Dava konusu taşınmazın değeri belirlenirken dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerekirken, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline ilişkin kararın kesinleşme tarihi esas alınarak değer belirleyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru olmadığından, bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği
Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın davalı … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dahili davalı Hazine yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacılar ve dahili davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.10.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacılar vekili Avukat … ve dahili davalı Hazine vekili Avukat … gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, … Köyü 795 (yeni Beylikdüzü 5 44… ) parsel sayılı taşınmazı 09.09.1975 tarihinde satın aldıklarını, tapunun sonradan iptal edilmesi nedeniyle uğradıkları zararın davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalı … dahili davalı idareler vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.10.2018 tarihli ve 2016/78 Esas, 2018/412 Karar sayılı kararı ile davalı … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dahili davalı Hazine yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve dahili davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu Büyükçekmece ilçesi, … köyü, 795 parsel sayılı taşınmazın; … Köy Muhtarlığı tarafından açılan dava sonucunda Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1977/125 Esas, 1987/716 Karar sayılı kararı ile köy merası olduğu anlaşıldığından köy merası olarak sınıflandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 01.10.1991 tarihinde kesinleştiği, davanın makul süre içerisinde açıldığının anlaşıldığını, davalı … Müdürlüğüne karşı açılan davanın pasif husumetten reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, ancak dava konusu taşınmazın değeri belirlenirken dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerekirken, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline ilişkin kararın kesinleşme tarihi esas alınarak değer belirleyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru olmadığından, bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi ve dava tarihi 10.06.2010 olduğu halde, gerekçeli karar başlığında 16.06.2010 olarak gösterilmesi doğru görülmediğinden temyiz itirazlarının kabulü ile kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, dahili davalı Hazine yönünden kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve dahili davalı Hazine vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, m² birim bedelinin düşük belirlendiğini, dosyaya sunulan değerleme raporunun dikkate alınmadığını, hükmedilen tutarın gerçek değerden çok düşük olduğunu, Tapu ve Kadasro Müdürlüğü lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Dahili davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kabule ilişkin kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kesinleşme tarihinin dikkate alınması gerektiğini, çok yüksek bedele hükmedildiğini, kusur ve illiyet bağının bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza, dava tarihi değerlendirme tarihi kabul edilmek suretiyle emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilen davalı … lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilinin tüm, dahili davalı Hazine vekilinin ise aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Dava konusu taşınmaza değerlendirme tarihi olan dava tarihine göre değer biçildiği hâlde, taşınmazın mera olarak tesciline ilişkin kararın kesinleşme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin tüm, dahili davalı Hazine vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Dahili davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının (2) numaralı bendinde yer alan “tapu iptal tarihi olan 01/10/1991” ibaresinin çıkartılması, yerine “dava tarihi olan 10.06.2010” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dahili davalı Hazine kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı Hazineye ödenmesine,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.