kabulüne, davalılardan … tarafından su arkı ve patika yolun kapatılması suretiyle yapılan müdahalenin menine, 07/10/2013 tarihli fen bilirkişi raporu ekinde bulunan krokide gösterilen patika yol ve su arkının tapuya şerh verilerek kadastro paftasında gösterilmesine, asli müdahil …’ın davasının kabulüne, krokide A harfi ile gösterilen yerde bulunan suya ilişkin su rejimi kurulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar …, … vekili, … ve Mal Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14.Hukuk Dairesinin 08/11/2018 tarihli 2016/8371 Esas, 2018/7546 Karar sayılı kararı ile; davacıdan talebi açıklattırılarak geçit hakkı talebi olup olmadığı ve olduğunun anlaşılması halinde gereken yol ve yöntem izlenmeksizin karar verilmiş olması ayrıca davacının mecra irtifakı kurulmasına ilişkin isteği araştırma ve inceleme yapılmaksızın karar verilmiş olması doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporunda D hattı olarak belirtilen hattın geçtiği güzergahın yaya geçidi olarak kullanılmasının uygun olacağı, dava konusu su kaynağının genel nitelikli su olduğu, genel nitelikli sulardan kadim ve öncelikli kullanımı olanların haklarına zarar vermeyecek şekilde faydalı ihtiyaç oranında herkesin faydalanabildiği, keşif sırasında dinlenilen mahalli bilirkişiler ve davacı vekilinin beyanları ile teknik bilirkişi raporları dikkate alındığında davacı tarafın asıl talebinin su kaynağına giden yoldan geçit hakkı istemine ilişkin olduğu gerekçesiyle davacının geçit hakkı istemine ilişkin davasının kabulüne, 139 ada 52 parsel lehine; 139 ada 4 parsel, 139 ada 5 parsel, 139 ada 53 parsel, 139 ada 10 parsel, 139 ada 20 parsel, 139 ada 11 parsel, 139 ada 12 parsel numaralı taşınmazlar üzerinden 09/04/2021 tarihli teknik bilirkişi raporunda 1. güzergah olarak gösterilen biçimde geçit irtifakı tesisine, davacının suya el atmanın önlenmesi ve mecra istemine ilişkin davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Geçit tesisine ilişkin kısma yönelik temyiz itirazları olmadığını, itirazlarının suya yapılan müdahale yönünden tesis edilen ret hükmüne yönelik olduğunu, davacının su kaynağını babasının sağlığından bu yana kesintisiz kullandığını, davalıların 2012 yılından itibaren davacının kullanmasını önlemeye yönelik fiili müdahalelerde bulunduğunu, davalı …’un kuyu kazarak suyun mecrasını değiştirdiğini, davanın davacıya fiilen kaynak kullandırılmadığından açıldığını, mevcut karar ile davalıların suya müdahalesi yokmuş gibi anlam çıktığını, kararın anlaşmazlık konusunu yok saydığını, su rejiminin net olarak ortaya konulması gerektiğini, kararın suya müdahalenin önlenmesine yönelik talepleri yönünden bozulması gerektiğini belirtmek suretiyle hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, suya müdahalenin meni, mecra irtifakı kurulması ve geçit hakkı tesisi istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanununun 756. maddesi gereğince de; “Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.”
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 747 nci ve devamı maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27 nci ve 125 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Somut olaya gelince;
1. Geçit tesisi yönünden; UYAP sisteminde bulunan Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (…) kayıtları üzerinden yapılan güncel sorgulamaya göre; aleyhine hüküm kurulan 139 ada 53 parsel sayılı taşınmazın davalı … oğlu … tarafından 18.03.2020 tarihinde dava dışı … oğlu …’a satış işlemi ile devredildiği anlaşılmıştır. Mülkiyet değişikliği bakımından HMK’nın 125 inci maddesi uyarınca işlem yapılması ve husumetin yeni malike yöneltilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği açıktır. Mahkemece dava konusu taşınmazın güncel tapu kaydı getirilip, devir işlemi değerlendirilmek ve anılan yasal düzenleme uyarınca yeni malikin davaya dahil edilmesinden sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Mahkemece; bozma ilamı sonrasında davacı taraftan talepleri sorulmuş, davacı vekili duruşma ve keşifteki beyanlarında taleplerinin suya el atmanın önlenmesi, mecra irtifakı ile geçit hakkı tesisine ilişkin olduğunu belirtmiş, yapılan yargılama sonucunda geçit tesisine ilişkin talebin kabulüne, suya el atmanın önlenmesi ve mecra istemine ilişkin davanın ise reddine karar verilmiştir. Mahkemece ret gerekçesi olarak dava konusu su kaynağının genel nitelikli olması ve genel nitelikli sulardan kadim ve öncelikli kullanımı olanların haklarına zarar gelmeyecek şekilde faydalı ihtiyaç oranında herkesin faydalanabildiği gösterilmiştir. Ne var ki mahkemece, dosyadaki mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden bu sonuca varılmıştır. Bozma kararı öncesinde yapılan keşif sonucu mahkemeye sunulan 23.10.2013 tarihli jeoloji raporunda dava konusu kaynağın genel su niteliğinde olduğu belirtilmesine rağmen, bozma sonrası yapılan keşif sonucu dosyaya sunulan 30.03.2021 tarihli jeoloji raporunda suyun özel su niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve dava konusu kaynağın genel su olduğunu belirtir raporu üstün tutma gerekçesi kararda gösterilmeden kaynağın yazılı şekilde genel su niteliğinde kabulü ile davanın bu nedenle reddine karar verilmesi isabetli değildir. Bu nedenle suların en az olduğu tarihler belirlenerek bu tarihlerde mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, jeoloji mühendisi bilirkişi, ziraat mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişisi refakatinde keşif yapılarak uyuşmazlığa konu olan su kaynağı ile yöredeki diğer su kaynaklarının nitelikleri ve oluşan kullanım şekli belirlenmeli, dava konusu kaynağın genel nitelikte su kaynağı olup olmadığının tespiti ile, genel su olduğunun tespit edilmesi durumunda genel sulardan herkesin kadim ve öncelik haklarını ihlal etmemek koşulu ile faydalı ihtiyacı oranında yararlanma hakkı olduğu dikkate alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan hususlar araştırılmadan, taraflar arasındaki uyuşmazlığı tespit etmekten uzak, çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.