Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E: 2006/15389 K: 2007/749

Her şeyden önce bina yapan malzeme malikinin taşınmaz mülkiyetinin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi diğer bir anlatımla, iyiniyetli olması gerekir. Davacı yapıyı yaparken paydaş olan baba ve kardeşlerinin taşınmaz mülkiyetini kendisine devredeceğine dair vaadlerinin olduğunu kanıtlayamamıştır. Ayrıca, davacı taşınmazda paydaş olup, zeminde diğer paydaşların da hakkı olması nedeniyle iyiniyetli olduğunu kabule olanak yoktur.

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 11.04.2005 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.09.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

Davacı 520 numaralı parselde davalılarla birlikte malik olduğunu, davalıların rızası ile ev, samanlık, kuruluk ve ahır yaptığını, yapı değerlerinin arz değerinden fazla olduğunu, tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.

Davalılar, yapıların muris babalarının sağlığında davacı tarafından rıza dışı yapıldığını iyiniyeti olmadığını savunmuştur. Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalılar temyiz etmiştir.

Medeni Kanununun 718/2. maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere, yapılar, bitkilerin ve kaynaklar girer. Medeni Kanunun 724. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, zemin ile üzerindeki yapı arasındaki bağlantı kesilmiş ve koşulların oluşması halinde, yapı sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için yapıyı kendi malzemesi ile yapan kişinin inşaatın başlangıcından bitimine kadar iyiniyetli olması diğer bir anlatımla, zeminin kendisine ait olduğu yada 05.07.1944 tarih ve 1226 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gerekir. (subjektif koşul)

Dava konusu 520 parsel 12.08.1965 tarihinde Tahsin’le birlikte babası Ahmet ile kardeşleri Mustafa ve İbrahim adlarına 1/4’er hisse ile tescil edilmiştir. Babası Ahmet’in 1987 tarihinden ölümünden sonra davacı, dava dışı kardeşlerinin tüm paylarını resmi senetle satın almış olup, taşınmazda davalılar ile, önceden varolan payları ile paylı mülkiyet babası Ahmet’ten gelen payı itibari ile de elbirliği mülkiyete esası üzere malik durumundadır.

Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine göre yapılar, davacı tarafından muris baba Ahmet’in sağlığında yapılmıştır. Az yukarıda açıklandığı gibi, her şeyden önce bina yapan malzeme malikinin taşınmaz mülkiyetinin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi diğer bir anlatımla, iyiniyetli olması gerekir. Davacı yapıyı yaparken paydaş olan baba ve kardeşlerinin taşınmaz mülkiyetini kendisine devredeceğine dair vaadlerinin olduğunu kanıtlayamamıştır. Ayrıca, davacı taşınmazda paydaş olup, zeminde diğer paydaşların da hakkı olması nedeniyle iyiniyetli olduğunu kabule olanak yoktur. Mahkemece açıklanan gerekçelerle davanın reddi gerekirken kabulü doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 02.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.