Görsel Yok

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2018/12496 K: 2019/3129

Mart 29, 2026 Suat Şimşek 0

Somut olayda, şikayetçinin, borçlu ile evli olduğu, Tapu Müdürlüğü yazı cevabına göre; ihale konusu taşınmazın tapu kaydına 03.07.2017 tarihli ihaleden önce 15.11.2016 tarih ve 7334 yevmiye numarası ile aile konutu şerhi konulduğu görülmekle, şikayetçinin, İİK’nun 134/2. maddesi gereği, tapu sicilindeki ilgililerden olduğu ve dolayısıyla ihalenin feshini isteyebileceği anlaşılmaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2015/4664 K: 2015/5506 T: 24.3.2015

Aralık 22, 2024 Suat Şimşek 0

6306 sayılı Kanunun yukarıda değinilen açık hükmü karşısında, salt binanın yıkılmış olması, aile konutu şerhinin kaldırılması gerektiren diğer koşullar bulunmadıkça şerhin kaldırılmasını gerektirmez. Dosyada, binanın yıkılmış olması dışında şerhin kaldırılmasını gerektiren başkaca bir sebep iddia ve ispat edilmediğine göre, şerhin kaldırılması isabetli olmayıp hükmün bozulmasını gerektirir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2018/1506 K: 2018/13996

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Dava konusu taşınmaz cebri icra sonucu satılmakla, davacı erkek eş adına kayıtlı olmaktan çıkmış, davalının mülkiyetine geçmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 194. maddesi uyarınca işlem diğer eşin rızasına bağlı olmaktan çıkmış, dava açıldığı tarih itibariyle taşınmaz aile konutu niteliğini yitirmiş durumdadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2015/18413 K: 2016/418 T: 13.1.2016

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Dava tarihi itibariyle aile konutu olarak kullanıldığı ileri sürülen taşınmaz, davanın açılmasından sonra ihale ile satılmakla davanın konusu kalmamıştır. Öyleyse davanın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmek, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu nazara alınarak taktir ve tayin edilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2014/26938 K: 2015/9974 T: 12.5.2015

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Hukuki varlığı sona ermiş olan bir ipoteğin ise kaldırılması talep olunamayacağı gibi, cebri ihale ihaleye dayanan mülkiyet aktarımları da Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi kapsamında bulunmamaktadır. Bu madde, hak sahibi eşin, aile konutuyla ilgili iradi tasarruflarını diğer eşin açık rızasına bağlamış olup, cebri ihale bu hükmün dışındadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2015/14523 K: 2015/15481

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi aile konutu üzerinde hak sahibi olan eşin iradi tasarruflarını diğer eşin açık rızasına bağlamıştır. Cebri ihaleye dayanan mülkiyet aktarımı, bu madde kapsamına giren bir tasarruf niteliğinde değildir. Mülkiyeti nakleden cebri ihalenin, davacı eşin açık rızası alınmadan tesis edilmiş olan ipoteğin paraya çevrilmesi suretiyle yapılan takibe dayanıyor olması da, cebri ihaleden önce ipotek hükümsüz kılınmadıkça sonuca etkisi bulunmamaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2014/14427 K: 2014/16966 K.

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Mahkemece öncelikle şikayetçilerin bu yerin “aile konutu” olduğunun tespitine yönelik olarak açılmış bir davasının bulunup bulunmadığı, araştırılmalı, sonucuna göre gerektiğinde şikayetçilere tahliyesi istenen taşınmazın aile konutu olduğunu ispata yönelik olarak aile mahkemesine dava açma yetkisi ve olanağı verilmeli ve sonuca göre tahliyenin durdurulması ya da devamı yönünde karar verilmelidir Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E: 2006/5829 K: 2006/ 8852

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

TMK’nun 194. maddesi aynen “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini fesh edemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki haklan sınırlayamaz” hükmünü içermektedir. Yasal bu düzenleme, aile konutunun tapu sicilinde maliki olan borçlunun borcundan dolayı alacaklıların yapacakları bir icra takibi sonucu satışına engel teşkil etmemektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/472 K: 2014/41

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş tarafından, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmemesi halinde, işlem tarafı iyi niyetli üçüncü kişinin ayni hak kazanımı, tapuya güven ilkesini düzenleyen 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun 1023.maddesi hükmü ile korunmuştur Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2013/15479 K: 2014/810

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

İpoteğin, Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince kaldırılmasını istemiştir. Davalı şirket iyiniyetli olduğunu savunduğuna göre; Kanunun iyiniyete sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Tapu kaydında, dava konusu taşınmaza ilişkin aile konutu şerhi bulunmadığı da dikkate alındığında davalı şirketin kötüniyetli olduğunu kanıtlama yükü davacıya düşer. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2014/9053 K: 2014/11554 T: 26.5.2014

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Dava; eşin rızası olmaksızın aile konutuna konulan ipoteğin kaldırılması ve ipoteğin paraya çevrilmesi için yapılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir. Davalı bankanın ipotek işlemi sırasında davacı kocanın rızasını almadığı gibi imzanın da davacı kocaya ait olmadığı anlaşılmaktadır. Banka, davacı kocanın rızasını gösteren muvafakatname istediğine göre taşınmazın aile konutu olduğunu biliyor demektir. Basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı bankanın gerekli özeni göstererek kimlik tespitiyle birlikte davacının imzasını işlem sırasında alması gerekirdi. Bu durumda iyi niyetin varlığından söz edilemez. Mahkemece davanın kabulüne ilişkin kararın onanması gerekmiştir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/2-1181 K: 2014/811 T: 22.10.2014

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Dava, aile konutu hukuksal nedenine dayalı olarak ipoteğin kaldırılması ve taşınmaz kaydına şerh konulması istemine ilişkindir. Taşınmaz kaydında aile konutu şerhi olmadığı açıktır. Ancak, davalı banka taşınmazın bu niteliğini bilerek, ipotek tesisi sırasında taşınmaz maliki olmayan eşin (kadın) muvafakatini almıştır. Kaldı ki, davalı Banka aşamalarda ısrarla ipotekten davacı eşin de haberdar olduğunu ve onun da oluru ile ipotek tesis edildiğini savunmuştur. Banka’nın, taşınmazın aile konutu niteliğini bilmesi karşısında, muvafakatnamedeki imzanın davacı kadına ait olmaması da sonuca etkili değildir. Zira Banka’nın ipotek tesisi için eşin rızasını alma yönünde girişimi olduğu anlaşılmaktadır. Tüm bu nedenlerle davalı Banka’nın taşınmazın aile konutu niteliğini bilmediği söylenemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E: 2016/19142 K: 2016/16219 T: 20.12.2016

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Fiili durumda iki bağımsız bölümden oluşan bir taşınmaz olduğu ve bu şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın zemin üzerindeki birinci katın aile konutu olarak kullanıldığı tanık beyanları ve mahkemece yapılan keşifle belirlendiğine göre bu bölüme hasren ipoteklerin iptali ile bu bolüm üzerine aile konutu şerhi konulması gerekirken, taşınmazdaki diğer bölüm yönünden de ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2017/2-1604 K: 2017/967 T: 24.5.2017

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

İpotek alacaklısı banka taşınmazın aile konutu niteliğini bilerek, ipotek tesisi sırasında taşınmaz maliki olmayan eşin muvafakatini sağlamak için yazılı belge almıştır. Her ne kadar muvafakatnamedeki imza davacı kadına ait olmasa da, ipotek tesisi için eşin rızasını alma yönünde girişimi olan bankanın taşınmazın aile konutu niteliğini bildiği açıktır ve artık eşin açık rızasını geçerli bir şekilde alma yükümlülüğü altındadır. Tacir olan banka, Kanunun (TMK m.194) açık rıza alınmasını istediği bu konuda kendisine sunulan muvafakat belgesindeki imzanın rızası gereken eşe aidiyetini belirlemek ve sözleşmenin hakim tarafı olarak objektif özen yükümlülüğünün bir gereği olarak imzanın sıhhatini denetlemek zorundadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2015/2-247 K: 2015/2323 T: 21.10.2015

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Aile konutu olarak kullanılan taşınmazın tapu kaydında, konutun bu niteliğini gösteren şerh olmaması hali ile ilgilidir ve taşınmazın aile konutu olduğunu bilmeyen ya da bilemeyecek durumda olan üçüncü kişinin tapuya güven ilkesinden yararlanması asıldır. Tapuda aile konut şerhi olmasa da bunu bilebilecek durumda olan veya bilen kişinin iyiniyetinin bulunduğunun kabul edilmesi mümkün değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2014/2096 K: 2015/2322

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Taşınmazın tapu kaydında ipotek tesis edildiği tarihte aile konutu şerhi bulunmadığı açıktır. Ne var ki, davalı banka tarafından düzenlettirilen değerlendirme raporunda dava konusu taşınmazın vasfı ve kullanımının mesken olduğu tespit edilmiştir. Bu tespitlere rağmen aile konutu olan taşınmaz üzerinde davalı banka lehine ipotek tesis edilmiş, bu işlem sırasında davalı Banka tarafından davacı eşin açık rızası alınmamıştır. Bu durumda, TMK’nın 194/1 maddesi eşin açık rızasını aradığından, yapılan işlemin geçerli olduğunu kabul etmek imkansızdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2013/2-2056 K: 2015/1201 T: 15.4.2015

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Somut olayda, davalı eş dava konusu aile konutu üzerinde diğer davalı banka lehine ipotek tesis etmiş, bu işlem sırasında davalı banka tarafından davacı eşin açık rızası alınmamıştır. Yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde ipotek işleminin, davacı ve davalı eş ile aynı çatı altında oturan müşterek çocukların kullandığı krediye teminat teşkil etmek üzere kurulmuş bulunmasının da önemi bulunmamaktadır. Bu durumda, TMK’nın 194/1 maddesi eşin açık rızasını aradığından, yapılan işlemin geçerli olduğunu kabul etmek imkansızdır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2015/2-53 K: 2016/211 T: 2.3.2016

Ekim 28, 2024 Suat Şimşek 0

Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş tarafından, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmemesi halinde, işlem tarafı iyiniyetli üçüncü kişinin 4721 Sayılı Türk Medenî Kanununun 1023. maddesi hükmünden yararlanacağı kabul edilmektedir. Tapuda aile konut şerhi olmasa da bunu bilebilecek durumda olan veya bilen lehine hak oluşturan kişinin iyi niyetinin bulunduğunun kabul edilmesi de mümkün değildir. Devamını Oku