Şufalı payın sonradan ölünceye kadar bakma vaadi ile devredilmiş olması doğmuş olan süresinde açılan Şufa davasını bertaraf etmek kastına yönelik olduğundan davalıları iyiniyetli kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle Şufa hakkını önlemeye matuf bu ölünceye kadar bakma vaadi nedeniyle payın devri işlemi hukukî bir değer taşımamakta ve süresinde açılan davaya etkili bulunmamaktadır.
“Davacı Şufalı payın ilişkin bulunduğu taşınmazda paydaş olduğunu, paydaşlardan Mehmet Demir Özer’in 512/4608 payını davalı (…)’a 31.10.1989 tarihinde 500.000 TL bedelle sattığını ileri sürerek Şufalı payın iptali ve adına tescilini 15.11.1989 tarihli dilekçe ile istemiştir.
Dava devam ederken Şufalı pay davalı (…) tarafından 21.11.1989 tarihinde aynı bedelle paydaş (…)’e satılmış, (…) de kendi payı ile birlikte Şufalı payı kızı davalı (…) ölünceye kadar bakma vaadiyle devretmiştir.
Davacı HUMK’nun 186 ncı maddesi gereğince her iki alıcıya da davayı yöneltmiştir. Davacı Şufalı payın iptali ile adına tescilini 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde istemiştir. Şufalı payın sonradan ölünceye kadar bakma vaadi ile devredilmiş olması doğmuş olan süresinde açılan Şufa davasını bertaraf etmek kastına yönelik olduğundan davalıları iyiniyetli kabul etmek mümkün değildir. Bu nedenle Şufa hakkını önlemeye mâtuf bu ölünceye kadar bakma vaadi nedeniyle payın devri işlemi hukukî bir değer taşımamakta ve süresinde açılan davaya etkili bulunmamaktadır. Bu yönler göz önünde tutularak davanın kabulü gerekirken aksi görüş ve düşünce ile red kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.