Miras bırakanının yapmış olduğu temlikin, davacı mirasçının payı oranında iptal edilmesi gerekir. Kendi murisine ait mirası reddeden kişilerin muris muvazaasına dayalı olarak açtıkları davanın dinlenilmesine yasal olanak bulunmamaktadır.
Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları Rafet’in emekli ikramiyesi ile bedelinin tamamını kendisi ödeyerek satın aldığı 891 ada 30 parselde kayıtlı 4 nolu bağımsız bölüm dükkanının 1/2 payını kendisi, 1/2 payını ise davalı 2. eşi adına tapuya kaydettirdiğini, kısa bir süre sonra da muris adına kayıtlı 1/2 payın da davalıya devredildiğini, murisin ilk eşinden olan çocuklarından mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak işlem yaptığını ileri sürüp miras payları oranında tapunun iptali ile adlarına tescilini, olmazsa tenkis istemişlerdir.
Davalı, dava konusu taşınmazı kendi parası ile satın aldığını, işlemin gerçek satış olduğunu bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, işlemlerin danışıklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacılardan Orhan’ın miras bırakanın çocuğu, diğer davacı Yiğit ve Elifin ise oğlu Tuncer’den olma torunları oldukları, muris Rafet’in çekişme konusu taşınmazdaki malik olduğu 1/2 payını 30.03.1977 tarihinde 2. eşi olan davalı Duduşen’e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar, miras bırakanları Rafet’in yapmış olduğu pay temlikinin kendilerinden mal kaçırma amacıyla ve muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini, aynı taşınmazdaki Duduşen üzerindeki 1/2 payın ise bedelinin muris Rafet tarafından dava dışı kayıt malikine ödemek suretiyle sicil kaydının onun üzerine yapılmasını sağladığını, bu sebeple miras bırakan tarafından kendilerinin saklı payına tecavüz edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescil, tenkis isteyerek eldeki davayı açmışlardır.
Gerçekten de, miras bırakan Rafet’in davalıya yapmış olduğu pay temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanarak davacı Orhan yönünden davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, miras bırakan Rafet’in yapmış olduğu 1/2 pay yönünden davacı Orhan’ın miras payı oranında kabul kararı verilmesi gerekirken, bu payın dışında kalan davalı üzerindeki bakiye 1/2 payın da muvazaalı olduğu benimsenerek kabul kapsamına alınmak suretiyle yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir. Zira iddiaya göre davalı üzerindeki 1/2 payın bedelinin miras bırakan tarafından ödenmesi ve sicil kaydının davalıya intikalinin sağlanması elden bağış (gizli bağış) niteliğinde olup, böylesi bir olguda 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı tartışmasızdır.
Koşullarının varlığı halinde, bir başka ifadeyle bedelinin miras bırakan tarafından ödendiğinin kanıtlanması durumunda, bu temlikinin Türk Medeni Kanunu’nun 560 ila 571. maddelerinde öngörülen tenkis hükümlerine tabi olacağı kuşkusuzdur.
Öte yandan, davacılar Yiğit ve Elif, miras bırakan Rafet’ten önce ölen oğlu Tuncer’den olan torunlarıdır. Bunlar babaları Tuncer’in mirasını usulü dairesinde reddetmiştir.
Her ne kadar Türk Medeni Kanunu’nun 611. maddesi hükmü gereğince yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı miras açıldığı zamanı kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçerse de, somut olayda Tuncer kendi murisine ait mirası reddetmemiş, Yiğit ve Elif, Tuncer’den gelen mirası reddetmişlerdir.
O halde, kendi murisine ait mirası reddeden bu kişilerin muris muvazaasına dayalı olarak açtıkları davanın dinlenilmesine yasal açıdan olanak bulunmamaktadır.
Öyle ise, davalının belirtilen yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), alınan peşin harcın geri verilmesine, 30.06.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.