1. Anasayfa
  2. Diğer Mevzuat

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2005/9239 K: 2005/9907


Davacının, taşınmazdaki diğer paydaşlardan paylarını satın alma yoluyla edinmesi nedenli yasal hakkı ise, davalı Necdet’in taşınmazdaki payını diğer davalılara bağış yoluyla intikal ettirmesi de, adı geçenin payı üzerindeki mülkiyet hakkının doğal sonucudur. Böyle bir temliki engelleyen yasal düzenleme bulunmadığı gibi bu yolda bir kısıtlamada taşınmaz sicilinde mevcut değildir.

Taraflar arasında görülen davada; davacı, paydaşı bulunduğu 304 parsel sayılı taşınmazda ortaklığın giderilmesi davası devam ederken, paydaşlardan davalı Necdet’in aynen taksimi imkansız kılmak için paylarının bir bölümünü diğer davalılara hibe suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek hibe işleminin iptali ve hibe öncesi kayıt durumuna dönülmesi isteğinde bulunmuştur.

Davalılar, çekişmeli taşınmazda satış suretiyle ortaklığın giderilmesi yönünde bilirkişilerce rapor verildikten sonra davacının kardeşlerine ait payları muvazaalı olarak üzerine topladığını ve aynen taksim için tekrar rapor alınmasını istemesi üzerine hibe işleminin yapıldığını, davacının kendi kötü niyetinden yararlanamayacağını bildirip davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, hibe işleminin ortaklığın giderilmesi davasında aynen taksimi imkansız kılmak için muvazaalı yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol’un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 304 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, paydaşlığın ortadan kaldırılması amacıyla Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesinde 2004/1176 esas sayılı ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, bu davanın yargılaması sarasında, davacının taşınmazdaki, davalı Necdet dışındaki diğer paydaşların paylarını satın aldığı, bunun üzerine davalı Necdet’in de kendi payını diğer davalılara bağış yoluyla intikal ettirdiği anlaşılmaktadır.

Davacı, davalı Necdet’in tasarrufunun, ortaklığın giderilmesi davasında aynen taksim olanağının ortadan kaldırılması düşüncesine dayalı bulunduğunu, bu halin kendisine zarar vereceğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.

Yukarıda açıklandığı üzere; davacının, taşınmazdaki diğer paydaşlardan paylarını satın alma yoluyla edinmesi nedenli yasal hakkı ise, davalı Necdet’in taşınmazdaki payını diğer davalılara bağış yoluyla intikal ettirmeside, adı geçenin payı üzerindeki mülkiyet hakkının doğal sonucudur. Böyle bir temliki engelleyen yasal düzenleme bulunmadığı gibi bu yolda bir kısıtlamada taşınmaz sicilinde mevcut değildir.

Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile kabulü yönünde karar verilmesi doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine , 22.09.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.