1. Anasayfa
  2. Yargıtay Kararları Kararları
  3. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E: 2024/5185 K: 2025/3489


Dava, taşınmazın aynına (mülkiyete) ilişkin olmayıp, 3402 sayılı Kanun’un (22/a) maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sonucunda taraflara ait taşınmazlar arasındaki yanlış olarak geçirildiği iddia olunan sınırın düzeltilmesi istemine ilişkin olup, Mahkemece, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenecek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve harcın da maktu olarak belirlenmesi gerekirken, harcın nisbi olarak belirlenmesi ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Uygulama kadastrosu sırasında, …………………….Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 252 parsel sayılı ve 3.640,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 822 ada 11 parsel numarasıyla ve 2.468,53 metrekare yüzölçümlü olarak, tapuda davalı adına kayıtlı bulunan eski 251 parsel sayılı ve 2.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 822 ada 12 parsel numarasıyla ve 2.301,02 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.

Davacılar vekili, vekil edenlerinin dava konusu 822 ada 11 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduğunu, vekil edenleri adına kayıtlı olan taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesine dayalı yenileme çalışmaları sonucunda, yüzölçümünün davalı 822 ada 12 parsel lehine azaldığını belirterek taşınmazların yüzölçümünün yenileme çalışmasından evvelki hali ile düzeltilerek tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, yapılan uygulama kadastrosu işleminin müvekkili tarafından bilinmediğini, işlemin idari kaynaklı olup, görevli ve yetkili Mahkemenin Kadastro Mahkemeleri olduğunu, müvekkili yönünden husumet itirazında bulunduklarını, davanın usulden reddi gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bir dava olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, dava konusu 251 ve 252 nolu parseller ile ilgili kesinleşmiş mahkeme kararında eski 251 numaralı parselin 2.000 m² yüzölçümü ile 252 numaralı parselin ise 3.640 m² yüzölçümü ile tesciline karar verildiği, ancak karar verilirken geometrik durumu değiştirilen 251 ve 252 nolu parsellerin müşterek sınırında, 252 numaralı parselin yüzölçümünü artırırken diğer 251 numaralı parselin yüzölçümünün sabit kalamayacağının tespit edildiği, düzeltilen sınırında 10 nolu tapulama paftasına tersimatının yapılmaması sebebiyle hata oluştuğunun ve bu hatanın (22/A) uygulamasında da devam ettirildiği, eski 251 ve 252 nolu yeni 822 ada 11 ve 12 nolu parsellerin dış sınırları sabit kabul edilerek müşterek sınırlarının Gölcük Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 1957/165 Esas ve 1959/422 Karar numaralı kararı ekindeki 1/2000 ölçekli haritadaki sınırların aynen alınarak belirlenmesi gerektiği gerekçeleri ile davanın kabulüne, dava konusu yerde taraflara ait olan ………. Mahallesi 822 ada 11 parsel ve 822 ada 12 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline, davalı … adına kayıtlı olan….. 822 ada 12 parsel sayılı taşınmazdan 04.11.2021 havale tarihli ek fen bilirkişi raporu ekindeki krokide (B) harfi ile gösterilen 822,58 m²’lik kısmın ayrılmak ve davacıya ait 822 ada 11 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle bu parselin toplam 3.291,11 m² olarak davacılar adına hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısımlar itibariyle davalı adına kayıtlı olan……., 822 ada 12 parsel sayılı taşınmazın 1.478,44 m² olarak davalı … adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebi esastan reddedilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1) Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2) Davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz isteminin incelenmesinde;

Dava, taşınmazın aynına (mülkiyete) ilişkin olmayıp, 3402 sayılı Kanun’un (22/a) maddesi uyarınca yapılan çalışmalar sonucunda taraflara ait taşınmazlar arasındaki yanlış olarak geçirildiği iddia olunan sınırın düzeltilmesi istemine ilişkin olup, Mahkemece, kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenecek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi ve harcın da maktu olarak belirlenmesi gerekirken, harcın nisbi olarak belirlenmesi ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

Davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının, 5. ve 6. fıkralarının hükümden çıkarılmasına yerine 5. fıkra olarak ”Karar tarihi itibariyle alınması gereken 80,70 maktu karar ve ilam harcının, peşin olarak alınan 59,30 TL peşin harç ve 4.211,00 TL ıslah harcından mahsubu ile kalan 4.189,60 TL nin talep halinde davacıya iadesine” ibarelerinin yazılmasına, yine hükmün 8.bendinde yer alan ”… 25.950,00 TL vekalet ücretinin…” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine ”5.100,00 TL maktu vekalet ücretinin…” ibaresinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU HALİYLE ONANMASINA,

427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL’nin temyiz eden davalıdan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.