Son Yazılar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 1986/7807 K: 1987/482

O halde bir an için bu görüş benimsenmiş olsa dahi tapu sicilinin tutulmasıyla zarar arasında uygun illiyet bağının varlığından söz edilemeyecektir. Çünkü davacımız, yasaların kendisine tanıdığı hukuki durumlardan yararlanmak suretiyle ihalenin feshi yoluna gitmemiş ve fesih isteme süreleri de geçmiştir;…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 2004/11409 K: 2005/5780

Usulsüz işlemin noterde sahte olarak düzenlenmiş vekaletnameden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Diğer bir anlatımla zarar tapu sicilinin tutulmasından değil, sicilin düzenlenmesinde etken olan vekaletnameden kaynaklanmaktadır. Medeni Kanunun 917. madde (yeni 1007) maddesinde sorumluluğun, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Maddede öngörülen sorumluluk, kusursuz…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 1999/2788 K: 1999/3666

Medeni Kanunun 917. maddesinde tapu sicilinin tutulmasından dolayı doğacak zararlardan hazinenin sorumlu olacağı hükme bağlanmıştır. Gerek maddenin yazılış biçiminden ve gerekse bu güne kadar sürdürülen uygulamadan, buradaki sorumluluğun kusursuz sorumluluk olduğu konusunda görüş birliği bulunmaktadır. Bu bağlamda zarar gören, sicilin…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 2000/18 K: 2000/545

Alınan veraset belgesinde davacıların Hanım'ın mirasçıları olmalarına karşın veraset belgesinde mirasçı olarak yer almadıkları da anlaşılmıştır. İşte davalılar alınan bu veraset belgesi uyarınca tapuda işlem yapmışlardır. Görüldüğü gibi zararlandırıcı eylem, tapu sicilinin tutulmasından değil, gerçek kişi olan davalıların hukuka aykırı…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 1973/7636 K: 1975/1715

Hazine ya da tapu sicil muhafızı tapu sicillerinin tutulmasından doğan zararlardan müteselsilen sorumludurlar. Ancak, bu sorumluluk için her şeyden önce bir zararın gerçekleşmiş olması şarttır. Gerçi, davalı tapu memurunun haksız eylemi sabit olmuş ve bu eylem sonucu üzerinde haciz kaydı…

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E: 2002/958 K: 2002/6024

Tapu sicil müdürlüğü çalışanları tarafından davacıya taşınmazlarda pay satın aldığını gösteren, tapu senedi başlığını taşıyan, fotoğrafsız belgeler verildiği, ancak bu belgelerin dayanağı olan resmi akit senedinin idarede bulunmadığı anlaşılmaktadır. Akit senedi bulunmadığına ve devrin sicile kaydedilmemiş olmasına göre davacının taşınmaz…