1. Anasayfa
  2. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/2976 K: 2006/3671 T: 29.03.2006


Geometrik durumları kesinleşen taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hataları giderecek mercii doğrudan mahkeme değil Kadastro Müdürlükleridir. Hak sahipleri öncelikle Kadastro Müdürlüklerine başvuracak, yanılgının giderilmesi buradan isteyecek, şayet düzeltme yapılırsa ilgililerine tebliği üzerine dava 30 günlük süre içerisinde Sulh hukuk Mahkemesine açılacaktır.

Davada, 304 parsel sayılı taşınmazın maliki olan davacının taşınmaz yüzölçümünün gerçekte 12.000 metrekare olduğunu ancak sicilde 2500 metrekare olarak yazıldığını, farklılığın hesap hatasından kaynaklandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 12.000 metrekare olarak düzeltilmesini istemiş, mahkemece kadastro tutanaklarının 1.3.1988 tarihinde askı ilan süresinde itirazların sona erdiğinden davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.

Davadaki istem 5520 Sayılı Kanunla değiştirilen 2644 sayılı Tapu Kanununun 31. maddesine dayandırılmamıştır. Gerçekten anılan hükümle taşınmaz malların yüzölçümü tapu sicilinde yazılı miktardan fazla olup da bu fazlalığın bitişik araziye el uzatmaktan ileri gelmediği ve sınırda bir değişiklik olmadığının kanıtlanması halinde mahkemeden açılacak dava ile yüzölçümünün düzeltilmesini talep etmek mümkündür.

Bu davada dava konusu taşınmazın kadastrol çapa bağlandığı tartışmasızdır. Davada kadastrol çapa bağlı taşınmazın yüzölçümü hesabında hata yapıldığı iddia edildiğinden sorunun 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesi çerçevesinde giderilmesi gerekmektedir.

Çünkü anılan bu hükme göre taşınmazın orjinal ölçü değerleri ile zemininin uyumlu olması halinde yüzölçüm farklılıklarının kadastronun dayandığı kurallardaki hatalardan kaynaklandığı saptanırsa mülkiyet değişikliğine neden olunmaması koşulu ile bunların düzeltilmesi gerekir.

Bu gibi durumlarda ne tür iş ve işlemler yapılacağı ise “Hataların Düzeltilmesi” başlıklı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41. maddesinde gösterilmiştir. buna göre; kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemler geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan 30 gün içerisinde düzeltmenin kaldırılması yönünde Sulh Hukuk Mahkemesinde dava açılmadığı sürece yapılan düzeltme kesinleşir.

Bir başka anlatımla ifade etmek gerekirse geometrik durumları kesinleşen taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hataları giderecek mercii doğrudan mahkeme değil Kadastro Müdürlükleridir.

Hak sahipleri öncelikle Kadastro Müdürlüklerine başvuracak, yanılgının giderilmesi buradan isteyecek, şayet düzeltme yapılırsa ilgililerine tebliği üzerine dava 30 günlük süre içerisinde Sulh hukuk Mahkemesine açılacaktır.

Somut olayda anlatılan prosedüre uyulmamış 3402 sayılı Kadastro Kanunun 41. maddesindeki düzeltmenin yapılması doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesinden istendiğinden açılan dava bu nedenle reddedilmesi gerekirken, askı ilan süresi içerisinde itiraz edilmediğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesi dayanılan gerekçe açısından doğru değil ise de, sonucu itibarı ile doğru olan hükmün gerekçesinin HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca belirtilen şekilde değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir