Medenî Kanunun 917. maddesinden doğan devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanmakta olup bu durumda dahi koşulları gerçekleştiği takdirde Borçlar Kanununun 44. maddesinin uygulanması olanağı mevcuttur.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; (Malkara Asliye Hukuk Mahkemesi)nce davanın reddine dair verilen 29.1.1974 gün ve 810-23 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinin 18.6.1975 gün ve 5711-8001 sayılı ilamiyle ,”… Tapu memurunun kusurlu hareket ettiği, görevini savsadığı kesinlikle anlaşıldığına ve devletin Medenî Kanunun 917. maddesinden doğan sorumluluğu kusursuz sorumluluk olmasına, memurun noksan işlemi yüzünden satım sözleşmesi iptal edildiğine göre davacı, zararının ne olduğunu isbat etmek şartıyla Hazineden tazminat istemek hakkına hakkına haizdir. Mahkemenin davacının zararının neden ibaret olduğunu sorup, göstereceği delilleri inceleyip gerekli görürse bilirkişi incelemesi de yaptırdıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken bu ilkelere aykırı, olarak davanın reddi yasaya aykırıdır….” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece, önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü :
Davacı satın aldığı taşınmaz mal hakkında tapu sicilinin tutulmasında tapu memuru tarafından noksan ve kusurlu işlem yapıldığını, satıcının tapu kaydını mahkemeye başvurarak iptal ettirdiğini, taşınmazın bu suretle elinden çıktığını iddia ile Medenî Kanunun 917. maddesi gereğince zararın hazineden alınmasını istemiştir. Mahkeme davayı yerinde görmüş ancak davacının aleyhine açılmış bulunan tapu iptali davasında gerekli savunmayı yapmamak suretiyle davanın kaybına sebebiyet verdiği sonucuna vararak Borçlar Kanunun 44. maddesi uyarınca davayı tamamen reddetmiştir. Özel daire Hazinenin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk esasına dayandığı ve olayda Borçlar Kanununun 44. maddesinin uygulanmayacağı gerekçesiyle kararı bozmuş, mahkeme önceki kararında direnmiştir.
Medenî Kanunun 917. maddesinden doğan devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk ilkesine dayanmakta olup bu durumda dahi koşulları gerçekleştiği takdirde Borçlar Kanununun 44. maddesinin uygulanması olanağı mevcuttur. Ancak olayda satış sözleşmesi ve tapunun iptaline dair dava o davanın davalısı durumunda olan tazminat davacısı tarafından Hazineye ihbar edilmiş, dava ihbar olunan Hazine temsilcisi davaya dahil olmakla beraber kaydın iptal edilmemesi gerektiği yönünden herhangi bir savunmada bulunmamıştır. Bu durum karşısında davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceğinden Borçlar Kanununun 44. maddesi uyarınca tazminat tutarından indirim yapılamaz. O halde mahkemece davacının zarar iddiası hakkında gerekli araştırma ve inceleme yapılmalı ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar vermelidir. Bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen sebeplerden dolayı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 429. maddesi gereğince (BOZULMASINA) birinci görüşmede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 27.4.1977 gününden ikinci görüşmede yarıdan bir fazlayı geçen çoğunlukla karar verildi.