Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2004/3501 K: 2004/5788

Uyuşmazlık duvara ilişkin olup temliken tescil davasına konu olamaz. Ayrıca davalıya ait taşınmaz imar parseli olduğundan subjektif unsurun varlığından da söz edilemez. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı bazı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 8.5.2003 gününde verilen dilekçe ile tecavüzün olmadığının tespiti kaymakamlık men kararının iptali veya temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; temliken tescil talebinin kabulüne dair verilen 23.12.2003 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Ümit Aksoy tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Dava, Medeni Kanun’un 724. maddesi (Önceki Medeni Kanunun 650. Maddesi) uyarınca açılan temliken tescil isteğine ilişkindir.

Medeni Kanun’un 718/2 (önceki Medeni Kanunun 644/2.) maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Medeni Kanunun 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için:

Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla bir yapı yapılmış olmalıdır.

Anılan maddede bina sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından,inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir.

Bu yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin, inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir. (subjektif koşul)

Yapının, dava tarihine göre hesaplanacak değeri, zemin değerinden, açıkça daha fazla olmalıdır. (objektif koşul)

Yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise, tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsar. Mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için de bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olması gereklidir.

İptale konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmesine karar verilmeli, önceden ödenmiş bedel var ise bu miktar, ödenecek bedelden mahsup edilmelidir.

Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı imarlı parseline yapmış olduğu duvarın müdahalesinin olmadığının tespitine, muarazanın menine müdahale varsa temliken tescile karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davacının duvar yapmak suretiyle davalıya ait imarlı taşınmaza müdahalenin bulunduğu tespit edilmiş ve temliken tescile karar verilmiştir.

Uyuşmazlık duvara ilişkin olup temliken tescil davasına konu olamaz. Ayrıca davalıya ait taşınmaz imar parseli olduğundan subjektif unsurun varlığından da söz edilemez. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı bazı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı temyiz eden yararına BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.9.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.