Somut olayda; Yasanın yukarıda açıklanan hükmüne göre dava açılabilmesinin ön şartı olan kat malikleri kurulundan karar alınması suretiyle diğer kat maliklerinin devir isteme haklarını kullanmalarına olanak sağlanmamış bulunduğundan davacının dava koşulu yerine getirilmeden açtığı bu davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Dava dilekçesinde 634 Sayılı Yasanın 25.maddesi c fıkrası gereğince tapu iptali ve tescil ile tahliye kararı verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, davalının kendi bağımsız bölümünde fuhuş yapmak ve yaptırmak suretiyle ahlak ve adaba aykırı davranışta bulunduğu ileri sürülerek Kat Mülkiyeti Yasasının 25.maddesi hükümleri uyarınca mülkiyetin devri istemiyle kat maliki olan yönetici tarafından açılmıştır. Yasanın 25.maddesinin ilk fıkrasında, kat maliklerinden birisinin bu kanuna göre kendisine düşen borç ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle diğer kat maliklerinin haklarını onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal ederse, onların, o kat malikinin müstakil bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının kendilerine devredilmesini hakimden isteyebileceği öngörülmüş maddenin ikinci fıkrasında da, (bu gibi bir kat maliki hakkında, bağımsız bölümün mülkiyetinin dava tarihindeki değeri o kat malikine ödenerek bu mülkiyetin diğer kat maliklerine, arsa payları oranında devredilmesi için) dava açılması konusunda kat malikleri kurulunca karar verileceği, bu kararı almak için çoğunluk sağlanamaz veya kat maliklerinden bir kısmı bu davayı açmak istemezse, öteki kat maliklerinin davayı açacağı kuralına yer verilmiştir.
Yönetici olan davacı, dava dilekçesinde, bu yerin mülkiyetinin kat malikleri adına devrini istemiş ise de, bu konuda kat malikleri kurulunda verilmiş bir karara dayanmamış, 10.05.2000 tarihli oturumda da söz konusu bağımsız bölümün mülkiyetini kendi adına devir almak istediğini bildirmiştir.
Bu durumda somut olayda; Yasanın yukarıda açıklanan hükmüne göre dava açılabilmesinin ön şartı olan kat malikleri kurulundan karar alınması suretiyle diğer kat maliklerinin devir isteme haklarını kullanmalarına olanak sağlanmamış bulunduğundan davacının dava koşulu yerine getirilmeden açtığı bu davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin esası hakkında hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2002 gününde oybirliğiyle karar verildi.