4706 sayılı Yasanın 4/c maddesi uyarınca, diğer hissedarın, Hazine hissesini idarenin belirlediği rayiç bedel üzerinden satın almayı kabul etmemesi üzerine, satış bedelinin yüksek belirlendiği iddiasıyla İdare Mahkemesinde açılacak iptal davasında iptal kararı verilmesi halinde, Hazinenin Türk Medeni Kanunu kapsamında sahip olduğu izale-i şuyu davası ile en yüksek fiyat üzerinden satma veya satınalma hakkı ortadan kalkmakta ve tek taraflı olarak Hazine hissesinin idari yargı kararı doğrultusunda diğer hissedara satılması zorunluluğu doğmaktadır ki; yasa koyucunun böyle bir amacının bulunduğunun da kabulü mümkün değildir. Bu durumda, ortaklığın satış yoluyla sona erdirilmesine ve satış bedeline ilişkin bulunan uyuşmazlık adli yargının görev alanına girmektedir.
İstemin Özeti: İzmir 1. İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin kısmen iptali, kısmen davanın reddi yolunda verilen 3.2.2010 tarih ve E:2009/984; K:2010/93 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:
Dava, davacının da Hazine ile birlikte hissedar olduğu İzmir ili, Torbalı ilçesi A1 mahallesi, 123 ada, 4 parselde kayıtlı taşınmazın Hazineye ait olan 142 m² kısmının 4706 sayılı Kanun’un 4/c maddesi uyarınca satışı için kıymet takdirinin Hazine payı ve taşınmaz üzerinde yer alan yapının Hazine hissesine karşılık kısmı gözönünde bulundurularak toplam 43.585,00 TL olarak belirlenmesine yönelik komisyon kararına yapılan itirazının reddine ilişkin 4.7.2009 tarih ve 27246 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İzmir 1. İdare Mahkemesince; 4706 sayılı Yasanın hükümleri birlikte incelendiğinde, Hazinenin hisseli olarak sahibi olduğu taşınmazlardaki hissesinin, taşınmazın Hazine dışında hissedarlarına rayiç değeri üzerinden satışına olanak tanındığı, Yasanın değişik 5. maddesinin son fıkrasının ise, salt Hazinenin sahibi olduğu taşınmazların satışına ilişkin yöntemin ve bu gibi taşınmazlar üzerinde yapılmış yapıların durumunun konu edildiği, bu nedenle uyuşmazlığın maddi çerçevesine özgü olarak Hazine ile aynı taşınmazda hissedar olanların yapılarının Yasanın 5. maddesinin son fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi olanağı bulunmadığı, olayda, 123 ada, 4 parsel sayılı taşınmazın bir imar parseli olduğu, davacının 542 m2 alanlı parselin Hazine dışında 400 m2 kısmının hissedarı olan kişiden 2008 yılında hissesini satın aldığı, parsel üzerinde daha önce bir katlı bir yapının bulunduğu, davacının parsel üzerinde ruhsatsız bir yapı yapmaya başladığı, hazine hissesinin kendisine satışını istemesi üzerinde satış sürecinde idarece yapılan belirlemede davacının taşınmaz üzerinde üç katlı kabası bitmiş bir yapısı bulunduğunun belirlendiği, bunun üzerine yapılan değerlendirme ve bilirkişi incelemeleri ile taşınmazın satışa esas rayiç bedeli Hazine hissesine karşılık 142 m2 alan için 28.400-TL, taşınmaz üzerinde yapılmış yapının yapım düzeyi, niteliği ve hazine hissesi karşılığı gözönünde bulundurularak 15.185,00 TL olmak üzere toplam 43.585,00 TL olarak belirlendiğinin anlaşıldığı, bu duruma göre, davacının 400/542 oranında hissesine sahip olduğu hisseli mülkiyete konu edilmiş parsel üzerindeki yapısının idarece 4706 sayılı Yasanın 4916 sayılı Yasa ile değişik 5. maddesinin son fıkrası kapsamında değerlendirilerek, taşınmazın satışında rayiç bedelin belirlenmesinde taşınmaz üzerinde davacı tarafından yapılan yapının Hazinenin hissesi karşılığı kısmının değeri karşılığı 15.185,00 TL nin de gözönünde bulundurulması ve davacıdan istenmesinde, “neden ve konu” bakımından hukuksal uyarlılık bulunmadığı, parsele ilişkin 28.400,00 TL istenilmesinde ise, Mahkemelerince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 18.460,00 TL bedel istenilmesinin hukuka uygun olup , fazlaya ilişkin talebin ise reddi gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen reddine karar verilmiştir.
4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi Ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un “Doğrudan satış” başlıklı 4. maddesinde, Hazineye ait taşınmaz malların rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabileceği durumlarla, kişi ve kuruluşlar bentler halinde sayılmış olup, (c) bendinde, “Hisse oranı yüzde kırkı veya hisse miktarı uygulama imar planı sınırları içinde dörtyüz, dışında ise dörtbin metrekareyi aşmamak kaydıyla talepte bulunan hissedarlarına” rayiç bedel üzerinden doğrudan satılabileceği öngörülmüştür.
Öte yandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 698. maddesinde, paylı mülkiyette, paydaşlardan herbirinin malın paylaşılmasını isteyebileceği, 699. maddesinde, paylaşmanın, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde gerçekleştirileceği, paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin istemi üzerine hâkimin, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına, bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme sağlanmasına karar vereceği, bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunacağı, satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesinin, bütün paydaşların rızasına bağlı olduğu, 696. maddesinde ise, mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkartılmaya ilişkin hükümler belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İzmir ili, Torbalı ilçesi, A1 mahallesi, 123 ada, 4 sayılı parselde kayıtlı 542 metrekarelik taşınmazın 400 m²’sinin davacıya, 142 m²’sinin ise Hazineye ait olduğu, davacı tarafından Hazine hissesinin tarafına satılması istemiyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, bunun üzerine davalı idarece, taşınmaz üzerindeki Hazine hissesinin 28.400,00 TL, taşınmaz üzerinde davacı tarafından yapılan yapının Hazine hissesine karşılık gelen kısmının ise 15.185,00 TL olmak üzere toplam 43.585,00 TL bedelle 4706 sayılı Yasanın 4/c maddesi uyarınca davacıya satışına karar verildiği, davacının belirlenen bedele yönelik itirazının dava konusu işlemle reddi üzerine de bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Genel olarak hisseli taşınmazlarda ortaklığın nasıl giderileceği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş olup, ortakların, taşınmazın satışı suretiyle ortaklığın giderilmesini adli yargı mercilerinden isteyebilecekleri tartışmasızdır.
4706 sayılı Yasanın 4/c maddesinde ise, taşınmazda Hazine ile ortak olunması halinde, bu kişilere, idareye başvurarak, idarece belirlenecek rayiç bedel üzerinden Hazine hissesini satınalma yolu ile ortaklığın sona erdirilmesi; Hazineye ait taşınmazların daha kısa sürede ekonomiye kazandırılması amacı doğrultusunda, hissedarlara ikinci bir imkan olarak düzenlenmiştir. Ancak hissedarın, Hazine hissesini idarenin belirlediği bedel üzerinden satın almayı kabul etmemesi ve konunun idari yargıya intikali halinde, iptali istenilen işlem bir idari işlem olmakla birlikte, uyuşmazlıkta verilebilecek iptal kararı, adli yargının görev alanında bulunan, ortaklığın sona erdirilmesi alanına ilişkin bir sonuç doğurmaktadır.
Ortakların, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, izale-i şuyu davası yoluyla taşınmazı açık arttırmada verilecek en yüksek değer üzerinden satma veya satınalma hakkı mevcut olduğu halde, 4706 sayılı Yasanın 4/c maddesi uyarınca, diğer hissedarın, Hazine hissesini idarenin belirlediği rayiç bedel üzerinden satın almayı kabul etmemesi üzerine, satış bedelinin yüksek belirlendiği iddiasıyla İdare Mahkemesinde açılacak iptal davasında iptal kararı verilmesi halinde, Hazinenin Türk Medeni Kanunu kapsamında sahip olduğu izale-i şuyu davası ile en yüksek fiyat üzerinden satma veya satınalma hakkı ortadan kalkmakta ve tek taraflı olarak Hazine hissesinin idari yargı kararı doğrultusunda diğer hissedara satılması zorunluluğu doğmaktadır ki; yasa koyucunun böyle bir amacının bulunduğunun da kabulü mümkün değildir.
Bu durumda, ortaklığın satış yoluyla sona erdirilmesine ve satış bedeline ilişkin bulunan uyuşmazlık adli yargının görev alanına ilişkin bulunduğundan, idare mahkemesince uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüyle, İzmir 1. İdare Mahkemesi’nin 3.2.2010 tarih ve E:2009/984; K:2010/93 sayılı kararının temyize konu kısmının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 8.1.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.