1. Anasayfa
  2. Yargıtay Kararları Kararları
  3. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2024/11633 K. 2025/12465


İlgili şerhin hisse satışlarının yapıldığı 19.04.2016… .01.2016 tarihlerinde taşınmazın tapu kaydı üzerinde yer almadığı, aksine tapu kaydına 12.02.2018 tarihinde işlendiği, bu hali ile tapu sicilinin yanlış tutulmuş olmasından bahsedilemeyeceği, taşınmazın alış bedelinden daha yüksek bir bedele satıldığının sabit olduğu, davacıların ticari saik ile hareket etmeleri nedeniyle zarara uğramış olmalarının mahrum kalınan kar niteliğinde olduğu ve 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine göre talep edilebilecek zararlardan olmadığından eldeki davanın konusunu oluşturmadığı

Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini (mahrum kalınan kar) davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.

Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 07.10.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.

Duruşma günü yetki belgesine istinaden davacılar vekili Avukat … ve davalı … vekili Avukat …, davalı … vekili Avukat … gelmişlerdir.

Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.

Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların Aydın ili, …, … Mahallesi, 4 21… parsel sayılı 16.597,00 m² yüzölçümlü zeytinlik niteliğindeki taşınmazı, … Satış Memurluğunun 2012/17 Satış dosyasından 14.05.2014 tarihinde 2.000.000,00 TL bedelle satın aldığını, davacıların inşaat işi ile uğraştıklarını, dava konusu taşınmazı yatırım amacı ile aldıklarını, davacıların taşınmazı satın aldıktan sonra … Belediyesi Başkanlığından taşınmazın imar uygulamasına uygun olduğuna dair Belediye Encümeni kararını talep ettiğini, dava konusu taşınmaz içerisinde kültür varlığı niteliğinde su yolu ve kemerinin geçtiğini, … Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünce taşınmazda koruma alanı ilanı edildiğini, taşınmazın satışı yapılırken satış dosyası içerisinde taşınmazda koruma alanı kapsamında su yolu ve kemeri olduğuna ilişkin hiç bir yazılı belgenin bulunmadığını, dava konusu ile ilgili yapılan yazışmalarda da hiçbir şerh veya takyidat kaydının bulunmadığını, dava konusu taşınmazda sonradan anlaşılan su yolu ve kemeri nedeniyle taşınmazın değer kaybına uğradığını, davacıların zarar ettiklerinden, taşınmazı satmak zorunda kaldıklarını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak niteliğinde olmak ve daha sonra artırılmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı idareler vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların taşınmazı, kullanımını kısıtlayan hiçbir şerh olmadığına güvenerek satın aldıktan sonra kullanım hakkını kısıtlayan şerh ile sattıklarını, tapu sicilinin eksik ve hatalı tutulması nedeniyle zarara uğranıldığının izahtan vareste olduğunu, su kemeri nedeniyle planlanan yatırımların yapılamamış olduğunu, bu nedenle de malvarlığı değerinin nakte çevrilmesinin, dosyada mevcut uzman görüşüne göre de doğal bir davranış olduğunu, dosyada bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu, ilk raporda yapılaşmanın kısıtlanmış olması nedeniyle zararın oluşacağının tespit edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda ise su yolu kemerinin değerde bir farklılığa sebep olmayacağının tespit edildiğini, dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, … yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın davacılar tarafından … Sulh Hukuk Mahkemesinin … numaralı satış dosyası ile 2.000.000,00 TL bedelle satın alındığı, taşınmazın davacılar adına tapuya kayıt ve tescil edildiği, 22.05.2014 tarihte ve satış sırasında tapu kütük sayfasında taşınmazın kültür varlığı olduğuna ilişkin herhangi bir şerhin bulunmadığı, taşınmazın 1/2’şer hissesinin davanın açılmasından önce 19.04.20 16… .01.2016 tarihlerinde davacılar tarafından dava dışı şirkete satıldığı, davacılar satın aldıkları taşınmazda mevcudiyetini sonradan öğrendikleri kültür varlığı sebebiyle, yatırım amaçlı alınan taşınmazın mevcut imar uygulamasına uygun olduğuna ilişkin belediye encümen kararı talep ettikleri ve bu kararın çıkmaması nedeniyle zarara uğradıklarını beyan ederek işbu davanın açıldığı, zarara dayanak gösterilen kültür varlığı olgusunun, davacıların taşınmazı zeytinli tarla vasfıyla satın almalarından sonra imar uygulaması için ilgili belediyeye başvurmaları neticesinde ortaya çıktığı, ilgili şerhin hisse satışlarının yapıldığı 19.04.2016… .01.2016 tarihlerinde taşınmazın tapu kaydı üzerinde yer almadığı, aksine tapu kaydına 12.02.2018 tarihinde işlendiği, bu hali ile tapu sicilinin yanlış tutulmuş olmasından bahsedilemeyeceği, taşınmazın alış bedelinden daha yüksek bir bedele satıldığının sabit olduğu, davacıların ticari saik ile hareket etmeleri nedeniyle zarara uğramış olmalarının mahrum kalınan kar niteliğinde olduğu ve 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine göre talep edilebilecek zararlardan olmadığından eldeki davanın konusunu oluşturmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin kusursuz sorumluğu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat (mahrum kalınan kar) istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme

1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca uğranılan zararın tazmini (mahrum kalınan kar) davasında yapılan yargılama sonucunda, koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesi birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aleyhine temyiz olunan davalı … ve davalı … yararına 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.