Son Yazılar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2007/4-212 K: 2007/261

Satış işlemi yapılırken; satıcının kimlik belgesi sureti işlem dosyasına alınmamış ve dosyadaki asıl malikin hüviyeti ile karşılaştırılmamıştır. Gerçek malikin tescil dosyasında bulunan fotoğrafı ile sahte satıcının evraka eklediği fotoğraflar çok farklı olmasına karşın işlem ilgili memurlar tarafından ifa edilmiştir. Tapudaki…

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2023/7903 K: 2024/865

Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davanın…

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/8446 K: 2020/1327

Davalı hakkında açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi nedeniyle davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken dava değeri üzerinden hesaplanan nisbi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Mahkemece davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmesi durumunda, Avukatlık Asgari Ücret…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 2025/6882 K: 2025/14681

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesine istinaden açılan tazminat davasında mahkemece davalı yönünden davacının maddi tazminat istemi kısmen reddedildiğine göre, kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca, reddedilen miktarı…

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/7656 K: 2020/456

492 sayılı Harçlar Kanununun 16. maddesinde “Değer ölçüsüne göre harca tâbi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır…” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlenme karşısında tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine…

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2025/8998 K. 2026/3549

Taraflar arasındaki taşınmazın kesinleşen orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmelidir. Bu…

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2021/14829 K: 2022/8099

Tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin dava konusu taşınmaza 16/06/2014 tarihi esas alınarak değer biçildiğinden, bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekirken faiz başlangıç tarihinin dava tarihi ve ıslah tarihi olarak…

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/5212 K: 2017/10967

Tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararların 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davalar, nispi harca tabi davalardandır. Harçlar Kanunu’nda, harç alınması veya tamamlanması yanların isteğine bırakılmamış; yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. Davacı…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1976/1921 K: 1977/431

Medenî Kanunun 917. maddesinden doğan devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanmakta olup bu durumda dahi koşulları gerçekleştiği takdirde Borçlar Kanununun 44. maddesinin uygulanması olanağı mevcuttur. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi)nce davanın reddine dair…

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2025/9970 K. 2026/3378

4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun'un 146. maddesine (eski 125 inci maddeye) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1979/548 K: 1982/46

15.3.1944 gün, E.1943/13, K.1944/8 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, tapuda yanlışlık başlı başına hukuki bir mevcudiyet ifade etmeyip, ancak sebebiyet verdiği zarar itibariyle hukuki bir mevcudiyet ifade eder. Bunun doğal (tabii) sonucu ise zamanaşımının kayıt tashihine ait davanın reddine…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 1999/222 K: 1999/226

Öğreti ve uygulamada MK. 917. maddesinden kaynaklanan davalarda uygulanacak zamanaşımına ilişkin yasa maddesi BK. nun 60. maddesidir. Medeni Kanunun 917. maddesi gereğince Hazinenin sorumlu tutulabilmesi için, tapu sicilinin tutulmasından zarar doğması, memurun hukuka aykırı eylemi olması ve ikisi arasında da…

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü E: 2009/287 K: 2010/131 

Uyuşmazlığın, taşınmazın tapu kaydının hatalı tescili nedeniyle iptal edilmesinden kaynaklandığı ve açılan davanın bununla ilişkilendirildiği gözetildiğinde, davanın görüm ve çözümünün, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre adli yargının görevine girdiği sonucuna varılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin Kepez Kütükçü Mahallesinde 9211…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 2005/503 K: 2005/1111

Davacı taraf taşınmazın koordinatlarının yanlış tesbiti ve bunun tapuya tescili nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemiştir. Davacılar, tapu kayıtlarının sağlıklı tutulmaması nedeniyle davalıların sorumlu olduklarını ve bu davaların istemi ve iddiası Medeni Kanunun 1007. maddesine dayalıdır. Anılan madde gereğince tapu sicilinden…

Hukuk Genel Kurulu E: 2010/1-336 K: 2010/396

Dava, Medeni Kanunun 1007. maddesince Devletin sorumluluğuna dayalı bir dava olduğuna göre husumetin hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ne var ki, davacı dava dilekçesinde tapu sicil müdürlüğünü hasım göstererek dava açmıştır. Davacının asıl dava etmek istediği kişinin "tapu sicil müdürlüğü" değil, "hazine"…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2004/526 K: 2004/589

Kusursuz sorumluluk da illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun bulunması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya hakkında zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Somut olayda zarar gören davacının illiyet…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 1986/7807 K: 1987/482

O halde bir an için bu görüş benimsenmiş olsa dahi tapu sicilinin tutulmasıyla zarar arasında uygun illiyet bağının varlığından söz edilemeyecektir. Çünkü davacımız, yasaların kendisine tanıdığı hukuki durumlardan yararlanmak suretiyle ihalenin feshi yoluna gitmemiş ve fesih isteme süreleri de geçmiştir;…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 2004/11409 K: 2005/5780

Usulsüz işlemin noterde sahte olarak düzenlenmiş vekaletnameden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla zarar tapu sicilinin tutulmasından değil, sicilin düzenlenmesinde etken olan vekaletnameden kaynaklanmaktadır. Medeni Kanunun 917. madde (yeni 1007) maddesinde sorumluluğun, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Maddede öngörülen sorumluluk, kusursuz…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 1999/2788 K: 1999/3666

Medeni Kanunun 917. maddesinde tapu sicilinin tutulmasından dolayı doğacak zararlardan hazinenin sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır. Gerek maddenin yazılış biçiminden ve gerekse bu güne kadar sürdürülen uygulamadan, buradaki sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğu konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Bu bağlamda zarar gören, sicilin…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 2000/18 K: 2000/545

Alınan veraset belgesinde davacıların Hanım'ın mirasçıları olmalarına karşın veraset belgesinde mirasçı olarak yer almadıkları da anlaşılmıştır. İşte davalılar alınan bu veraset belgesi uyarınca tapuda işlem yapmışlardır. Görüldüğü gibi zararlandırıcı eylem, tapu sicilinin tutulmasından değil, gerçek kişi olan davalıların hukuka aykırı…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 1973/7636 K: 1975/1715

Hazine ya da tapu sicil muhafızı tapu sicillerinin tutulmasından doğan zararlardan müteselsilen sorumludurlar. Ancak, bu sorumluluk için her şeyden önce bir zararın gerçekleşmiş olması şarttır. Gerçi, davalı tapu memurunun haksız eylemi sabit olmuş ve bu eylem sonucu üzerinde haciz kaydı…

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2023/1023 K: 2025/552

TMK'nın 1007. maddesi uyarınca Devletin sorumluluğu, kusursuz sorumluluktur. Bu nedenle temel hareket noktası, davacının taşınmazı satın alırken iyiniyetli olup olmadığı değil, uğradığı zarar ile Devletin kusursuz sorumluluğu arasındaki illiyet bağını kesecek unsurların bulunup bulunmadığıdır. Buna göre somut olayın özelikleri itibarıyla…