Davacı ve davalı arasında ticari ilişkilerden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunduğu kesinlikle anlaşılmaktadır. Davacının davalı ile olan şahsi ve ticari ilişkilerinden kaynaklanan olumsuz uyuşmazlıklarını ileri sürerek davalının MK: 626/a gereğince ortaklıktan çıkarma isteminde bulunması yasanın amacına uygun değildir. Davalı paydaşın müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirdiğini belirleyen kanıt yoktur.
Mahalli Mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı Ortaklığın giderilmesi davasına dair karar Davalı tarafından süresi içinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş ancak uyuşmazlık ortaklığın giderilmesi niteliğinde olup, işin mahiyeti durumuna göre duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava MK: 626/a gereği ortaklıktan çıkarma istemidir. Mahkemece istem gibi karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3678 sayılı yasa ile Medeni Kanunun 626. maddesine eklenen 626/a maddesi gereğince hissedarlıktan çıkarma kararı verilebilmesi için;
a- Bir paydaşın tutum ve davranışı ile diğer paydaşların tümüne veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır surette ihlal etmesi,
b- Bu davranışı yüzünden müşterek mülkiyet ilişkisinin devamının çekilmez hale gelmesi gerekmektedir.
Madde de bahsedilen yükümlülüklerin ağır surette ihlali deyiminden kusurun özel bir yoğunlukta ve önemde bulunması amaçlanmıştır. Ağır surette ihlal unsurunun gerçekleşebilmesi için, paydaşın kasten ve bilerek müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmesi gerekir. Fiilin işleniş tarzı, paydaşların sosyal ve ekonomik koşulları ile, objektif iyi niyet kuralları değerlendirilerek, her olayın özelliğine göre hakkaniyete uygun adil bir çözüm getirilmelidir.
Davanın açılması, paydaşların hem pay, hem de paydaş bakımından çoğunlukla karar vermelerine bağlı olduğu gibi, çıkarma istemini haklı gören hakimin, çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmın müşterek mülkten ayrılıp ayrılamayacağının ve çıkarılacak paydaşa tahsisinin mümkün olup olamayacağının incelenmesi, tahsis mümkünse fen ehline tanzim edilerek krokinin, taşınmaz belediye ve mücavir alan hudutları içerisinde ise, imar yasası ve yönetmeliği uyarınca bu ayrımın mümkün olup olmadığının belediyeden taşınmaz belediye ve mücavir alan dışındaysa aynı hususun İl İdare Kurulundan sorularak saptanması ayrımı mümkün olmayan payın dava tarihindeki değeri ile devrini isteyene verilmesinin dava dilekçesinde istenip istenmediğinin göz önünde tutulması, hisseyi karşılayacak kısmın maldan aynen ayrılması mümkün olmazsa ve bu paya talip olan paydaş bulunmazsa, ancak tayin edilen uygun süre içinde temlik edilmeyen payın açık arttırma ile satışına karar verileceğinin düşünülmesi icabeder.
Maddeye eklenen 626/b bendi ile de, bu kuralların kıyas yolu ile intifa veya diğer bir ayni hak veya tapuya şerh edilmiş kira gibi şahsi hak sahibine de uygulanacağı kabul edilmiştir.
Olayımızda: Dava konusu taşınmazın kat mülkiyetine tabi bağımsız olduğu tarafların taşınmazda yarı yarıya paydaş bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde ortaklığından ayrıldıktan sonra taraflara vekaleten taşınmazın (…) kolektif şirketine kiraya verildiğini, şirketin taşınmazı akte aykırı kullandığı halde kendisine dava açma imkanı verilmediği ihtarlarına cevap verilmediği gibi verilen sürelerde eski hale getirilmediğini, mülkiyet hakkı uyarınca eski tescil belgesi ile yapılan ihracata rağmen gelir elde etmediğini kendi işin için kiralık bir yerde bulunduğunu, taşınmaza ihtiyacı olduğuna dair ihtarların dahi sonuçsuz kaldığını bu hakların kullanılmasında davalının engeller ile karşılaştığını ve ortaklığın kötü niyet ve kasıt ile çekilmez hale gelmesi nedeniyle davalının ortaklıktan çıkarılmasını, dava tarihi itibariyle belirlenecek bedel karşılığı taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili savunmasında, dava şartının gerçekleşmediğini, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davacının diğer tapu paydaşı davalı aleyhine Şişli 4.Ticaret Mahkemesinin 990/50 esas sayılı dava dosyası ile gerçeğe aykırı ünvan ve belgeler kullandığı ve bu ünvan altında imzalar atılarak ihracat yaptığı ve haksız kazanç sağladığı iddiasıyla dava açtığı, yargılama sonunda tazminat davasının reddedildiği ve aynı iddialarla Şişli Cumhuriyet Savcılığına yaptığı şikayet nedeni ile açılan davada davalının suçsuz görülerek beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacı ve davalı arasında ticari ilişkilerden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunduğu kesinlikle anlaşılmaktadır. Davacının davalı ile olan şahsi ve ticari ilişkilerinden kaynaklanan olumsuz uyuşmazlıklarını ileri sürerek davalının MK: 626/a gereğince ortaklıktan çıkarma isteminde bulunması yasanın amacına uygun değildir.
Davalı paydaşın müşterek mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirdiğini belirleyen kanıt yoktur. Dosyadaki tüm deliller iddiayı kanıtlayıcı nitelikte görülmediğinden davanın reddine karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile istem gibi karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 20.4.1995 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.