1. Anasayfa
  2. Yargıtay Kararları Kararları
  3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 2002/958 K: 2002/6024


Tapu sicil müdürlüğü çalışanları tarafından davacıya taşınmazlarda pay satın aldığını gösteren, tapu senedi başlığını taşıyan, fotoğrafsız belgeler verildiği, ancak bu belgelerin dayanağı olan resmi akit senedinin idarede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Akit senedi bulunmadığına ve devrin sicile kaydedilmemiş olmasına göre davacının taşınmaz mülkiyetini kazandığından söz edilemez. Kaldı ki bu husus, davacının daha evvel açmış bulunduğu tapu iptali ve tescil davasında verilen mahkeme kararıyla kesinleşmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın, yeni Medeni Yasanın 1007. maddesinde düzenlenen tapu sicilinin tutulması ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Davacı İsmail K. vekili Avukat M. Samim Geredeli tarafından, davalı Hazine ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine 27/9/1996 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/5/2000 günlü kararın Yargıtay´ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalıların çalıştırdığı elemanlar tarafından kendisine tapu senedi verildiğini, ancak bu senedin dayanağı olan akit tablosunun idarede bulunmadığının ve devrin sicile de işlenmemiş olduğunu belirterek uğradığı zararın giderilmesini istemiştir. Gerçekten de, tapu sicil müdürlüğü çalışanları tarafından davacıya taşınmazlarda pay satın aldığını gösteren, tapu senedi başlığını taşıyan, fotoğrafsız belgeler verildiği, ancak bu belgelerin dayanağı olan resmi akit senedinin idarede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Akit senedi bulunmadığına ve devrin sicile kaydedilmemiş olmasına göre davacının taşınmaz mülkiyetini kazandığından söz edilemez. Kaldı ki bu husus, davacının daha evvel açmış bulunduğu tapu iptali ve tescil davasında verilen mahkeme kararıyla kesinleşmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın, yeni Medeni Yasanın 1007. maddesinde düzenlenen tapu sicilinin tutulması ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Davacının iddiası ve açıklamaları ile iddiayı ileri sürüş biçimi ele alınıp değerlendirildiğinde, dayalı idarenin çalıştırdığı idare ajanlarının özensiz davranmaları ve idarenin de bu elemanlar üzerindeki denetim görevini yeterince yerine getirmemesi nedenleriyle uğranılan zararın giderilmesinin istendiği, diğer bir anlatımla kamu kurumunun hizmet kusuruna ve kamu ajanının görevini yerine getirirken özensiz eylemine dayanılarak tazminat istendiği sonucuna varılmıştır. Böyle bir iddiaya dayanılarak açılan tazminat davasının, 2577 sayılı yasanın 2. maddesi gereğince idari yargı meciinde görülmesi gerekir. Şu durum karşısında yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddedilmesi gerekirken, mahkemece işin esasının incelenmiş olması bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki yönlerin şimdiden incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/5/2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.