Türk Medeni Kanunun 724. maddesi kapsamındaki yapı asıl şeyden ayrı sökülüp götürülmesi mümkün olmayan ve yasanın 684. maddesinde tanımı yapılan bütünleyici parçadır. Bütünleyici parçadan maksat ise, yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değişmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan yapılardan ev niteliğindeki yapı bu tür yapılardan olduğundan asgari levazım değerinin davalılar tarafından ödenmesine karar verilmesi doğrudur. Ne var ki, basit yapı niteliğindeki depo kiler ve ahır vasfındaki yapılar muhkem yapı olmadığından bütünleyici parça olarak kabul edilemez, taşınmaz malikinin mamelekinde de sebepsiz zenginleşme de meydana getirmezler. Bu nedenle, bu yapıların da asgari levazım bedellerini davalıların ödenmesine karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.06.2003 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, kademeli istek ise tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; temliken tescil isteminin reddine, tazminat isteminin kabulüne dair verilen 12.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı vekili ile diğer davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı, davalılara ait 580 parsel sayılı taşınmaza iyi niyetle bina yaptığını ileri sürerek Medeni Kanunun 724. maddesi uyarınca temliken tescil, kademeli istek ise binaların rayiç değerinin, kötü niyetli kabul edilmesi halinde ise binaların asgari levazım değerinin tahsilini istemiştir.
Davalılar, davacının binayı kötü niyetle yaptığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, temliken tescil isteminin reddine, binaların yıkımının fahiş zarar doğuracağı gerekçesi ile asgari levazım bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, taraflar temyiz etmişlerdir.
1 Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre davacının tüm temyiz itirazlarının, davalıların ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2 Mülkiyet hakkı, eşya üzerinde sahibine geniş yetkiler tanıyan mutlak bir haktır. (TMK. m.683778) Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 683. maddesi mülkiyet hakkı malikine iki türlü yetki tanımıştır. Bunlar; eşyayı yasal sınırlar içinde dilediği gibi kullanma, yararlanma, tasarruf etme yetkisi ve yapılan tecavüzlere karşı eşyayı koruma yetkisidir.
Eşyaya karşı haksız elatma varsa malik, istihkak davası veya elatmanın önlenmesi davası açarak haksız tecavüzün sonlandırılmasını isteyebilir. Eldeki davada davacının isteminin dayanağı Türk Medeni Kanununun 683. maddesidir. Arazi maliki “her türlü haksız elatmanın önlenmesini dava” edebilir. Ayrıca, Türk Medeni Kanununun 722/3. maddesince arazi maliki malzemenin sökülme gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere malzemenin sökülerek arsanın yapıdan evvelki haline getirilmesini talep edebilir. Ancak bunun için arazi üzerinde onunla sıkı sıkıya bağlı bir inşaatın bulunmaması, yapının arazi sahibinin rızası dışında yapılmış olması, inşaatın sökülmesinin aşırı bir zarara sebebiyet vermemesi, arazi malikinin de malzemenin sökülerek arsanın inşaattan evvelki haline getirilmesini istemesi gerekir. (TMK.m.722/3) Bunun dışında arazi malikinin haksız inşaattan dolayı uğramış olduğu zararlar varsa haksız fiile dayanarak bunların da malzeme malikinden istenmesi olanaklıdır. Diğer taraftan, yapının yıkımının aşırı zarara yol açması arazi sahibinin de malzeme ile ilgili tazminat miktarını ödeyemeyecek durumda olması halinde arazi maliki arsanın mülkiyetini, bedeli karşılığı malzeme malikine geçirilmesini isteyebilir (TMK.m.724).
Somut olayda; davacının çapa bağlı taşınmaza bina yaparak elattığından kötü niyetli kabul edilmesi ve temliken tescil isteminin reddine karar verilmesinde bir yanılgı yoktur.
Ancak; Yapının yıkımının fahiş zarar doğuracağının saptanması halinde arazi malikinin mamelekinde sebepsiz bir zenginleşme meydana geleceğinden bu zenginleşmeye karşılık taşınmaz malikinin malzeme malikine Türk Medeni kanunun 723. maddesi uyarınca muhik bir tazminat ödemesi gerekir.
Diğer taraftan, Türk Medeni Kanunun 724. maddesi kapsamındaki yapı asıl şeyden ayrı sökülüp götürülmesi mümkün olmayan ve yasanın 684. maddesinde tanımı yapılan bütünleyici parçadır. Bütünleyici parçadan maksat ise, yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değişmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan yapılardan ev niteliğindeki yapı bu tür yapılardan olduğundan asgari levazım değerinin davalılar tarafından ödenmesine karar verilmesi doğrudur. Ne var ki, basit yapı niteliğindeki depo kiler ve ahır vasfındaki yapılar muhkem yapı olmadığından bütünleyici parça olarak kabul edilemez, taşınmaz malikinin mamelekinde de sebepsiz zenginleşme de meydana getirmezler. Bu nedenle, bu yapıların da asgari levazım bedellerini davalıların ödenmesine karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda (1) bentte yazılan nedenlerle davacının tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine, (2) bentte yazılan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 05.02.2008 tarihinde oy birliği ile karar verildi.