Mahkemece, aleyhine geçit hakkı tesis edilen taşınmazı ya da taşınmazları ikiye bölmesinin bir zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılması, başka hiçbir çözüm bulunamadığı taktirde, aleyhine geçit hakkı tesis edilen parsellerin ikiye bölünmesi nedeniyle taşınmazlarda meydana gelebilecek değer kaybı da bilirkişiye hesaplattırılarak bu bedelin aleyhine geçit irtifakı kurulan taşınmaz maliklerine verilmek üzere depo ettirilmesi, dava değeri belirlenirken hem geçit irtifak bedeli hem de değer kaybının birlikte hesaplanması, söz konusu bu bedelinde istinaf ve temyiz kesinlik sınırı tespit edilirken dikkate alınması gerekmektedir.
Taraflar arasındaki geçit hakkı tesisi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılardan … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kesinlik sınırında kalması nedeniyle reddine ve 18.04.223 tarihli ek ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 148 ada 157 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğunu, müvekkilinin taşınmazının doğu sınırında bulunan 148 ada 262 parsel sayılı taşınmaza davalının malik olduğunu, müvekkilinin kullandığı yolu davalının demir kapı ile kitleyerek kapattığını, davalının tarlasından başka ana yola çıkabilecek bir yol güzergahının olmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmaza buğday mahsulü ektiğini, buğday mahsulü üzerine gübre ve zehir atacağını, ileride de buğdayı biçeceğini beyan ederek davalının kullanmış olduğu parselin kenarından yol hakkı verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 148 ada 262 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davacının taşınmazına komşu başka bir taşınmazdan geçit hakkı tesisinin mümkün olduğunu, müvekkilinin taşınmazından geçit hakkı tesis edildiğinde birçok ağacın zarar göreceğini, taşınmazın ikiye bölüneceğini, davacının bu zamana kadar hiç bir bedel ödemeksizin müvekkiline ait taşınmazın ortasından geçerek tarlasına ulaştığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacı lehine geçit hakkı tesis edilirken en uygun ve aleyhine geçit hakkı düzenlenen taşınmazın kullanım bütünlüğünü bozmayan güzergahın belirlenmesi gerektiğini, müvekkili kuruma ait 418 ada 263 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisine karar verilmesi durumunda bedelin güncel satış rayiçlerine göre belirlenmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “davacıya ait 148 ada 157 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığı, hükme esas alınan 16.07.2021 tarihli Fen Bilirkişi Raporunda üç farklı alternatifin belirlendiği, 2 ve 3 numaralı güzergahların davacıya ait parsele birleştiği sınırda dört beş metre yüksekliğinde kot farkı olduğu, krokide A harfi ile gösterilen 1 numaralı güzergahın çok uzun yıllardır fiili zeminde yol olarak kullanıldığı, davalının bu güzergahın parseli ikiye böldüğüne ilişkin savunmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, eskiden beri kullanılan yol olması ve diğer güzergahlardan geçit hakkı tesis edilmesinin tarlaların fiziki şartları itibariyle mümkün olmaması nedeniyle krokide A harfiyle kırmızı renkle taralı olan 1 numaralı güzergahın geçit hakkı tesisi için daha uygun olduğu, 1 numaralı güzergah 148 ada 262 ve 263 numaralı parsel sayılı taşınmazları ikiye bölüyor ise de geçit hakkı talep eden parselin diğer sınırlarının orman parseli olması ve belirlenen farklı güzergahların kot farkının çok fazla olması nedeniyle 1 numaralı güzergah dışında geçit hakkı kurulmasının mümkün olmadığı, ayrıca 148 ada 263 parsel sayılı … adına tapuda kayıtlı taşınmazın keşif tarihi itibariyle davacının kullanımında olduğu, davacı tarafından kullanılan parselin yolun ikiye bölmesinde yükümlü taşınmaz açısından külfet olduğunun söylenemeyeceği, geçit hakkı tesisine karar verilen güzergahın bedelinin hükme esas alınan bilirkişi raporunda 3.346,30 TL olarak belirlendiği, dava değerinin karar tarihi itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığı, kesinlik sınırı altında kalan kararların kesin nitelikte olduğu ve istinaf edilemeyeceği” gerekçesiyle davanın kabulü ile 148 ada 157 parsel sayılı taşınmaz lehine; 16.07.2021 havale tarihli Fen Bilirkişi Raporunda 1. alternatif (1.nci yol güzergahı A ve A1) olarak gösterilen 148 ada 262 parsel sayılı taşınmaz ve 148 ada 263 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı tesisine, mahkeme veznesine depo edilen toplam 3.346,30 TL geçit hakkı bedelinden; 2.878,30 TL’lik kısmının 148 ada 262 parsel sayılı taşınmaz maliki davalı …’e, bakiye kalan 468,00 TL’lik kısmının ise 148 ada 263 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalı …’ne ödenmesine miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; geçit hakkına ilişkin davaların taşınmazın aynına ilişkin olduğu bu nedenle kararın kesin nitelikte verilemeyeceğini, mahkemece geçit hakkı tesis edilen güzergahın müvekkilinin taşınmazını ikiye böldüğünü kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
1. İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2022 tarihli ek kararı ile davalı … vekilinin istinaf talebinin kararın miktar itibarı ile kesin olarak verildiğinden reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinafa konu karar kesinlik sınırında kalması nedeniyle davalı … vekilinin istinaf başvurusunun reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.04.2023 tarihli ek kararı ile Dairenin 2022/3470 Esas, 2023/320 Karar sayılı ilamının kesin olması nedeniyle davalı … vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
4. İlk Derece Mahkemesince, bölge adliye mahkemesi istinaf talebinin reddine karar verdiğinden hüküm 07.04.2023 tarihinde kesinleştirilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, geçit hakkı tesisi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Geçit davaları ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124 üncü maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 747/2 nci maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
3. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
4. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
5. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
6. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012 nci maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30 uncu maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
7. 6100 sayılı HMK’nın 341 inci maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, 361 ve 362 nci maddelerinde de temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar belirlenmiştir.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriğine göre İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle davalı … vekilinin istinaf ve temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş ise de 6100 sayılı HMK’nın 341 inci maddesi gereği istinaf yoluna başvurulabilen kararlar ile HMK’nın 361 ve 362 nci maddelerinde de temyiz edilebilen veya temyiz edilemeyen kararlardan olup olmadığının belirlenebilmesi için öncelikle dava değerinin doğru yöntem ile tespiti gerektiğinden İlk Derece Mahkemesince verilen ek karar ve kesinleşme şerhi ile Bölge Adliye mahkemesince verilen ek karar kaldırılarak temyiz incelenmesine geçildi,
2. Dosyada yapılan temyiz incelemesinde,
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 16.07.2021 tarihli Fen Bilirkişi Raporu’nda 148 ada 157 parsel sayılı taşınmaz lehine birinci alternatif olarak gösterilen 148 ada 262 parsel ve 148 ada 263 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı tesisine (birinci yol güzergahı A ve A1) karar verilmiştir. Ancak bilirkişi raporunda belirlenen birinci alternatif aleyhine geçit hakkı tesis edilen 148 ada 262 parsel ve 148 ada 263 parsel sayılı taşınmazların ekonomik bütünlüğünü bozacak şekilde iki ayrı parçaya bölmektedir.
Mahkemece davacıya ait 148 ada 157 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığı anlaşıldığından bütün alternatifler değerlendirilerek taşınmazların ekonomik bütünlüğünü bozmayacak alternatiften geçit hakkı tesisine karar verilmesi, aleyhine geçit hakkı tesis edilen taşınmazı ya da taşınmazları ikiye bölmesinin bir zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılması, başka hiçbir çözüm bulunamadığı taktirde, aleyhine geçit hakkı tesis edilen parsellerin ikiye bölünmesi nedeniyle taşınmazlarda meydana gelebilecek değer kaybı da bilirkişiye hesaplattırılarak bu bedelin aleyhine geçit irtifakı kurulan taşınmaz maliklerine verilmek üzere depo ettirilmesi mahkemece dava değeri belirlenirken hem geçit irtifak bedeli hem de değer kaybının birlikte hesaplanması, söz konusu bu bedelinde istinaf ve temyiz kesinlik sınırı tespit edilirken dikkate alınması gerekmektedir.
Mahkemece aleyhine geçit irtifakı tesis edilen taşınmazların ikiye bölünerek ekonomik bütünlüğü bozulduğu için taşınmazlarda oluşacak değer kaybı gözetilmeden tespit edilen dava değeri eksik olduğundan miktar itibariyle hükmün kesin olduğundan söz edilemez.
Mahkemece yukarıda açıklanan yöntem ile dava değeri belirlendikten sonra hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi söz konusu bu miktarın dava değeri olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 18.04.2023 tarihli ek kararın ve ilk derece mahkemesince verilen 04.11.2022 tarihli ek karar ile 07.04.2023 tarihli kesinleşme şerhinin BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusuna ilişkin dilekçenin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.