1. Anasayfa
  2. Yargıtay Kararları Kararları
  3. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E: 2025/5278 K. 2026/959


Yapılan incelemede taşınmazın davacı tarafından açık artırma yoluyla satın alındığı ve taşınmaza ilişkin açık artırma şartnamesi ile dosyasında tapu kaydındaki orman şerhine ilişkin bilgiye yer verilmediği tespit edildiğinden, taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin gerektiği…

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin maliki olduğu Kocaeli ili, İzmit ilçesi, A1 köyü 110 ada 160 parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali için Orman Genel Müdürlüğü tarafından tapu iptal ve tescil davası açıldığını, bu dava sonucunda müvekkili adına olan tapu kaydının iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi halinde müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mülkiyetinin henüz iptal edilmediğini, davacının uğradığı bir zarardan söz edilemeyeceğini, bu nedenle davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davaya konu işlem Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, bu gibi yerlerin tapuya tescil edilmesinin kayıt malikine mülkiyet hakkı bahşetmeyeceği gibi tapu kaydına dayanarak iktisap edenlerin de 4721 sayılı Kanun’un koruyuculuğundan yararlanamayacağını ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 18.12.2020 tarihli ve 2020/111 Esas, 2020/363 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 2021/290 Esas, 2021/383 Karar sayılı kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak alınması, meskun sahada yer alıp belediye ve alt yapı hizmetlerinden faydalandığı anlaşılan taşınmazın arsa niteliğinde kabul edilmesi ile bedelinin emsal taşınmazlara göre tespit edilmesinin Dairece doğru bulunduğu, İlk Derece Mahkemesinin hükmüne dayanak yaptığı bilirkişi raporunda somut emsal olarak kullanılan taşınmazın satışının gerçek kişiler arasında yapılan bir satış olduğu, emsal olarak alınmasının uygun bulunduğu, yapılan karşılaştırma tablosu sonucu taşınmazın birim fiyatının 86,00 TL/m² olarak tespit edilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 07.01.1992 tarihinde “orman sınırları içindedir” şerhinin ve 03.05.1996 tarihinde “orman tahdit ve orman sınırları içinde kalmaktadır” şerhinin konulduğu, davacı K1’ın 31.10.2013 tarihinde satın aldığı taşınmazı orman olduğunu gösteren şerh ile edindiğinin anlaşıldığı, buna göre Devletin tapu sicil kaydındaki şerhin tesisini sağlayarak kaydın bu hali ile değerlendirilmesi gerektiği hususunu aleniyete intikal ettirdiği, 4721 sayılı Kanun’un 1020 nci maddesinin “Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.” hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemeyeceği, hal böyle olunca, davacının tapusunun iptali sebebiyle bir zararının oluştuğu kabul edilse bile, bu zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığının söylenemeyeceği gibi, zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından, davacı K1’ın 07.01.1992 tarihinden sonra, orman şerhini görerek taşınmazı 31.10.2013 tarihinde satın alması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesinin doğru görülmediği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 09.03.2023 tarihli ve 2023/11 Esas, 2023/100 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilitemyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Dairemizin bozma kararı öncesinde verilen geri çevirme kararı ile dosyaya getirtilen dava konusu taşınmazın tedavüllü tapu kayıtlarında davacı K1’ın 07.01.1992 tarihli orman şerhinden sonra, orman şerhini görerek taşınmazı 31.10.2013 tarihinde satış ve birleştirme işlemi ile edindiğinin görüldüğü, bu kapsamda şerhi görerek taşınmazı satın aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde karara varılmışsa da, davacı tarafın taşınmazı açık artırma yoluyla satın aldıkları, açık artırma şartnamesi ve ilanı ile taşınmaza ilişkin dosyada orman şerhine ilişkin açıklayıcı bilginin bulunmadığı iddiası çerçevesinde dava konusu taşınmaza ilişkin Kocaeli 2. (Sulh Hukuk Mahkemesinin) Satış Memurluğu 2012/36 Satış sayılı açık artırma yoluyla satış dosyası dava dosyası içerisine alınmış olup, yapılan incelemede taşınmazın davacı tarafından açık artırma yoluyla satın alındığı ve taşınmaza ilişkin açık artırma şartnamesi ile dosyasında tapu kaydındaki orman şerhine ilişkin bilgiye yer verilmediği tespit edildiğinden, Dairemiz bozma kararının maddi hata sonucu verildiği, maddi hataya dayalı bozma kararının taraflar lehine usulî kazanılmış hak oluşturmayacağı, taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar

İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerindeki orman şerhinin davacı tarafından bilindiği kabul edilse bile taşınmaz üzerindeki orman bitkisinin görülmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığını ve ıslah müessesinin uygulanamayacağını, davacının taşınmazı orman olarak satın aldığı gerçek kişiye ya da satış ilanının eksikliği nedeniyle ilgilisine yöneltmesi gerektiğini, müvekkili Hazinenin sorumluluğunun bulunmadığını, ormanların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacıya ait tapu kaydının yolsuz tescil niteliği taşıdığını ve hukuki değerinin bulunmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme

Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme

1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.