Mahkemece geçit irtifakının tesis edildiği karar 2013 yılında verilmiş olup bu tarihe kadar hüküm kesinleştirilmemiştir. Bu sebeple geçit irtifakı istenen alanda coğrafi değişiklikler ile taşınmazlara özgü değişiklikler olabileceği gibi, taşınmaz maliklerinin de değişmiş olabileceği söz konusudur. Bunun yanında fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği geçit irtifakının hüküm tarihine yakın değerinin tespit edilmesi gerekir. O halde, öncelikle güncel tapu kayıtları getirtilerek taraf teşkilinin denetlenmesi, keşif yapılmak suretiyle arazilerin fiziki yapılarında bir değişiklik olup olmadığının belirlenmesi, uygun güzergah tespiti ile hüküm tarihine yakın geçit irtifakı bedelinin belirlenerek depo edilmek üzere ara karar kurulması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir.
Taraflar arasındaki geçit hakkı tesisi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalılar yönünden reddine, dahili davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı dahili davalılar …, … tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; … köyü 146 ada 25 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, ürünlerinin yetiştirilip kaldırılması ve taşınmazın bakımı için giriş çıkış yapma hususunda yola gereksinimi olduğunu, …’a ait 146 ada 16 parsel ve …’a ait 146 ada 17 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden en az zarar ve masrafla yol tesis edilebileceğini, diğer parsellerin eğim ve yükseklik sebebiyle yol tesisi açısından sakıncalı olduğunu belirterek; 146 ada 25 parseli için mahkemece uygun görülen güzergahtan ve davalılara ait bulunan 146 ada 16 ve 17 No.lu parseller üzerindeki uygun güzergahtan 3 metre genişliğinde geçit hakkı kurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının miras yoluyla taksim edilen hali hazırda kullanmakta olduğu 146 ada 26 parselden gelip geçmesinin mümkün olduğunu, alternatif olarak …’a ait taşınmazdan geçmesinin de uygun olacağını belirterek davanın reddi talep etmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…davacının malik olduğu … ilçesi … köyü Köyiçi mevkinde bulunan 146 ada 25 parsel sayılı taşınmazın genel yolla bağlantısının bulunmadığı, taşınmaza geçit hakkı tesis edilebilecek en ekonomik, en uygun yolun, 03.06.2013 havale tarihli teknik bilirkişi raporu ve ekli krokisinde sarı renkle A ve B harfleri ile gösterildiği şekilde 146 ada 23 ve 24 No.lu parsellerden geçen yol olduğu…” gerekçesiyle davanın davalılar yönünden reddine, dahili davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Mahkeme kararını dahili davalılar … ve … temyiz etmiştir. Dahili davalılar temyiz dilekçesinde özetle; davacının kararın tebliğini 10 yıldır talep etmediğini, geçit ihtiyacı olmadığını, karar tarihi üzerinden 10 yıl geçtiğini, geçit hakkı bedelinin yeniden belirlenmesi gerektiğini, 146 ada 23 parsel sayılı taşınmazın devredildiğini, yeni maliklerin davaya dahil edilmesi gerektiğini, davacının 1 numaralı güzergahı istemediğini, davacının 5 numaralı güzergah maliki …’yi davaya dahil ettiğini, geçit irtifakı kurulan taşınmazlara ağaçlar dikildiğini ve yapılar yapıldığını, kararın infaza elverişsiz olduğunu, 24 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde elektrik direği olduğunu, bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu belirterek bozulmasını talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Geçit davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “mutlak geçit ihtiyacı” veya “geçit yoksunluğu”, ikincisine de “nispi geçit ihtiyacı” ya da “geçit yetersizliği” denilmektedir. Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nın 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit ihtiyacının nedeni, taşınmazın niteliği ile bu ihtiyacın nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
3. Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak özellikle tarım alanlarında, nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu genişliği aşan bir yol verilmesinin zorunlu olduğu hallerde, gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
4. Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliği gözetilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile objektif kıstaslar esas alınarak belirlenmelidir. Bu bedel de hükümden önce depo ettirilmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
5. Uygun güzergah saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazlar bölünerek kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi mümkün değilse bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
6. Kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
7. Mahkemece geçit irtifakının tesis edildiği karar 2013 yılında verilmiş olup bu tarihe kadar hüküm kesinleştirilmemiştir. Bu sebeple geçit irtifakı istenen alanda coğrafi değişiklikler ile taşınmazlara özgü değişiklikler olabileceği gibi, taşınmaz maliklerinin de değişmiş olabileceği söz konusudur. Bunun yanında fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi gereği geçit irtifakının hüküm tarihine yakın değerinin tespit edilmesi gerekir.
8. O halde, öncelikle güncel tapu kayıtları getirtilerek taraf teşkilinin denetlenmesi, keşif yapılmak suretiyle arazilerin fiziki yapılarında bir değişiklik olup olmadığının belirlenmesi, uygun güzergah tespiti ile hüküm tarihine yakın geçit irtifakı bedelinin belirlenerek depo edilmek üzere ara karar kurulması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması için kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.