Kat Mülkiyeti Kanununda rahatsız edici durumlar sebebiyle bağımsız bölümlerin tahliyesi öngörülmemiştir. Bu husus ancak KMK. nun 24. maddesinde öngörülen yasak işlerde geçerlidir. Kötü kullanımın devam etmesi halinde ve koşulların gerçekleşmesi durumunda Kat Mülkiyeti Kanununun 25. maddesinde öngörülen devir söz konusu olabilir.
Dava dilekçesinde eski hale getirme ve tahliye istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılar Ahmet ve Mustafa tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle; dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Davacı, davalılardan Hüsnü’ye ait olan bağımsız bölümün travesti olarak nitelendirilen Ahmet ile Mustafa´ya kiraya verilmişse de bu kişilerin bağımsız bölümü iyi kullanmadıkları, bağımsız bölüme girip çıkanların çokluğu ve çıkardıkları gürültü sebebiyle etrafa rahatsızlık verdiklerini ileri sürerek bu kişilerle davalı Hüsnü arasındaki kira akdinin feshi ve bağımsız bölümden tahliyelerine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davalı kiracıların bağımsız bölümü kötü kullanımlarının sabit olduğunu, gürültü çıkardıklarını, mecuru randevu evi gibi kullandıkları kabul edilerek bu şekilde kullanıma son verilmesine ve belirtilen süre içinde bu işe son verilmediği takdirde davalı kiracıların tahliyelerine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Kanununun 18. maddesi, kiracılar dahi kat malikleri gibi bağımsız bölümü kullanırken doğruluk kaidelerine uymalarını ve birbirlerini rahatsız etmekten kaçınmalarını, birbirinin haklarını çiğnememelerini öngörmüş ve bağımsız bölüm malikini bu konuda kiracılar ile birlikte müteselsilen sorumlu tutmuştur. Aynı yasanın 33. maddesinde ise bu kanunda öngörülen borç ve yükümlülüklerini yerine getirmeyenler hakkında diğer kat maliklerince mahkemeye başvurma hakkı tanınmış, hakimin iddiayı sabit görmesi halinde ilgililerin yasaya aykırı kullanım ve davranışlarına son verilmesine, bunun için belli bir süre verilmesine ve bunun tefhim veya tebliğine karar verileceğini hükme bağlamıştır. Hakimce tespit edilen sürede bu kararın yerine getirilmemesi halinde maddenin son fıkrasında cezai müeyyide getirilmiştir.
Bu suretle 18. madde ile 33. madde birlikte incelendiğinde rahatsız edici durumlar sebebiyle bağımsız bölümlerin tahliyesinin öngörülmediği, bu hususun ancak 24. maddede öngörülen yasak işlerde geçerli olduğu görülür. Kötü kullanımın devam etmesi halinde ve koşulların gerçekleşmesi durumunda Kat Mülkiyeti Kanununun 25. maddesinde öngörülen devir ancak sözkonusu olabilir ki böyle bir dava açılmamış ve koşulları da araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yasa hükümlerinin doğrudan uygulanması sözkonusu olup hukuki, nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu ve bağımsız bölümün maliki ile kiracıları arasındaki akdin feshini isteme hakkının bağımsız bölüm malikine ait bulunduğu esasları gözönünde bulundurularak yukarıda sözü edilen 33. maddenin 2 ve 3. fıkralarının uygulanması sözkonusu iken, yasal dayanağı olmayan biçimde ihtara uyulmaması halinde davalı kiracıların tahliyesine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.4.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.